Avon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2012 Pazartesi

The Deed - Lynsay Sands






Kitap Adı: The Deed
Yazar Adı: Lynsay Sands
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Yayınevi: Avon
Seri Adı: Deed
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 384
Çıkış Tarihi: 1997


6 Ekim 2012 Cumartesi

Kiss An Angel - Susan Elizabeth Phillips



Kitap Adı: Kiss An Angel
Yazar Adı: Susan Elizabeth Phillips
Türü: Günümüz Aşk
Yayınevi: Avon
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 384
Çıkış Tarihi: 2009


Cidden ama cidden güzel kitaptı. Susan’ın şu ana kadar okuduğum bu üçüncü kitabı olsa da yazarın kurgularının bana göre eşsizliğine hayranım. İşleyiş şekli ise okumayı bir o kadar zevk haline getiren materyallerden biri. Alfa erkekleri işleyişi ise apayrı. Burada ki Rus efendimiz de alfa erkeklerin güzel örneklerindendi. Kızımız çok saftı. Beni bile bazen deli edecek derecede!

Kitap boyunca habire haksızlığa uğraması, itilip kakılması içimi burktu bir yandan. Annen öleli bir yıl olmuş. Zaten hovarda da bir kadınmış. Sen hüznünü para harcamaya vurup işi abartmışsın, sonra baban olacak Rus dallaması ya hapse gidersin ya da söylediğim adamla evlenirsin diye resti çeker. Sende kendini senden epeyce uzun boylu, sert, gülümsemeyi bile unutmuş bir Rus ile evli bul!

Yaşadığın hayatın güzelliğini ve babanın muhattap olduğu insanların çevresini düşününce evlendiği adamın böyle yatları katları olduğunu felan sanan bizim saftiri kızımız kendini bir sirk alanında bulunca bayılmasına ramak kalmıştır. Üstelik kalacakları yer ise bir karavandır. Bu adi adam bir işe yaraması gerektiğini söyleyip, sirkte de çalışacağını daha ilk baştan belirtmiştir. 

Bu altı aylık anlaşmalı evliliklerinde ona bakıcak, karavanını temizleyecek, ona yemek yapacak, gerekirse beraber olacak – ayı olduğunu demiştim size değil mi? – sirkte çalışacaktır birde! Amacı kıza anyayı, konyayı göstermektir kendince. Kızın babası bunu yapmasını söylerken adamdan ne beklersin ama değil mi?
Kızımızıda anasıgil gibi sanıyor bizim buz kütlesi. Hani böyle parti kızları tarzından. Yataktan yatağa atlayan, sığ, alışveriş meraklısı bir şey. Ama ah bir bilse, bir bilse!! Bizim pambık gibi kızımızın sığlıkla uzaktan alası yoktur. Verilen işleride pekala yerine getirmeye çalışır ama buz kütlesi ne bir tebessüm ne de bir teşekkür bahşeder. Birde kızımıza pusu kurmuşlar mıdır?

Hah, tamam fatiha okuyalım bizim kız yeridir. Kızın suçsuz yere yargılanması, çektiği utanç yetmemiş neredeyse geberene kadar bir ay çalıştırtmıştır buz kütlesi. Buz filan diyoruz ama kızımıza arada bir kor gibi bakışları var, amanın seni, beni yakar! İş böyle olunca adamımız daha fazla kendini engelleyemez ve kıza olan çekimine kaptırır kendini. Bunun akabininde güzel bir dört ay geçirirler. Gerçekler ortaya çıkar. Çiftimiz sirkle beraber yer yer geziyordur. 

Bu arada oğlumuzun bir Prens olduğunu söylemiş miydim? İşte işin karıştığı yerlerden biride burası. Dayısı olacak mendebur bu oğlanı küçükken kamçıyla canına okumuş resmen. Birde annesi babası o iki yaşında öldüğünden beri bu caninin elinde olduğunu düşününce adam kendini sevgi hissedemez bir canlı sanıyor. Bilin bakalım akabinde ne istemiyor? Çocuk! Çocuğumun benim gibi sevgisiz olmasını, onu sevemeyecek bir babası olmasını, bu yüzden de perişan olmasını istemiyorum diyor.

Bunları diyen adamımız hikaye de o sıralar kızımıza sırıl sıklam aşıkta daha görecek kadar gözleri açılmamış. Tamda o sıralar kızımız hamile olduğunu öğreniyor mu? Haydaaaa, buyrun cümbüşe. Oyy saftirim , saftirim ise bir ay daha bui şi gizliyor . Birde gidip gösteri öncesi söylüyor mu? Be yavrum, sana kimse azıcık ağırdan al, buzlarında çatlayıp, etrafa saçılma olduğunu öğretmedi. Adam zaten çocuk istemiyor. İlk tepkisi de “O çocuk aldıralacak!” oldu tabii.

Gösteride ki kazada üstüne mum dikti mübarek. Kızımızda havaya karışarak kaçtı gitti. Alex’in anca o anda beyninde ki çarklar dönüpte, kızımızı yürekten sevdiğini anladı. 1 ay boyunca aradı durdu onu. Dedektif tuttu filan. Fayda yok. En son bir tahminden yola çıkarak kızı bulup eve getirdi de ne faide? Kızın inancı bir kere kırıldı. Onu da kitabın sonunda, onun için herşeyi olan gururunu kız uğruna çiğneyerek telafi edip, evliliklerinin yenilenmesiyle kitabı kapattım. 

Şimdi buraya kadar okusanız da kitapta o kadar keşfedilecek şey var ki siz en iyisimi okuyun bunu ;)

Değerlendirme;


28 Şubat 2012 Salı

Secret Fire - Johanna Lindsey


Kitap ismi: Secret Fire
Yazar Adı: Johanna Lindsey
Yayınevi: Avon Books
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 416
Çıkış Tarihi: 1987



Öncelikle kitabı bana öneren İpek ablama çok teşekkür ederim. Johanna çok sevdiğim bir yazar. Bu kitabında da beni yanıltmadı ve sayfaları hızlıca çevirdiğim harika ve heyecanlı bir okuma süreci geçirdim. Kimi zaman ağlamamak için kendimi zor tuttum kimi zaman ise karakterlerimizin atışmaları yüzünden kahkahalar attım. Sinirden patlayacak dereceye gelip yeter ama uzattın diye sıkıldığım yerlerde olmadı değil! Bir çoğu kızımızın haklı şekilde olan inadı ve gururu yüzündendi.

Hikayemizin içerdikleri;

Dimitri; Beyaz atlı prens gibi mübarek bir Rus prens. Sarı saç kahve rengi göz. Soy Vikinglere dayanıyor. Özenilmişte yaratılmış boy pos endam yerinde bir varlık! Ama bir sorunu var her istediğini elde etmek zorunda!

Katherine; İdealist, gururlu, dik başlı, oldukça da inatçı, ama uzun süre küs kalamayan, kendi kendine konuşmayı adet edinmiş, eşsiz bir güzelliği bulunmasada harika gözlere sahip bir kadın. Dimitri'nin isteme hatasına düştüğü kadın aynı zamanda.

Vladamir; Katherine'i kaçırma akılsızlığında bulunan ve bu yüzden kitabın sonuna kadar kızdan çeken bir adamcağız. Dimitri'nin en güvendiği adamlarından biri.

Sonya; Dimitri'nin zalim bir hükümdar gibi davranan teyzesi. Aynı zamanda kızımızı ona çalışanlarında karşısında karşı çıktığı için değnekle vurdurulmasını sağlayan ve bunun karşılığında biz zavallı okurların isteklerine rağmen hiç bir ceza almayan zülmeden kadın.

Anastacia; Dimitri'nin İngiltereye gelmesine sebep olan şımarık prenses kız kardeşi.

Hikaye kontu kızı olan Katherine'nin, kız kardeşinin nişanlısıyla kaçacağından şüphelenip, onu hizmetçi kılığında takip edip, yabancı bir adam tarafından ahlaksız teklifi ret ettiği için kaçırılması ile başlıyor.

Dimitri, kız kardeşinin birinin yatağında yakalanıp, skandal çıkarması dolayısıyla İngiltereye tam da müstakbel eşine kur yaptığı dönemde gitmek zorunda kalmıştır. Kardeşiyle aracında yolculuk yaparken, sokakta bir adamı başından savmayan kadını görür ve onu ister. Hemen adamına kızı ona ayarlaması talimatını verir.

Emir kulu olan Vladamir ise kızın reddi karşında şok olmuştur. Prensini biri nasıl reddebilmiştir ki! Bu yüzden kızı kaçırır. Gün boyunca dil döker ama kız yolundan geri dönmez. Vladamir en sonunda kızın yiyeceğine afrodizyak koymakta bulur çareyi. Bu sayede Dimitri kızı ilacın etkisinde bulur. Kız durumun da farkında değildir ve hasta olduğunu sanıyordur. Dimitride telaşla adamına kızın neden hasta olarak odaya konulduğunu sorar ve durumu öğrenir. Dimitri ise malesef ki durumdan istifade etmiştir. Kızı düşük seviyeden bir kadın sanıyordur. O yüzden hiç kızın saf, pak olacağına kafa yormamıştır.

Ertesi sabah kızın uyanmasıyla tehditlerde başlar ve Dimitri Rus Prenslerinden biri yazın İngiltereyi ziyaret edeceği için Rusların ismine herhangi bir leke gelmesini istemiyordur. Bunun için kızı da beraberinde Rusyaya götürür. Yolculuk boyunca Katherine'in reddedişiyle aralarında ki tutku daha da çoğalmıştır. Rusya'ya vardıklarından sonra da olaylar peşi sıra ardına gelmeye başlar. Acaba Dimitri Katherine'in gerçek kimliğine inanıp onu elinden kaçırmayı göze alabilecek midir?

Değerlendirme;


27 Şubat 2012 Pazartesi

The Game - Brenda Joyce



Kitap ismi: The Game
Yazar Adı: Brenda Joyce
Yayınevi: Avon Books
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Seri Adı: De Warenne Dynasty
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 12 
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 480

Çıkış Tarihi: 1995

Yarılara kadar kraliyet entrikası kitaba karşı değerlendirmemde büyük engel sağlasada sonradan yazar öyle bir hikayeyi döndürdü ki pes dedim :) Süperdi. Sevilen herşey var. Korsan hikayeside aynı zamanda. Baş karakterimizde İrlandalı. Bir yer var ki insanın annelik duyguları şaha kalkıyor. Çok ağladım orada. Kraliçe Elizabeth senden nefret ediyorum bu arada. Allah bilanı versin. Ne kadar boş insan ki bir evladı annesinden babası sana ihanet etmesin diye ayırırsın!

Serinin ilk kitabı gibi hop oturup hop kalktım :) Brenda yeteneğini konuşturmuş. Hikayenin geçtiği yıl 1500lerin sonunda geçiyor. Konumuz Katherine’in yaklaşık 5 6 yıldır bir manastırda kalması ve bu süre içerisinde ailesinden ne bir ses seda gelmemesi üzerine manastırdan ayrılma talebiyle başlıyor. Baş rahibe bu isteği ret etse de en sonunda razı gelip kızın bir arkadaşının refakatçileriyle beraber gitmesine izin veriyor. Ama şans bu ki Fransadan İngiltereye giderken gemilerini korsanlar kaçırıyor! Ve geminin kaptanı olan Liam ise iflah almaz bir çapkındır!

Kıza kancayı takmıştır bir kere. Benimsin benim olacaksından başka bir dediği yoktur. Kızda adamı oyalamak namına yapmadığı şey, çevirmediği dümen kalmamıştır. Adam ise metresim olacaksın diye inada binmiştir bir kere. Zaten kıza artık bir leydi olmadığını babasının yıllardır kraliçeye karşı ihanetten tutuklu tutulduğunu söyler ama bizim kızımızın ona inancı yoktur. Kızda en sonunda artık adama karşı kozu kalmadığından babasına onu ulaştırırsa onun metresi olmayı kabul edeceğini söyler. Adamımız sözünü tutupta zar zor kızı babasıyla görüştürür. Kız gerçeklerin farkına varmıştır. Ama durum şöyledir ki sevgilisi babası bu adamı bırakmamasını, hatta istediklerini yapmasını, o adamın babasını buradan çıkaracak güce sahip olduğunu söyler. Zavallı kızımız kala kalmışmıdır öyle. Evden çıktıklarından kısa süre sonra kraliçenin adamları bunları yakalar. Hepberaber kraliçenin huzuruna çıkarılırlar. Liam’ın rahat tavırları ise Katherine’in sinirine dokunmaktadır. Kısa süre sonra bu ikilinin birbirlerini yakından tanıdıklarının farkına varır.

Liam İrlandalı bir barbarın annesine tecavüz etmesi sonucu doğmuştur ve annesi bu yüzden çok acılı günler geçirmiştir. Kraliçe Katherine onu himayesine almış, şimdiki Kraliçe Elizabeth ise Liam’ı sevdiğinden onların sarayda olmalarına izin vermiştir. Liam Elizabeth’in favorilerindendir ama Liam’ın barbar babası onu 12 yaşlarında alıp kendi gibi yetiştirmek için ülkesine götürür. Liam bu yıllarda çok değişmiştir tabii ki de. Korsan olup çıkar. Elizabeth ise her hatasından görmezden geliyordur. Çünkü Liam ona kur yapıyor ve onun adına bir takım işler yaparak boynuna bağlanacak yağlı urgandan kurtuluyordur. Ama Elizabeth bu olaya bir kadının karıştırdığını gördüğünde, hele de ona ihanet eden birinin kızını gördüğünde şüphelenmiştir. Liam irlandadaki isyancılara mı yardım ediyordur? Yoksa sadece bu kadınla gönül mü eğlendiriyordur? İşte bundan sonra oyun tam anlamıyla başlamıştır :D


 Favori sözüm;
"You deny it all you want, but you are mine. Call it passion, call it obsession, call it whatever pleases you, but you run hot and wild in my blood, Katherine-I cannot give you up."

"İstediğin kadar inkar et ama bana aitsin. İster tutku, istersen saplantı, nasıl adlandırmak istiyorsan öyle adlandır ama kanıma işledin Katherine. Senden vazgeçemem."

Değerlendirme; 


The Black Lyon - Jude Deveraux



Kitap ismi: The Black Lyon
Yazar Adı: Jude Deveraux
Yayınevi: Avon
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Seri Adı: Montgomery
Seri Sıralaması:
1
Toplam Kitap Sayısı: 21
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 357

Çıkış Tarihi: 1980

English Review;

Story Contains

Jealous husband - Hero make me crazy about that. Yes he has a heart ache of his late wife but this man is paranoiac in this subject. Even when heroine is joking about other mens.

Shrew, rescued women - Yes she rescued by hero. And she return his good intention with betrayed him. She made heroine uncomfortable and convince her Ranulf cheating her. Yes in this place I ate my nail for stress book caused me. And want it that women be gone and dead! But our heroine believe her deceptive word and fall her plan to abducted by one of Ranulf's men. Aghhh, sometimes I like to shake characters and put some sense in them head.

Abduction, long parting - Because our heroines love sicks for her husband, she made a wrong choice and abducted by bad guys. Ransom is the reason. But vanguard lusted after her and he wait for the birth in cause of his plans for her come true. But Ranulf is going after them and finally - nearly a four month after the abduction - he find and save her. But enemy is alert and they didn't run to far so they hide in a cottage with injured men. And heroines labor begun. In the end our hero's have the baby his want and both cherished little boy. 

Here come the part that I say you "I like it this book or not." Yeah I like it but till the middle of the books is unexcited. After the our stupid hero do the stupid thing ever and rescued the shrew women then story is more excited :) I shall say I didn't much like characters after the The Conqueror - Brenda Joyce's male characters - Rolfe -. He lift up my expectations I think I will never able to love character :D


Türkçe Yorum;

Kitap oğlanımız Kont Ranulf'un kızımızın baba ocağına gelmesi ve tanışmalarıyla başlıyor. Ranulf'un Siyah Aslan diye bir lakabı var çoğu insan ondan korkuyor. Hem kendi hemde Siyah Korumalar diye adlandırılan 7 adamıda siyah saç, giyim ve atlara sahip. Kızımız oğlumuzla tanışmadan önce çok korkmuş duyduğu hikayelerden ama annesi gibi bir insanı ilk görüşte karakterini iyi bir şekilde yargılayabiliyor ve bu adamla 2 süper gün geçirip nişanlanıyor. Sonra Ranulf kendi evine gidiyor ve düğün 3 hafta sonrası için ayarlanıyor. Birbirleri için hediyeler yaptırıyorlar ama noluyorsa oluyor Ranulf ilk evliliği ve evliliğinin başarısızlığını hatırlıyor.

Bu evliliğininde ilkine benzer bir başlangıcı olması dahada canını sıkmakta. O yüzden düğünde asık suratlı bir damat olarak geziyor. Sonra eğlenceler kızın bir sevdalısı tarafından kıstırıldığını görüpte oğlanın kızın ona ait olduğuna dair laflarını duyması gözünün dönmesine yetmiştir. Kendine aptallığını tekrar ettiği için küfürler savurur. Sonuçta gerdek gecesi kıza hor davranır. Artık ona güvenci yoktur. Kızın birde bu eski sevdalısı tarafından takip edilip bir mektupla tehdit edilmesi olayları zorlaştırır. Adam ondan gece kocası uyuyorken onun altınlarından bir kaçını kaçırıp pencereden atmasını söyler aksi halde Ranulfu öldürecektir. Derken kızımız kocasına durumu ne kadar açıklamak istesede Ranulf izin vermez ve kızımızda bu eski sevdalının dediğini yapar.

Bir süre sonra o sevdalı gidip Ranulfa karısının onu aldattığını altınlarını ona verdiğini ona mektup yazdığını filan der ve kanıtları gösterir. Ranulf çok kıskanç bir koca olduğu için gözü döner zaten bu sevdalıda deli bir adamdır sonuçta ölen o olur. Bu olaydan sonra Ranulf baya bir süre kıza güvenmez kavga ederler hatta kızı evine yollamaya çalışır. Kendide bu arada bir geziye çıkar. Kızımız pes etmez peşinden gider kılık değiştirip. Bir kadından dans etmeyi öğrenip kocası için performans gösterir ama iş ileriye sürüklenince kocasının onunla onu başka kadın sanarak beraber olmasını midesi kaldırmaz. Zaten gerçekten kim olduğunu öğrenincede çok kızmış ama bir yandanda kızın cesareti yüzünden içten içe gururlanmıştır.

Ha babam de babam zaman geçer bunlar bir süre çok iyidirler ta ki evlerinin yakınında - İngilterede bir adada yaşıyorlar - fırtına çıkana kadar. Kocasının görevi fırtınaya yakalanan gemilerin güvenliğini sağlamak. Bu arada bir kadını kurtarmak için canından oluyor Ranulf. O kadında türlü fettanlıklar yaparak bu çiftimizin huzurunu kaçırıyor. :) Kitabın başları iyi ortalarına doğru çok sakin sonları ise baya heyecanlıydı :D Sevdim ama çoook sevdim diyemem :)

Değerlendirme;


21 Şubat 2012 Salı

Claiming The Courtesan - Anna Campbell



Kitap ismi: Claiming The Courtesan
Yazar Adı: Anna Campbell
Yayınevi: Avon Books
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 384
Çıkış Tarihi: 2007

Olay şu; Kızımız 14 yaşından beri mi ne fahişelik yapıyor. Oğlumuzda Dük. Bu kızı 6 yıl önce metresi olduğu adamın balosunda görüyor. 6 yıl sonra metresi yapıyor. Adam sabırla bekliyor yani. 1 yıllık sözleşme yapıyorlar. Bir yılın bittiği gün kız kaçıyor. Tamda oğlan buna evlilik teklif ettiğinde. Aslında kaçmaktan çok bu işleri bırakmak istiyordu yeterli parayı elde edince emekli olmak adına taşrada bir yer tutup adını değiştiriyor. Kardeşide yanında. 3 ay sonra Dük bunu buluyor ve İskoçyadaki bir arazisine kaçırıyor. Kızı aşağılıyor, zorla sahip oluyor, kızın duygularını ona karşı kullanıyor. Korunmada kullanmadığı için kız hamile bırakarak mı beni cezalandırmaya çalışıyorsun diyor. Ama bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla durumlarında.

Neyse zamanla çözülüyorlar. Pambuk gibi bir ikili oluyorlar hatta kız hamile kalıyor. İskoçya daha merkezi bir yerinde ki evine gidiyorlar bir bakıyorlar oğlanın şirret anası orda. Ayrıca kızın kardeşi ! Baya olaylar oluyor. Kadın kaltağını evden götür diyor. Oğlanda o bir yere gitmeyecek diyor. Evleneceğiz diyor. Kadın onunla dalga geçiyor. Oğlan evden kovuyor onu. Kızda anasının böyle yaptığını görünce yılıyor kardeşimle evime döncem diyor. Adamında sözü vardı. Kabul ediyor el mecbur. Yola çıkıyor kız kardeşiyle ama gözü yaşlı. Sonra bir anda bir tuzağa düşüyorlar. Kaba adamlar kızı kendine çekip arabadan indiriyor .Kardeşini ölesiyle dövüyorlar. Sonra bu işin arkasında ki çıkıyor ortaya. Dük'ün annesi ! Kıza senin yüzünü kimse beğenmeyecek şekilde doğratıp onların sana tecavüz etmesini sağlayacağım diyor. Nayır nolamazlar eşliğinde Dükümüz geliyor ve günü kurtarıyor.

Değerlendirme;



Stormfire - Christine Monson



Kitap ismi: Stormfire
Yazar Adı: Christine Monson
Yayınevi: Avon Books
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 568
Çıkış Tarihi: 1984


Ben böyle bir kitap daha okumadım! Aslında dört yıldız verecektim sevmediğim şeyler yüzünden bir yıldız eksiltecektim ama yazara haksızlık olurdu. Manyak bir kurgu yapmış.

Öncelikle İpek ablama bu kitabı bana önerdiği ve okumama sebep olduğu için teşekkür ederim. Dönemi şu aralar okuyamadığım Regency olsa da orta çağdan bir farkını göremedim açıkçası. Çok fazla zulümler, aksiyonlar, olaylar, entrikalar söz konusuydu. Bol bol ağladım.

İlk başlarında devlet meseleleri filan beni boğmuştu. Sonradan aksiyonla bu işler karısında o problemde düzelmiş oldu. Sinir olduğum noktalardan en büyüğü ise kızımızın orta malı gibi olması. Bunu daha nazik bir şekilde ortaya koyabileceğim tanım bulamadım.

Oğlanımızın ise sadık kalmak nedir bilmemiş, bundan da nasibini alamamış biri olması. Kıza etmediğini bırakmaması. Kitabın sonunda hayatta kalması bile bir mucizeydi benim için. Neyse ki o kadar badireden sonra en azından benim mutlu diyebileceğim bir son ile kitap bitti de kendini paralamadım.

Şimdi hikaye biraz karışık başlıyor. Yazarın anlatımına alışmam zaman aldı. Kızın odasına dadısı geliyor bunu yatakta çıplak buluyor. Evde de misafirler var filan sonra yatakta kanı görünce yaptın gene yapacağını değil mi filan diyor kızda inkar etmiyor. En sonunda annemde, anneannemde bu yoldaydı beni mi eleştiriyorsun diyor sonra o yataktaki benim kanım değildi demesiyle bunun akabinde iki hafta sonra okula gönderiliyor. Yolculuk sırasında da kaçırılıyor.

Gemiye bindirilip İrlandaya götürülüyor. Asıl oğlanımız ilk gece kıza tecavüz ediyor ve kızın bakire odluğu ortaya çıkıyor. Adam bile kanıtını görmese inanmayacaktı yani. Sonra kızın elbisesinin bir kısmını yırtıp, onun kanını temizleyip bir mektup yazıyor. Kızın babasıyla bir husümetleri varmış. Adam annesi ve beraberinde bir çok insanın ölümüne sebep olmuş. İşte amaç intikam.

Kızda anlıyor olayı zar zor adamın elinden alıp ateşe atıyor mektubu. Adam kıza tekrar zorla sahip olduktan sonra sabahına kahyayı çağırıp bundan sonra çalışacağını söylüyor. Akabindeki 1 ayda kızımız adamı pek görmüyor. Adam metresine gidiyor o sürede. Bu arada kızı kaçıran oğlanın abisi ise kızın çektiklerini gördükçe ona yardımcı olmaya çalışıyor. Kızda ona karşı yumuşuyor. Tabi bunları gören Sean kızı gene yatağına alıyor.

Baya bir süre böyle devam ediyor. Bu oda benimle yatacaksın filan diyor. Kız ama istekle gitmiyor hiç bir zaman. Sana kendimi istekle vermeyeceğim, babama ihanet etmeyeceğim diyor. Adam bir gün diyor zorlamayacağım bundan sonra seni kendi isteğinle bana geleceksin. Bu sözünü kızla aynı yatakta yattığı halde tutuyor. Bu arada abisi oğlana baş kaldırıyor. Öyle bir durum var ki evin asıl varisi Liam yani ağabeyi ama güçlü olan Sean. Herkes onun otoritesine boyun eğiyor. Liam birden diklenince otorite savaşı oluşuyor ama kıza söz verdiği için uzatmıyor olayı Liam. Sean onu deniz seyahatine yolluyor döndüğünde de çok farklı, kararlı bir adam oluyor.

Sean bir seyahat için uzaktayken fırsat kollamaya bakıyor. Kızla ilgileniyor, evlenme teklif ediyor. Kız kabul ediyor ama hemen sonra anlıyor ki kardeşine olan hayranlığı ve nefretinden onu istediğini, adamı reddedip, kaçıyor ondan. Sean yokluğunda İrlanda nın isyanı komplolarında çalışıyor ingilterede sonracığıma bir geliyor ki kızı bıraktığı doktor - ki kendisi bir dedikodu yüzünden hastasız kalmıştı - yazıhanesi tıka basa dolu. Hepside kız yüzünden gelmiş. Bizimkisi kuduruyor tabii ki.

Kız bu arada adama karşı yumuşamış durumda ama bana tecavüz eden bir adamı nasıl arzularım havalarında aynı zamanda. Bunlar bol kavga ediyorlar gene ama eskisi gibi değiller birde kızın çekmediği çile yok. Halktan ikisi kızı boğmaya bile çalıştılar yani o derece. Neyse birgün Sean kıza diyor kalk hazırlan. Bir saat içerisinde denize açılıyorlar. Üç hafta denizde geziyorlar yer yer. Çok romantik ama hala kızda adama yaklaşma yok. Adamda kızı zorlamıyor hani.

Yolculuklarının son gününde bunlar bir adada duruyorlar. O ada da oğlanın annesinin öldürüldüğü yermiş. Lızla kavgalılarmıydı ne kaçıyor kız ondan sebebi şu an aklımda değil. Kızı yakalıyor ve yaşadıklarını anlatıyor. Annesinin tecavüz edip karnından deşilmesi onun kaçması için onları oyalamasını ama annesinin olayını anlatırken birden kızın karnına bıçak dayamasın mı destur dedim kızı öldürecek. Manyak zaten. Kız korkudan bayılsın mı? Adamda birden korktu acaba bıçağımı geçirdim filan diye. Bir yaralama olmuyor. Ama kız hep beni öldürecek bu diye bekliyordu.

Velhası kelam adam kızı gemiye götürüyor. Kız uyanıyor, güverteye çıkınca bir bakıyor uzaktan bir ingiliz gemisi geçiyor. Gaz lambasını aldığı gibi işaret yapmaya başlıyor. Sean hemen görüyor bunu, bırak onu diyor kız bırakmaz. Beni öldürmeye mi niyetlisin diyor. Alıyor cebinden bıçağı yerden ona doğru atıyor. Al diyor sen yap. Hatta dur sana sebepte vereyim. Eğer beni şu an öldürmezsen senin peşinden geleceğim. Sana sahip olmaya devam edeceğim. Hatta sana çocuk bile verebilirim. Benden kurtulmak istiyorsan şimdi yap yoksa bana teslim ol diyor. Kızda teslim oluyor. Bu sefer isteyerek bir beraber olma hali gerçekleşiyor.

Ertesi gün eve dönüyorlar. Cicim ayları tabi. Liam kıskançlıktan çatırdıyor. Kıza diyor benle buluş, buluşmazsan ben yazıhaneye gelirim. Catherine gidiyor buluşmaya adam kardeşinin planlarını sayıyor. Kız hep biliyorum diyor ama bilmediği bir şey var. O haber karşısında kız kala kalıyor. Sean ingilizlere karşı fransızlarla birleşecekmiş. Fransızların onları köleleştireceğini kontrolü ele alacağını biliyor kız, bu durumu düzeltmek için kızın londraya gitmesi lazım. Liam diyor benle evlen seni burdan kaçırayım. Kızda kabul ediyor. Bunun hemen akabinde evleniyorlar.

Fransızlar Sean ile anlaşma için geliyorlar ve gittikleri günki baloda kızla Liam kaçıyor. Kız londraya gidince ben bundan boşanırım evliliğide tamamlamadık mı olur biter diye düşünürken Liam kızı zorluyor beraberlik için ve kız diyor eğer bir daha beni böyle zorlarsan kaçarım senden bir daha göremezsin beni diyor. Adamda kabul ediyor zaten pısırığın teki bakma arada yılanlaşıyor. Kaçıyorlar ve üçüncü gün Sean yakalıyor bunları. Sean Catherine'i ister Liam karımı bırakmam der. Birde şöyle bir durum var. Bunların annesi Seana hamileyken kaçmış. Yani bu oğlan p*ç diye damgalanmış ama babası sonradan bunu oğlu diye kabul ediyor. Yinede insanların kafasında bir soru işareti var babasına o kadar benzemesi durumunda bile. Liamın dili sivri Seanın kol gücü daha iyi ya. Bir kaç adamı ona karşı çeviriyor Liam. En sonunda bir kavga ediyorlar. Kız Sean'a kalıyor Liamda gidiyor.

Sean kızı kapatıyor bir yere haftalarca çıkarmıyor sonra bir gün çıkarıyor. İsyan başarısız geçmiş. Baya sayıyor söylüyor aşağılıyor Sean. Kız salakça Liam'ı koruyor. Ben kötü oldum onlar kardeşler, araları kötü olmasın diye Liam'ın suçunu üstüne alıp isyanın planlarını haber verdiğini söylüyor. Sean o hınçla beraber oluyor filan sonra kıza Mahzende bir yer yapıyorlar. Oraya bırakıyor kızı. Oğlanda eve metres getiriyor. İlk beraber olduğu ara ara ona gittiği kadını. Kızın bakımınıda onun ellerine bırakıyor mu? O rezil kızda kızı neredeyse aç bırakıp ışıksız şekilde orada tutuyor mu?

Dört ay kız orada kalıyor sonra bir gün nasıl oluyorsa adamın aklına kız geliyor. Bir gider bakar durum perişan. Metres gelip kızı yatakta ve adamında ona nefretle bakışını görünce savunmaya geçiyor ama adam kovuyor bunu. Kızı da yeni bir hücre yapıyorlar böyle ferah denize bakan ne kadar camları demirli olsada oraya koyuyor. Kız iki ayda orada kalıyor. Adam diyor zaten özel durumlarda odadan çıkacaksın. Misafir geliyor bir gün, kıza diyor istersen aşağıya gelebilirsin. Kız geliyor, yemek yiyorlar ve masada Seanın eski sevgililerinden biri var.

Doktor yemekte kızın durumuna bakıyor Seana muayene etmek istediğini söylüyor. Kız hayır ben iyiyim filan dese de iki gün sonra muayene oluyor ve altı aylık hamile olduğu çıkıyor ortaya. Bu arada muayeneden önce Sean bunu çağırıyor muayene olacaksın diye. Tartışıyorlar, kız şu an evde olan sevgilisine laf söylüyor. Adam bir tokat atıyor kıza kız masaya bir çarpıyor, dudağı patlıyor. Muayenede iki kaburgasının kırık olduğu anlaşılıyor. Kızın hamile olduğundan haberi yok Sean'ın. Korkuyor çocuğumu alır diye Catherine. Kızda doktora diyor yemekte filan söylersin. O arada Sean ile sevgilisi at sürmeye gidecekler. Sean sende geleceksin diyor. Kız zor duruyor eğerde, en sonunda da bir kütük gibi bir şeyden atlayacak kız, adam o at alışkın değil öyle şeylere demeden herşey olup bitiyor. Kız yere düşüyor.

Acil hemen götürüyorlar eve ameliyata alınıyor. Sean kızın elbiselerinin yırtılıp da karnının şişkinliği ortaya çıkınca hayır hayır diyerek odadan kaçmaya çalışıyor. Ama doktor tutuyor onu. Bu çocuğu nasıl peydah ettiysen burada da duracaksın diye. Bırakıyor ama bir süre sonra. Sonradan ortaya çıkıyor ki bebek dört aylıkken ölmüş anne karnında yiyecek yetersizliğinden ve anneyi zehirliyormuş. Kusmasınında sebebide buymuş. Eğer şimdi alınmasaydı anneyi bir ay sonra öldürürmüş. Velahısılı kelam kız 2 ayda zor kendine geldi. Adam çocuğunu kendi elleriyle gömdü kızada oğlun yaşıyor denildi. Hayata dönmesi, tutanacak bir dalı olması için. Uyanıpta acı gerçeği anlayınca kız bitkisel hayat gibi bir duruma geçiyor. 2 yıl öyle kalıyor ve bu süre içinde adamın kızı geri getirmek için yapmadığı yok. En son bir gün bahçedeler. Bir kedi buldu Sean, kızın kucağına koyuyor. Kedide tepki filan olmayınca canı sıkılıp dolaşıyor etrafta bir köpek gelip onu köşeye sıkıştırınca bizim kız bir çığlık atarak yavru kediyi kucaklıyor.


O zamandan sonra düzeliyor egzersiz yapıyorlar. Mutlu mesut hallerine dönüyorlar altı ay mı ne.
Sen yılan Liam birden bit oğlanın odasında, babasının vasiyetini ver adama ve kızın üvey kardeşleri olduğu gerçeğini söyle. Sean akabinde kıza yalan söylüyor işte Liam boşanmayı ayrılmamız halinde kabul etti filan diye. Ben çocuğumun benim gibi p*ç damgasını istemiyorum diye ama kız yemiyor
Adamda içkisine ilaç katmıştı işte. Kız aygınlık baygınlık arasında deniz seyahati yapıyor. Kız babasının evinde uyanıyor. Adam sanki kız hiç kaçırılmamış gibi tavırlarda görmeniz lazım. Sean'ın yanındayken kız anlıyor zaten babasının ne ciğeri beş para etmez biri olduğunu. Hatta kız kaçırılmasaydı kızını bir dükün oğluna metres yapacaktı. Kızda bunu Seandan öğrenmişti.

Tekrar Sean'a dönmek için kafasında plan yapıyor. Babasına niyetini açıklıyor. Birine metres olmak istediğini. Birde adam batakta. Baya şey kaybetmiş. Aile servetimizi eski haline getirmeliyiz diyerek kız bunu kandırıyor. Velhasılı kelam bu arada oğlumuz kızı babasına teslim ederken tutuklanmış ve bilgi için işkence edilmekte. Kızımızın haberi yok. Kız tekrar hamile bu arada. Gidiyor Edinburgh'a o dükün oğlunu değilde kendini kandırıyor. Beraber oluyor. Babasına karşı koruma istiyor. Çocuğu içinde tabi. Kızın 21 yaşında girdiğinde müthiş bir servet onu bekliyor ve 21 e basmasına 2 ay var sadece. Babası kızını öldürmek veya öldürmemek arasında karar kılma aşamasındayken kız kaçıyor. Babasının planlarınıda biliyor tabi.

Neyse eninde sonunda Sean'ın hapiste olduğunu duyuyor. Dük'ten onu kuratacak bir kağıt alıp onu kurtarmak için geri dönüyor ama Dük tabi zor bırakıyor kızı. Sean ise türlü işkenceler çekiyor. Kızın babası bilgileri söyler diye erkekliğini kesiyor. Tabi sen ilk başta öyle sanıyorsun. Sonra çıkıyor ki sadece testislerinin biri alınmış. Hala çocuk sahibi olabilir. Bunu doktor söylüyor. Ama adamın o hala erkekmiyim diye kesik kesik soruşunda kırılganlık uf tuhaftı ya. O olayın üzerinden üç hafta mı ne geçiyor gene sorgulamada söylemiyor bir şey bu sefer adamı ilişkiye zorluyorlar. Sonra bu nasıl olduysa kaçma girişiminde bulunuyor ve vuruluyor. Adamı ölü sanıp diğer ölülerin yanına atıyorlar buda oradan kaçıp saklanacağı bir yer vardı oraya sığınıyor yaralı.

Sonracığıma efenim kız geliyor hapishaneye öldüğünü öğreniyor kötü oluyor tabi. Doktoru görmek istiyorum diyor görüşüyor adamla sonra mezarını görmek istiyorum diyor mezarcılarla konuşuyor. Onlarda tarifine göre bir adam gömmediklerini ama bir tanesinin ayaklanıp kaçtığını söylüyor. Kız Seanın onu gözetleme ve kollaması için bıraktığı hizmetçiden Sean'ın gizlenme yerini öğreniyor. Gidiyor bakıyor adam paçavralara sarılmış öylece yatıyor. Yarasını temizlemeye çalışıyor. Yiyecek filan alıyor. Bakıyor doktorsuz bu iş olmaz. Mezarcıları kandırıp doktoru dışarı çıkartıyor ve kulübeye götürüyor. Doktor kurşunu çıkarmıyor yoksa adam üç hafta yerinden oynatılamaz.

Bir gün orada duruyorlar. Ertesi gün akşam babasının adamları etrafı araştırırken bunlar bir tekneyle kaçıyorlar İrlandaya. Üç gün sürüyor seyahat Gidiyorlar e adam uzun bir süre boşlamış oraları kız korkuyor kimse kalmadı diye ama birden ona Liamla gidenlerden biri yardım edince korkuyor. Liam kuşattı burayı diye ama yok adam terk etmiş onu. Sean'ı hemen eve götürüyorlar. Doktor çağırıyorlar ama adam doğumda. Sonra bizim kız işe girişiyor, yarayı çıkartıyor filan oğlan 2 aya yaklaşık iyileşmek için yatıyor. Bir gün Liam ingilizlerle orayı kuşatıyor ama ingilizlerden önce gelmiş bu salaklar neyse ki. Orada çatışma oluyor Liamı öldürüyor kız.

Sonra bizimkiler deniz yoluyla kaçıyorlar. Bir fransız gemisi üç gün sonra bunları buluyor. O gemide de kızın eski bir tanıdığı çıkmasın mı? Fransız bir yüzbaşı. Daha önceden de kıza talip. Bunları Fransaya götürüyor. Kızı kendi annesinin evine oğlanıda kendi evine. İlişkilerini filan bilmiyor ama. Kızı sosyeteye sokuyorlar. Napolyon göz koyuyor kıza. Bizimkilero sıralar görüşmüyorlar. Oğlan oradaki eski bir tanıdığı kadına gidiyor, beraber oluyor filan. Kızda bir süre sonra o Fransız Yüzbaşının evlenme teklifini kabul ediyor Napolyon o zaman onu istemez niyetiyle. Bu arada Sean iki düello yapıyor. İnsanlar bunu öldürme isteğinde. Hiç birinde yenilmiyor. Üçüncü düellosuna Napolyon engelliyor. Çünkü Sean ona savaş için makineler tasarlıyor diye. Kızımızın evlendiği yüzbaşı üçkağıtçının önde gideni çıkıyor.

Kızı seni seviyorum filan diye kandırdı ama asıl istediği kızın parası ve kendi mevkii. Napolyon kızla evlendi diye onu general yapıyor. Meğersem metreslerinin evli olmasını istiyormuş gizlilik açısından. Kocası bildiğin fahişelik yapmasını istiyor. Birde önemli bilgileri öğrenmiş. Sean'ı sevdiğini onun için herşeyi yapacağını bildiğinden yularlar elinde. Sonra bir gün Sean için kiralık biri tutmuşlar. En yakın arkadaşıyla arasında bir ilişki var diye laf yaymış etrafa. Sean onu düelloya davet ettirmeye zorlandı. Düello ettiler, adamı öldürdü filan ama adamın kılıcı zehirliydi ve zor kurtuldu gibi.Bzim kızın kocası hemen koştu kıza öldü dedi ama aksini duyunca baya şaşırdı Catherine. Hemen bir buluşma ayarladı Sean ile kilisede görüştüler. Kaç git burdan dedi ona. Eve dönüşte kocası nerede o diye buluştun biliyorum filan diye sorguya çekti. Bunu iyi bir hırpaladı son anda hizmetçi gördü de durdu.


Bu arada Sean kızın güvenliğini sağlamak için metresinden yardım dilenirken bizim kızın hizmetçisi o eve geliyor feryat figan. Hanımım doğuruyor, dövdü kocası diye. Sean bir hışım kızı alıp buraya getiriyor. DOğum başlamış. O arada kızın kocası Raoul nereden bitti bilinmez oğlana kafa tutuyor. Bunlar Raoul'un anasının evinin bahçesinde düello yapıyorlar. Kızın anasıda şahit. Tabi Sean oğlanı öldürüyor. Hani heroluktan değil, adam zaten öyle eğitilmiş. Bu kızla tanışmadan öncede bir sürü kişiyi katletmişti. Velhasılı kelam adamı öldürüyor, annesi buna saldırıyor ama boş çıkıyor sahne kızımızın doğumuna dönüyor. Bir oğlan doğuruyor. Bu arada Sean ülke dışında Belçikaya gitmiş. Ne haltı var orada demiyor yazar. Betresinin kızı gizlemesi için bir anlaşma yapmışlardı. Kadınla evlenecekti. Kadın üç ay sonra küçük bebeğin gözlerinin yeşile döndüğünü görünce deliriyor. Sean'ın kardeşinin gözlerinin mavi olduğunu biliyor. Kadına diyor defol git evimde p*çinle beraber.

Hikaye öyle dört yıl sonrasına atlıyorç Bizim oğlan kızı ve çocuğunu görmek için bir manastıra gidiyor. Kavuşuyorlar. Sean oğlunu görüyor. Çocuk annesini öpen biri görünce direk tekmeliyor. Rahibeyi öpmek günahtır diye. Ne bilsin çocukcağız başka türlüsünü. Manastırda büyümüş. Oğullarıda üç buçuk yaşlarında bu arada. Babasına alışmakta azıcık zorluk çekiyor tabi. Adam dank diye ben senin babanım oğlum derse öyle olur.Manastırın papazı bunları çağırıyor işte herşey açıklanıyor. Adamı o buraya çağırmış. Kızın annesini üvey babasıyla evlendiren adamda o aileden bir nevi. Araştırma yapmış baya. Sean ve kızın babasının vasiyetine ulaşmış zorda olsa. Meğersem Liam numara yapmış. Mektubun asıl can alıcı yerini okutup gerisini okutmadan mektubu elinden aldığından devamını okuyamamış Sean. Devamında kendinin başka bir adamın çocuğu olduğu yazıyormuş. Mutlu haberi alan çiftimiz hemen evleniyor. Ve deniz yolculuğu ile eve dönerlerken bu kitapta sona eriyor.

Buraya kadar sabır edipte okuyan varsa kendisini tebrik ediyorum. :) Kitabı okumasını sağlığını düşünüyorsa tavsiye etmiyorum. :D Ama bu kadar entrikaya gelirim, denemeye varım diyen herkese tavsiyemdir. :)

Değerlendirme;



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...