Brenda Joyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brenda Joyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2012 Pazartesi

The Conqueror - Brenda Joyce


Kitap ismi: The Conqueror
Yazar Adı: Brenda Joyce
Yayınevi: Dell
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Seri Adı: de Warrenne Dynasty
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 12
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 432
Çıkış Tarihi: 1990

English Review;


Well well here is the time come to review this book. But I cannot put right word on it. Sometimes I overjoy, sometimes felt horror, sometimes I close to tears. It's such a incredible book. I never accept rape in the book or real life it doesn't matter this issue always bother me and in this book my mind didn't banter this situation. Yes hero is like Pagan God. Strong, unyielding, relentless. And Heroine is such a warrior, always hang on her life and never hold off her tongue.

Yes, it is the beginning this problem nearly cost her life. History begun with the calling Rolfe Relentless destroy rebel camp and one girl stood one step front of the other and beg for mercy. But Rolfe didn't bother himself with the plea and camp is destroyed. But the girl who is beg intriguing her and he went after to rape her. He almost rape her until his men tell him who is under him is the rebel leaders sister. And story begun action never end till the books end.


--- Story contains --

Rape - Said again I don't accept rape but in this book I feel different about this matter, than the other story.

Body-ripped heroine - She knew it the beginning her action will forfeit.

Cheating - Another disapprove from my part. Hero maybe wise in the battle but if the subject is love they turning stupid lad.

Slangy talk - I don't care talks in the book. I read that before such as talk like this books contains.

Use body for deception - Another disapprove, but if this part isn't in the story hero and heroine didn't love each other at least not properly. So at least I endure this condition.

Hatred half sister :D -
Yeah if they will give it to me I will kill her! Such a hatred doesn't good sanity.

Türkçe Yorumum;

Kitap cümlelere sığdıralamayacak kadar güzel açıkçası bayıldım. Tam bir orta çağ kitabı. Neden tam bir betimlemesini kullandım, çünkü içerisinde tecavüz mü ararsın, kırbaçlanmamı, aldatmamamı - her türlüsü - herşey vardı ama bunlar gözünüzü yıldırmasın yazar o kadar başarılı ki bu konular gözünüze inanın batmıyor bile. Ben ki tecavüz konusunda her zaman hassasımdır bu kitapta üstüne düşmedim bile. Ki erkek karakterimiz bir öküz orası kesin. Şehevani bir yaratık resmen. Uçkuru uğruna neler yapıyor neler. Azıcık hikayeye gireyim hikaye 1070lerde geçiyor.

Piç Willam yani Normandiyalı Dük William'ın İngiltereyi işgal ettiği zamanlar. Oğlumuzun ismi Rulfe. Kendisi Acımasız Rulfe olarak nam salmıştır. Kralın sağ kolu en güvendiği adamdır. Kendisine savaştaki başarısı karşılığı Aelfgar kalesini ve oranın leydisini veriyor. Derken oğlumuz evine doğru yola çıkıyor. Yolda bir isyancı kampını yok ediyor. Orda bir kız yoketmemesi için yalvarıyor. Ama bizimkisi dinlemez. Yakıp yıkıyorlar. Sonra kız ormana doğru gidiyor bizim elemanda peşinden. Kızı yakalayıp tecavüz etmeye çalışıyor tam edicekken askeri gelip kızın isyanın lideri olan kardeşlerin kız kardeşi olduğunu söylüyor. Adam onu bırakıyor.

Kız aslında o kardeşlerin üvey kardeşi. Oğlan kızıda müstakbel nişanlısı Lady Alice sanıyor. Kızda tecavüzden kurtulmak adına sesini çıkarmıyor. Adamın lafları yetiyor zaten. Bide kızın gözünde bir problem var. Yorgun olduğunda sol gözü yanılmıyorsam kendi kendine tepki veriyor. Bu yüzden kıza herkes küçüklüğünden beri cadı diyor. Ama kızdan şu ana kadar korkmayan ve onu arzulayan tek kişi Rulfe. Kaleye gidipte yanındaki kızın gelini olmadığını öğrenince bizim elemanın asabı feci bozuluyor. Kızın peşinden çok gidiyor. Kızın kız kardeşi zaten bu kıza feci haset duymakta annesi onun annesi yüzünden babasının gözünden düşmüş diye.

Bide yaşı geçiyor evlenmesi lazım tek umudu Rolfe olmuş. Peşini bırak yoksa kötü olur diyor. Halbuki Rolfe sürekli peşinde kızın. Bizim salak kızda Alice'ı kurtarma derdinde. O adamla evlenme vs kaçırım seni diyor salak işte nolcak. Bu haberleri Alicede büyük zevkle Rulfe'e yumurtluyor ki kız kardeşinden soğusun ama ne faide. Derken bir gün Rolfe şansa ormanda kızın birne sarıldığını görüyor kıskançlıktan saldırıyor geçiyor kızın sarıldığıda kaçak olan isyanın başındaki liderlerden biri çıkmasın. Adam hemen tutuklatılıyor. Derken Rulfe ve Alice evleniyorlar. Onların düğün yemeğinde bizim kız abisinin kaleden kaçmasına yardımcı oluyor. Rulfe affediyor onu ama!

Adam kızın ona ihanet ettiğine o kadar inanmak istemiyor ki kitapta insanın içi gidiyor o anlarda. Heleki bir yerde kız kırbaçlanmak zorunda kalıyor ihanetten. Adamın içi gidiyor o görüntüde. Kırbaçlanma bitr bitmez alıyor herkesin gözü önünde kızı kucağına yatağına taşıyor. Kötü rüya gördüğünde sakinleştiriyor filan çok duygusaldı oralar ya. Tuhaf bir kitap özetle hop oturup hop kalktım kah ağladım kah güldüm :) Umarım bu yorumu okuyanlarda benimle aynı düşüncededirler.

Değerlendirme;


The Game - Brenda Joyce



Kitap ismi: The Game
Yazar Adı: Brenda Joyce
Yayınevi: Avon Books
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Seri Adı: De Warenne Dynasty
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 12 
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 480

Çıkış Tarihi: 1995

Yarılara kadar kraliyet entrikası kitaba karşı değerlendirmemde büyük engel sağlasada sonradan yazar öyle bir hikayeyi döndürdü ki pes dedim :) Süperdi. Sevilen herşey var. Korsan hikayeside aynı zamanda. Baş karakterimizde İrlandalı. Bir yer var ki insanın annelik duyguları şaha kalkıyor. Çok ağladım orada. Kraliçe Elizabeth senden nefret ediyorum bu arada. Allah bilanı versin. Ne kadar boş insan ki bir evladı annesinden babası sana ihanet etmesin diye ayırırsın!

Serinin ilk kitabı gibi hop oturup hop kalktım :) Brenda yeteneğini konuşturmuş. Hikayenin geçtiği yıl 1500lerin sonunda geçiyor. Konumuz Katherine’in yaklaşık 5 6 yıldır bir manastırda kalması ve bu süre içerisinde ailesinden ne bir ses seda gelmemesi üzerine manastırdan ayrılma talebiyle başlıyor. Baş rahibe bu isteği ret etse de en sonunda razı gelip kızın bir arkadaşının refakatçileriyle beraber gitmesine izin veriyor. Ama şans bu ki Fransadan İngiltereye giderken gemilerini korsanlar kaçırıyor! Ve geminin kaptanı olan Liam ise iflah almaz bir çapkındır!

Kıza kancayı takmıştır bir kere. Benimsin benim olacaksından başka bir dediği yoktur. Kızda adamı oyalamak namına yapmadığı şey, çevirmediği dümen kalmamıştır. Adam ise metresim olacaksın diye inada binmiştir bir kere. Zaten kıza artık bir leydi olmadığını babasının yıllardır kraliçeye karşı ihanetten tutuklu tutulduğunu söyler ama bizim kızımızın ona inancı yoktur. Kızda en sonunda artık adama karşı kozu kalmadığından babasına onu ulaştırırsa onun metresi olmayı kabul edeceğini söyler. Adamımız sözünü tutupta zar zor kızı babasıyla görüştürür. Kız gerçeklerin farkına varmıştır. Ama durum şöyledir ki sevgilisi babası bu adamı bırakmamasını, hatta istediklerini yapmasını, o adamın babasını buradan çıkaracak güce sahip olduğunu söyler. Zavallı kızımız kala kalmışmıdır öyle. Evden çıktıklarından kısa süre sonra kraliçenin adamları bunları yakalar. Hepberaber kraliçenin huzuruna çıkarılırlar. Liam’ın rahat tavırları ise Katherine’in sinirine dokunmaktadır. Kısa süre sonra bu ikilinin birbirlerini yakından tanıdıklarının farkına varır.

Liam İrlandalı bir barbarın annesine tecavüz etmesi sonucu doğmuştur ve annesi bu yüzden çok acılı günler geçirmiştir. Kraliçe Katherine onu himayesine almış, şimdiki Kraliçe Elizabeth ise Liam’ı sevdiğinden onların sarayda olmalarına izin vermiştir. Liam Elizabeth’in favorilerindendir ama Liam’ın barbar babası onu 12 yaşlarında alıp kendi gibi yetiştirmek için ülkesine götürür. Liam bu yıllarda çok değişmiştir tabii ki de. Korsan olup çıkar. Elizabeth ise her hatasından görmezden geliyordur. Çünkü Liam ona kur yapıyor ve onun adına bir takım işler yaparak boynuna bağlanacak yağlı urgandan kurtuluyordur. Ama Elizabeth bu olaya bir kadının karıştırdığını gördüğünde, hele de ona ihanet eden birinin kızını gördüğünde şüphelenmiştir. Liam irlandadaki isyancılara mı yardım ediyordur? Yoksa sadece bu kadınla gönül mü eğlendiriyordur? İşte bundan sonra oyun tam anlamıyla başlamıştır :D


 Favori sözüm;
"You deny it all you want, but you are mine. Call it passion, call it obsession, call it whatever pleases you, but you run hot and wild in my blood, Katherine-I cannot give you up."

"İstediğin kadar inkar et ama bana aitsin. İster tutku, istersen saplantı, nasıl adlandırmak istiyorsan öyle adlandır ama kanıma işledin Katherine. Senden vazgeçemem."

Değerlendirme; 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...