Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2014 Pazar

ÜKG Blog Tur: Her Şey Bitti Derken - Katja Millay


Yeni bir turdan herkese merhaba! 

Bu sefer size kalbinizi ısıtacak, bir çok yerde ödül almış, okurların gönlünü çalmış olan Her Şey Bitti Derken ile karşınızdayız! 

Tur Takvimi
Romancekolik | Tanıtım Videosu, Yorum




Kitap Adı: Her Şey Bitti Derken
Yazar Adı: Katja Millay
Yayınevi: Neo Kitap
Türü: Günümüz Aşk, Genç Yeitşkin
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 496
Çıkış Tarihi: Temmuz 2014
Değerlendirme: 4,5/5




Uzun süredir yorum yazmadım ama bu kitap hakkında bir kaç şeyi dillendirme ihtiyacı duyuyorum. Öncelikle The Sea of Tranquility benim uzun zamandır görüp de çok dillendirildiği için elimin hiç gitmediği kitaplardan biridir. Aynı vaka mesela Tatlı Bela'da da olmuştu. Geç olsun güç olmasın diyebiliyorum ancak.

Kitap sade bir durgunlukta devam ederken kalbinizi öyle bir çalmayı beceriyor ki şaşırırsınız. Bir iki sahne dışında aksiyon yok ama çok gerçekçi bir hikaye var. Yazarın ağzı kesinlikle çok iyi iş yapıyor. Bazen acaba fazla mı abartıyor diyip düşünceleri atlamayı düşünsem de yine okurken buldum kendimi.

Açıkçası Nastya'dan çok ilgimi Josh çekti. Ama sonradan kalbimi öyle kırdı ki, sanırım beklemediğim bir insan olduğu için bu durumdan çok etkilendim. Kızımızın kendini uzaklaştırma sebebine de pek anlam veremesem de bu kadar kısa sürede Josh'un böyle bir olaya sebebiyet vermesine kırıldım ne yalan söyleyeyim. Kendime de bu yüzden şaşırıyorum aslında. Neler neler okumuş insanım ama gelin görün ki bu çocuğun şu yaptığı koydu bana. :)

Bir puan bu yüzden kıracakken kitabın sahnesi sanki gönül alırcasına tatlıydı ki yarım puanı geri verdim. :) Her şeye rağmen son zamanlarda okuduğum en güzel çevirisi, kaliteli baskısıyla benim gönlümü çalan bir kitap oldu. Spoilersız anlatacağım diye kıvrandığım bu kitabı mutlaka okuyun!



TANITIM VİDEOSU

10 Mayıs 2014 Cumartesi

ÜKG Blog Tur: Efsane - Marie Lu



Tur Takvimi

10.05 | Romancekolik - Kitap Yorumu



Kitap Adı: Efsane
Yazar Adı: Marie Lu
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Distopya, Bilim Kurgu, Genç Yetişkin
Seri Adı: Efsane
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Hardcover
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 314
Çıkış Tarihi: Mayıs 2014
Çevirmen: Sefa Emre İlikli
Değerlendirme: 4 / 5


İşte beklenen an geldi ve Romancekolik her zaman ki gibi Genç Yetişkin kitabı okumadan önce kendine telkinlerini yaptı. Kitabı yeni bitirmiş ve tüm duygu yoğunluğu birikimiyle sizi bu yorumu yazıyorum. Kitabı sevdim mi? EVET. Thomas ölsün mü? Ömür boyu falaka cezası yese içim acımaz. June ile Day kavuşsun mu? Bunu bir soru olarak bile kabul etmiyorum, yazar UMARIM bu konuda baaaaazı kitapları (Bknz; Alaycı Kuş, mutlu son demeye bin şahit bir sonu protesto ediyorum.) kendine örnek almamıştır ve yazarken onu dürten şeytana uymamıştır.

Kitabın tek eksiği biraz daha aksiyondu sanırım. Azıcık daha uzatıp aksiyon artırılsaydı bence ortaya bomba bir şey çıkardı. Ki kitabın sonundaki ve Day'in ailesinin evindeki malum sahneler okuyucuya çok güzel şekilde yansıtılmak bir yana insan kendini daha fazlasını isterken buldu.

Kitapta ne olacağını bileceğiniz/tahmin ettiğiniz bir gidişat dışında yazarın bana süprizler yaşattığı noktalarda oldu. Kalemi çok güçlüydü diyemem ama ilk çalışması ve genç yaşında yazdığına bakılırsa ortaya gayet süper bir iş çıkardı diyerek hakkını vermem gerek.


Distopik sisteme gelirsek ben şahsen kızın komutanının dışında sistemin başındakileri daha çok görmeyi beklerdim. Bana sanki komutan kendi çalıp, kendi oynuyormuş gibi bir hava verdi okurken. Thomas zaten ayrı arıza. Kitap bir üçlemenin ilk adımı olarak kafamızda epey soru işaretleriyle bitti tabii.

Karakterleri sevdim. Şartlar bu kadar kötü olmasaydı kötü çocuk tipli flörtöz bir Day görmek isterdim açıkçası. Altyapı var yani. June'a gelirsek tipik bir Distopya kahramanı. Tüm yükü üzerine alan, gözü kara, saliselik kararlar alıp sonuna kadar uygulayan, sadık vs vs liste uzar gider. Kusurları da yok değil tabii.

Ayrıca kitap bir çok açıdan realistik bir şekilde kurgulanmıştı. Distopya sevenlere tavsiyemdir.

Bir sonraki turumuzdan sonra seriye devam etme planlarım var. Tüm sorularımın cevabını almadan ben rahat etmeyeceğim!

24 Mart 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu | Yorum + Evliliği Aşılamanın Evreleri




| Tur Takvimi |

23.03 | Kitap Esintisi – Kitap Yorumu
23.03 | Kitap Hayvanının Günlüğü - Ön Okuma
24.03 | Romancekolik - Yorum + Evliliği Aşılamanın Evreleri



"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş...






Kitap Adı: Kocan Kadar Konuş
Yazar Adı: Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi: Dex Plus
Türü: Çik-lit
Format: ARC, Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 220
Çıkış Tarihi: Mart 2014
Değerlendirme: 4 / 5



Türk kızının bitmeyecek çilesi, hayali, sızlanması, serzenişidir evlilik! Açıkça bunu yaşayanlardan biri olduğumu söyleyebilirim. Kitaptaki karakterimiz gibi evde kalmış sayılmasam da yaşadığı stresi, gerilimi filan anlayabiliyor ve empati kurabiliyorum. Bir ara kızı o aileden evlat edinmek farz oldu bile dedim! O neydi öyle?

Efsun iyi, hoş kız ama beni sonlarda çıldırttı. Kız resmen iyi niyetinin kurbanı olup çıktı. Hayır, baktın uyguladığın sistem ters tepiyor, insan geri pedal yapar ama değil mi?! Sinan ellerinin arasından kaçıp gitti resmen. Sonlardaki Sinan'ın tavrınada gıcık olduğumu hemen araya sıkıştırmak istiyorum. Ne burnu havadalıktır o! Kız gelmiş özür dilemiş, anladık biz beraber olamayız diyorsun da azıcık ruhsuz olma bu konuda ama değil mi? Onca yıllık hatır vs var ortada çok ayıp çok!

Gelelim okuma sürecime. Kitap kısa ve çok eğlenceli geçti. Başlarda beklemediğim bir şekilde kendimi gülmekten ağlarken buldum. Karnım ağrıdı. O kadar ağrıdı ki bir yerden sonra gülmemek için kendimi kastığımı ciddi olarak ve tüm samimiyetimle itiraf edebilirim. Gel görelim ki kitap Sinan öncesi ve sonrası olarak ikiye bölünmüş gibi hissettim. İlk part süper, tam gırgır geçerken ikinci part yani kitabın diğer kısmında bir performans düşüklüğü sezdim. E alışmış kudurmuştan beterdir! İnsan hani benim komedim, kahkahalarım demiyor değil.

Birde o sona çemkirerek yorumumu sonlandırmak istiyorum. Ama yazarcığım oldu mu bu şimdi? Cliffhanger bir son beklemiyordum ben açıkçası. Hayır, bir cümle daha uzatıp oraya bir "Evet." sözcüğü iliştirseydin içim rahat edecekti vallahi. Neyse, bizde hani kitabımızzzz diye ikincisi için taciz ederek intikamızı alırız artık :P

Kendimde "evlilik" ideolojisiyle yetiştirilmiş bir türk kızı olarak aile ve etraftakilerin size evliliği aşılama evrelerini kendimce bir değinmek istiyorum.

EVLİLİK AŞILAMA EVRELERİ

Bebeklik: Aslında her şey kundakta, daha yeni doğmuş, yüzünüz kıpkırmızı, tek derdiniz süt olan o zamanda kucaktan kucağa gezdirilip, "Mürüvetini de görürsünüz inşallah!" ile başlar.

Çocukluk: Bir çocuğun konuşup, yürümeye başladığındaki ilk oyunudur evcilik! Oyununuz bebeklerle oynamak olsa bile "Teyzeler" müdahaleye gelebilirler. Zaten erkek bir çocuğu evcilik oynamaya zor kandırmışken Teyze gelir, "Ne oynuyorsunuz?" diye sorar. "Bebeklerimizle oynuyoruz!" dersen yandın. Hemen başlar, "Olur mu öyle? Evlendirin siz bebeklerinizi gitsin!" Teyzeye kafan güzel mi diye soramayacak kadar ufak olduğumuz dönemlerdir bunlar ne yazık ki.

İlkokul Çağları: Okuldan eve gelince evi dolu bulduğun günlerdir o zamanlar. Malum "Teyzeler" eve doluşmuşlardır. Derslerin nasılların peşi sıra hep bir, "Ah seni oğluma alacağım!"lar gelir. O dönemler "Ben okuyacağım yea." diye çıkışırsın ve karşılığında koro halinde bir "cık cık" lama alırsın. Bu laflarını annen duymasa bile şikayeti mutlaka anne kulağına gider.

Ergenlik Çağları: En kritik dönemlerden birisidir. Bütün ev işi aksatmaların peşi, "Sen evlenince napacaksın?" , "Çok çekersin bu kafayla." , "Aç açına mı kalacaksınız?" , "Bak bu pasaklılığınla bize laf getirme!" gibi bilumum evliliğe ima lafları işitirirsin. Bir de artık o teyzelerin bahsettiği meşhur oğlanlar vardır yanlarında. Evliliği iyi empoze etmiş miyim diye birde durum yoklarlar. Sen o devirlerde "Ben evlenmicem yea." , "Bekarlık sultanlıktır." gibi bilumum lafla savunmaya geçersin. Bunu aslında daha önce o gözle bakmadığın erkeklerin alınlarında "Potansiyel Koca" yazısı gördüğünden, yusuf yusuf olduğundan söylemişsindir.

Dünürcüler: Dikkat bölünerek çoğalırlar! "Bak ablanım diye iyiliğin için diyorum." bu tiplerin genel sloganıdır. Sen başta niyetini anlayamadığın ve aslanın tuzağına düşmek üzere olan bir ceylan misali gezdiğin dönemlerde seni av misali izler bu hatunlar! Nabza görede şerbet vermesini  bir bilirler ki sorma! Aralara malum çocuk hakkında laflar atılıp merak unsuru oluşturulur. Bak algı psikolojisi bile uyguluyorlar!

Bunlar bir Türk Kızının genel olarak karşılaştığı durumlardır. Tabii yazıyı deneyimlerimden yola çıkarak yazdığım için herkesin başına gelmemiş olabilir ama sizi iki dakikalığına evde kalmış diye görülüp ama evlenmek isteyenler için duaya davet ediyorum! İşleri zor. Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş. :)


28 Şubat 2014 Cuma

Aldığım Her Nefeste - Judith McNaught





Kitap Adı: Aldığım Her Nefeste
Yazar Adı: Judith McNaught
Türü: Günümüz Aşk
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Seri Adı: Second Chance
Seri Sıralaması: 4
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 391
Çıkış Tarihi: 2009
Yoruladığım Tarih: 2010
Çevirmen: Melih Ertaş
Değerlendirme: 4 / 5


Bu kitabı ben kapağına bakarak tarihi aşk romanı sanıp almıştım bir zamanlar. Hiç özeti okumadan Judith kitabıysa güzeldir mantığıyla aldım ama günümüz çıktı. İlk sayfada sorun yok ama ikinci sayfada dürbün, telefon vs yazdığını gördüğünce anca durumun farkına vardım.

Ahh Mitchell. Her Judith kitabı gibi yine bir dalyanla karşı karşıyayız. Burada kızımızın adı Kate, sevgilisiyle çıkıcağı tatile sevgilisinin "Sen önden git." deme hatasında bulunmasıyla kızı tek yollaması ve kızımızın da Mitchell köpek balığı tarafında açık sularda iki günde avlanması üzerine serüvenimiz başlıyor. Bu kitapla ilgili o kadar çok kopya vermeyeceğim. Tek şey deyip susuyorum. Kızın nişanlısı sonradan, "Ben seni 2 ayda yatağa atabildim ama bu adam 2 günde bunu nasıl becerdi?" diyor ya işte koptuğum andı. :) Okuyun ama şiddetle önereceğim bir kitap değil.        


23 Şubat 2014 Pazar

Günahın Esiri - Anna Campbell







Kitap Adı: Günahın Esiri
Yazar Adı: Anna Campbell
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency, Erotik
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 416
Çıkış Tarihi: 2010
Çevirmen: Meriç Algün
Değerlendirme: 5 / 5


Kitap çıkmadan önce ingilizcesini okuma fırsatım olmuştu ve çok beğenmiştim. Anna Campbell'ı okurken karakterleri bir alana hapsetmesi gibi sizide kitaba hapsettirebilme yeteneği takdire şayan. Konusuda bir o kadar ilgi çekici.

Lady Charis iki üvey abisi borçlu oldukları adamla kızı evlendirmek için öldüresiye dövdükleri bir gün kızımız evden kaçar ve yakınlardaki bir hanın ahırına kendini zor atmıştır. Gideon kızı bulduğunda kız perişan halde soğuktan titriyordur. Kıza niyetinin kötü olmadığını açıklasa geçirdiği travma yüzünden kız inanmıyordur.

İlk fırsattada onlardan kaçar ama bir ara sokakta 4 tane iğrenç denizci tarafından tecavüze uğrayacakken Gideon kızımızı kurtarır. Ama akabinde yolda rahatsızlanır ve Charis ona bakar. Gideon'un neden böyle olduğunu gizliyordur. Eve vardıklarında güvende olduklarını sansalarda kısa zamanda abileri kızın izini bulmuş ve çiftimizin evlenmekten başka seçeneği kalmamıştır. Vücudundan çok ruhu yaralı bir casus ile o iyileşmek istemesede uğruna herşeyi göze alan güzeller güzeli bir kızın hikayesi.


18 Şubat 2014 Salı

Sensiz Olamam - Mary Jo Putney





Kitap Adı: Sensiz Olamam
Yazar Adı: Mary Jo Putney
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Yayınevi: Epsilon
Seri Adı: Kayıp Lordlar
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 360
Çıkış Tarihi: 2010
Değerlendirme: 3 / 5
Çevirmen: Banu Belgi



Sensiz Olamam kitabı sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Benim yeterince ilgimi çekmiş ve bitirene kadar başından ayrılmamıştım. Yazarında anlatımı güzel. Özellikle baş erkek karakterimizin başından geçen hafıza kaybı olayında geçmişten kesitler hatırlaması sahnelerini çok ilgi çekici bir şekilde yazmış.

Hikayemiz yarı İngiliz yarı Hindu Dükümüzün meraklısı olduğu ve hobi olarak uğraştığı buharlı gemisini denerken kaza geçirip patlamada ölü sanılmasıyla başlıyor. Kızımız Mariah bir kumarbazın kızıdır. Babası bir soyludan malikane kazanıp hemen kızıyla yerleşmiştir. Kızımız çok mesuttur ama babası bir seyahate çıkmak zorundadır. Babasından haftalarca haber almayan Mariah kapısına evin eski sahibi gibi bir kurt dadanıp babasının öldüğünü ve kendisininde oynadıkları kumarda babasının hile yaptığını kanıtlamak için mahkemeye başvurucağını söylemesiyle sarsılmıştır. Artık kimsesi ve kalıcak bir yeri olmaması kaygısı taşıyordur. Ama malikanenin eski lordu kızın güzelliğindende istifade daha kolay bir yol çizip kızı evliliğe kandırmaya çalışmaktadır. Kızda kaçış yolunu evli olduğunu beyan ederek bulur. Bir gece yaptığı ritüelde duası kabul olur ve denizden rüyalarının erkeği çıka gelir.

17 Şubat 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Sana Kapıldım - Laurelin Paige



Tur Takvimi


17.02 | Romancekolik - Yorum
17.02 | Kitab-ı Sevda - Yorum

18.02 | Sevgili Kitap - Ön Okuma
18.02 | Yorumbaz - Yorum
18.02 | Kitap Esintisi - Alıntılar
19.02 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Playlist
19.02 | Zimlicious - Yazarla Röportaj





Kitap Adı: Sana Kapıldım
Yazar Adı: Laurelin Paige
Türü: Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: Elf Yayınları
Seri Adı: Fixed
Seri Sırası: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 350
Çıkış Tarihi: Şubat 2014
Değerlendirme: 4 / 5
Çevirmen: Melek Golden



Yazıma kitaba Elli Ton veya Crossfire serisine benzeyenlere diyeceklerimle başlamak istiyorum. Öncelikle kitabın "klişe" bir başlangıç yapması, içerisinde sahiplenici seksi bir CEO olması, saçma sapan işler çeviren eski sevgililer dışında bence bir benzerliği yok. Şu an seriyi komple bitirmiş ve söz konusu olan emsallerinin tamamını okumuş olarak bunu söyleyebilirim.

Beni bu seriye çeken her zaman Alayna oldu açıkçası. Kızın saplantısının arkasında bir samimiyet mi buldum acaba bilemedim. Ama gerçekçi bir paronayası vardı. Yazarın bu konuda işini iyi yaptığını söyleyebilirim.

Hudson artık kalıplaşmış mı kemikleşmiş desek bilemedim ama tipik bir erkek kahraman. Kendinde tipik olmayan bir zamanlar sadist SOB'un teki olduğu. Zevk için kızların rüyalarını karartan, kendine bağlayıp, ortalığı karıştırıp, terk eden cinsinden hemde... Bana göre epey hastalıklı.

Kızımızda erkeklere bağlanma geçmişi sabıka kayıtlarına taşmış bir zat olunca gelsinde böyle bir rezile nasıl kapılsın ama değil mi? Kapılıyorda....

Herşey bir oyun üstüne üstelik. Neyin ne olduğunu anlayamadığınız gibi yazarın seri başındaki bir gizemi sonunda çözümlüyor ve sizi şaşırırken bırakıyor. Herşeye rağmen buraya ek not olarak seri sonunu bu seriye yakıştıramadığımı da belirtmek istiyorum.

Yazarın ilk serisi olmasına rağmen Erotik'e yatkın süper bir yazım şekli var bence. Bunca Erotik kitap okuduktan sonra iyisini kötüsünden ayırabiliyor insan ister istemez. Bence olayı ucuzlaştırmayan, çok fazlada "tavşansı" diyemeyeceğimiz bir seks hayatları var kitapta. Duygusal açıdan ilk kitapta aşırı bir şey bulamıyoruz. Kızımızın direkt kafa dalışı yapıp aşık olması ve arada yaşıdığı ufak utanç verici anlar ise beni sanırım en çok etkileyen anlardan oldu.

Seri ilerledikçe karakterleri daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum ve umarım bu seriyi en az benim kadar seversiniz!

Ayrıca sizi kitabın övgüler kısmında şöyle bir sürpriz bekliyor olabilir!



Not: Kitabı çevirim dolayısıyla tekrar okuyamadığımdan çevirisi konusunda bir bilgi sahibi değilim.

ÇEKİLİŞ


a Rafflecopter giveaway


15 Şubat 2014 Cumartesi

Aşk Tutulması - Christie Ridgway




Kitap Adı: Aşk Tutulması

Yazar Adı: Christie Ridgway
Türü: Günümüz Aşk
Yayınevi: Koridor Yayınları
Seri Adı: Üç Öpücük
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Paperback
Sayfa Sayısı: 282
Çıkış Tarihi: 2011
Çevirmen: Arzu Petek
Değerlendirme: 4 / 5
Yorumladığım Tarih: 2011




Eğlenceli bir romantik komedi canınız çektiyse bu kitap sizin için ideal bayanlar. Alessandra evlilik gününde çocukluk aşkını kaybetmiş tutkuları ve ihtiyaçları olan kasabanın gözünde genç bir dul, Penn ise babasının bir garsonu ayartmasının sonucu dünyaya gelip zorlu şartlardan geçmiş ama başarının basamaklarını çıkmayı bilmiş bir adamdır. Bu ikili babalarının ölümünün yarattığı kargaşada bir araya gelmiş ve Penn karşısına çıkan bu gelinliği yarım yamalak giymiş hatta bazı düğmelerini bağlamamış üstelik altınada pijama giyen deli kadından gözünü alamamıştır. Kardeşi onu kızın kasabanın rahibesi diye uyardığı halde bu kadın ona ne zaman dokunsa ikiside arzudan kavrulacak hale geliyorlardır.


Alessandra babasına söz verdiği düğün salonunu tamamlamak için Penn'e ihtiyacı vardır ama geç adam bu ihtiyacı kısa zamanda ikisininde eğleneceği alanlara yöneltir.



14 Şubat 2014 Cuma

Güllerin Fısıltısı - Teresa Medeiros





Kitap Adı: Güllerin Fısıltısı
Yazar Adı: Teresa Medeiros
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ, İskoç
Format: Paperback
Sayfa Sayısı: 448
Çıkış Tarihi: 2010

Çevirmen: Özgü Çelik
Değerlendirme: 4 / 5
Yorumlanma Tarihi: 2010


Morgan'ın patavatsızlıklarına aşık olacaksınız. Ben kitabı çok gülerek kimi zaman içim sızlayarak okudum. Çoğunluklada güldüm. Benim İskoçlara  zaafım vardır kitabı öyle yada böyle okurum ama bunu çook beğendim :) Kızımıza son zamanlarda çok uyuz oldum. Yolasım geldiysede barıştılar ya derin bir oh çektik. Keyifli bir aşkın hikayesini okumak istiyorsanız tam size göre bir kitap.

Kitap Morgan'ın iki klan arası barışını temsil etmek amacıyla Sabrina'nın klanında her yaz kalmasıyla başlıyor. Yıllar sonra bu iki bacaksız büyümüş olarak karşı karşıya gelirler. Bu ziyafette Morgan'ın babası öldürülür ve suçu kızın babasına atılmıştır doğal olarak. Morgan o tepkiyle Sabrinayı rehin alır ama kızın annesi Elizabeth kızını kurtarır. Morgan hücreye atılır ve daha sonra kızımızın babası hatasını düzeltmek için Morgan'a kızını verir. Bizim prenses gibi yetişmiş, el üstünde tutulmuş, gül kibi kırılgan kızımız bir dağlıyla evlenmiş ve bu hayata mahkum edilmiştir. Ama Morganın "Dağlı" duygularıyla tutku içinde yanacaklardır :))        


13 Şubat 2014 Perşembe

Camlar Şehri - Cassandra Clare





Kitap Adı: Camlar Şehri
Yazar Adı: Cassandra Clare
Yayınevi: Artemis Yayınları
Türü: Genç Yetişkin, Urban Fantasy
Seri Adı: Ölümcül Oyuncaklar
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 6
Format: Paperback
Sayfa Sayısı: 624
Çıkış Tarihi: 2011
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Değerlendirme: 4 / 5
Yorumlanma Tarihi: 2011


Seriye arkadaş vasıtasıyla başlamıştım. Çok uzun süre historical okuyup fantastiğe geçmek benim sinirlerime hiç iyi gelmemişti şahsen. Young Adult tarzından soğudum hatta :) Bunlar neden kavuşamıyor, neden bir sarılma bile yok bu işin içinde diye içimden isyan etmiştim. Camlar Şehrinde böyle bir şey olmadı. Kitap her açıdan benim isteklerimi karşıladı. Sürekli aksiyon ve macera kitabı soluksuz bitirmeme neden oldu. Jace karakterini çok seviyordum şimdi daha da bir sevmeye başladım. Gerçekler açıklandı. Kötüler diziden diskalifiye oldu. E daha ne olsun :) Ama üzücü kayıplarda verildi.

Bu kitapta Clarissa yani herkesin deyimiyle Clary annesini uyandırıcak sihri yapması için Camlar Şehrine gidip iblis efendisini bulması lazımdır. Ama Jace buna izin vermiyor. Kızın özel olduğu anlaşılırsa Merkez tarafından alı konulucağını biliyor. Clary'e söylemeden önceden Camlar Şehrine gitmeye çalışsada son anda "Unutulmuş"ların saldırısına uğruyorlar ve zar zor kendilerini Idris'e giden kapıdan geçiriyorlar. Clary bütün bunları duyduktan sonra çıldırmıştır. Kendi kapısını kendi mührüyle çizer ve kendini Idriste bir göle uçarken bulur. Düştüğü göl Gölge Avcılarını zehirleyip halisünasyonlar gösteriyordur. Clary'nin yanında Luke'da olduğu için kızımız hayata döner ama Camlar Şehrinde dönen entrika, aşk ve savaş üçgeninden fazlaca nasibini alıp bitap düşecektir.  

   

7 Aralık 2013 Cumartesi

ÜKG Blog Tur | Kırık Camlar Üzerinde Dans - Ka Hancock


07.12 | Romancekolik - Yorum
07.12 | Yorumbaz - Ön Okuma
08.12 | Kitap Esintisi - Yorum
08.12 | Zimlicious - Kitap Hakkında
09.12 | Sevgili Kitap - Yorum
09.12 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü
10.12 | Kitab-ı Sevda
10.12 | Kağıt Kız





Kitap Adı: Kırık Camlar Üzerinde Dans
Yazar Adı: Ka Hancock
Türü: Dram, Romantik
Yayınevi: Feniks Kitap
Format: ARC/ Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 490
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Müge Hestbaek
Değerlendirme: 4 / 5








Bazı kitaplar sizinle kalır derler ya sanırım bu kitap duygusal açıdan benimle kalacaklar arasında. Benim için hassas bir nokta olan kanser ve bipolar bozukluğu olan çiftimizin yaşadıkları zorluklar konu alınıyor. Kitap okuduğum süreçte hep kurgu ve aşk romanları okumuş biri olarak hüzünlü, mutlu sonu olmayan şeylere gelemiyor, aşırı etkileniyor, etkisinden de bir süre kurtulamıyor iken buluyorum kendimi.

Bu sebepledir ki hep temkinli yaklaşmışımdır bu türde kitaplara. Ama bu kitapta beni çeken açıkçası bipolar bozukluğu olan erkek kahramanımız Mickey'di. Daha önce Katy Evans'ın Real adlı kitabında karşıma çıkmış ve oldukça ilgimi çekmişti. İşe birde toz pembe değilde realistik bakış açısıyla bakmak istedim. Ve okuduklarım karşısında yüreğime burkuldu.

İki genetik hastalığı olan insan yaşayacakları zorlukları bilerek beraber bir hayat geçirmeye çalışıyorlar ve pes etmeden çoğunlukla düşe kalka da olsa 10 yıl geçiriyorlar. Sonra kadın karakterimiz hamile olduğunu öğreniyor ve beş aylık hamileyken akciğer kanserinin ileri safhasına geldiği haberi ona veriliyor.

İş böyle olunca kime empati duysam şaşırmış bir durumdaydım. Kızımız hamile ve hemen tedavi olmak istiyorsa çocuğunu kürtaj ettirmek zorunda... Mucize gibi hayatlarına giren bu çocuğu...
Mickey ise hayatının aşkının ölebilecek olması ihtimali bile dengesinin bozulmasını, çıldırmasını, hastalığının kötüye gitmesini sağlıyor.  Karısı olmadan bir çocuğun sorumluluğunu alma düşüncesi bile onu öldüresiye korkutmakta.

Yazar aynı zamanda bize insanların bencillik, kardeşlik, sorumluluk ve çaresizlik duygularını gayet güzelce işlediğini düşünüyorum. İnsanın her zaman mükemmel olmayacağını, bazen tamamen bencil olabileceğinin örnekleri de farklı bir zorlukla gözler önüne serilmiş oldu.

İtiraf edeyim sonlara doğru mutlu olur sonu diye salakça bir ümit taşıyan ben, son sayfalarına bakıpta ne olacağını öğrenmek istememişti. Şimdi acaba baksaydım da kendimi az da olsa kahrolmaktan kurtarsamıydım diye düşünüyorum.

Çevirisine gelirsek bence baya bir yazım ve çevirisi hatası buldum. Onun dışındaki yerler güzel çevirilmişti ama editi daha detaylı yapılsaydı keşke diye düşünmedim değil.


ÇEKİLİŞ!

a Rafflecopter giveaway


Katkılarından dolayı Feniks Kitap'a teşekkür ederiz!

29 Kasım 2013 Cuma

XVII. ÜKG Blog Turu | Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen



29.11 | Romancekolik | Yorum + 2. Kitaptan Tadımlık Alıntılar




Kitap Adı: Ella ve Micha'nın Sırrı
Yazar Adı: Jessica Sorensen
Türü: New Adult, Günümüz Aşk, Dram
Yayınevi: Pena Yayınları
Seri Adı: Sır
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 320
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Şerife Elif Subaş
Değerlendirme; 3.5 / 5



Ella ve Micha'nın Sırrı benim son zamanlarda favorilerime aldığım bir tür olan New Adult etiketiyle çıkmış ve bu türde çok sevildiğini gördüğüm, bu sebeple de çok merak ettiğim kitaplardandı. Yazarımızın daha önce The Coincidence of Callie and Kayden ve The Redemption of Callie and Kayden kitaplarını okumuş ve açıkçası o kadar da beğenmemiştim. Hatta şu an ne yalan söyleyeyim kitaba dair bir kaç detay dışında bir şey bile hatırlamıyorum.


Bu sebepledir ki Ella ve Micha'nın Sırrına biraz tedirginlikle başladım. Ama iki serininde sorunlu geçmişler olmasına rağmen bu kitabı daha duygusal öğeleri öne çıkarılmış olarak buldum. Bir kere Micha karakteri size yeter yani. Kızımızı yıllardır seviyor, herşeye rağmen pes etmiyor, tatlı mı tatlı, bağra basılası, sevgili yapılası, piercinglerine taktığım bir varlık kendisi.

Piercing demişken oğlumuzun kapakta görebileceğiniz üzere bir dudak piercingi var. Yalnız dişiyle çekiştirdikçe kitapta bana olanlar oldu. Rahatsız oldum, dersin benim canım acıyor. Neyse bunu belirtmeden geçmeyeyim dedim.

Buradaki kız karakterimiz son dönemlerde elimizi atsak ellisi, yüz ellisi, belki daha fazlasını bulacağım aptal kadın karakterlerden değildi. Belki aşkını Micha kadar hissetmedim ama ayakları yere basan, yaralı bir vatandaştı.

Çiftimizin arasında da ateşli sahneler baya bulunmakta söylemeden geçmeyeyim. Ama nasıl desem yazar aralarındaki seksüel çekimi yansıtsa da daha yoğun hale getirebilirdi sanki.

Diyaloglar ise kitaba dair sevdiğim bir başka artıydı. Micha'nın ağzından ne çıksa okuyup erime moduna geçiyor insan.

Son olarak çeviriye değinecek olursam başlarda biraz dilini yadırgasam, bir kaç hata gözüme çarpsa da kesinlikle su gibi aktığı konusunu söylemem lazım. Nasıl bittiğini anlayamıyorsunuz bile. Ve yazarımızın kitabı böyle havada bitirmesi hoşuma gitmedi. Bence seriye böleceğine tek kitapta herşeyi halledebilirdi.

Bitişide bana Effortless - S.C. Stephens'ın kitabını hatırlattı. Aman bahtları benzemesin! 




*****


2. Kitap The Forever Ella ve Micha'dan ufak alıntılar....



Ella'yı ön kapıya doğru çekiştirirken insanları yolumdan iterek uzaklaştırdım. Dışarı çıktığımızda kolunu tutup kendime doğru çevirdim ve havaya kaldırıp bacaklarını belime sardım.
"Araban nerede?" diye sorarken sıcak vücudunu kendime doğru bastırıyordum.
Ella kollarını boynuma doladı, gözleri sokak ışıklarının altında parlıyordu. "Arkaya park edildi."
Dar sokağa girdim ve onu sertçe öperken körü körüne yürüyordum.
"Bu eteği sadece benim için, kolayca erişimim olsun diye mi giydin?" diye dudaklarına fısıldadım.
Dudaklarıma doğru kahkaha atarken kalçama çimdik attı. "Bana bir şeyler yapmadan önce en azından arabaya geçsek."
"Evet, doğru ya." Dilimi onunkiyle okşarken, geri çekilmeden önce doyasıya tadına baktım. "Seni hemen şuracıkta arabanın kaportasına yatırmayı planlıyordum."

*****

Pantolonumun önündeki düğmeleriyle uğraşıyordu ve beraber yatağa doğru çöktüğümüz de boğazımdan bir inilti yükseldi. "Tanrım, bunu delice özlemişim."
Ella geriye doğru çekildi, dudağının kenarı gülümsemeyle kıvrılmıştı. "Beni özlemenin tek sebebi bu mu? Sevişmen gerektiği için yani?"
Kahverengi buklelerini yüzünün önünden uzaklaştırdım. "Hayır, her şeyi özledim. Kahkahanı, gülüşünü, gerçekte komik olduğumu düşünüp de bana kızgınmış gibi davranmanı." Yanağına yavaşça öpücük kondurdum. "Tadını özledim. " Dudaklarımı çenesine bastırdığımda Ella boynunu bana doğru uzattı. "Kokunu özledim." Boynunu emip, dilimi teninde dolaştırırken ellerim kalçalarından yukarı doğru süzülüp iç çamaşırının kenarına gelmişti. "Hissettirdiklerini özledim." Parmağımı içine doğru soktum ve vücudu yukarı doğru bükülürken dudaklarından bir inilti yükseldi.  "Micha..." Son bir aydır onu hissetmeye can attığım şekilde hissederken gözleri duygular içinde boğulmuştu adeta. "Evet, bunu da özledim." dedim ve dudaklarımı onunkilerle birleştirdim.

*****


Ella ve Micha'nın Sırrı için yaptığımız ve çevirdiğimiz videoları gördünüz mü?






ÇEKİLİŞ!




Katkılarından dolayı Pena Yayınlarına teşekkür ederiz!


19 Eylül 2013 Perşembe

XV. ÜKG Blog Turu | Dublin Caddesi - Samantha Young | Karakterlerle Söylesi + Yorum



Çok mu çok beklenen turumuz sonunda geldi, çattı!

3 Eylül 2013 Salı

Raintree: Sığınak - Beverley Barton


Kitap Adı: Sığınak
Yazarı: Beverly Barton
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Yayınları
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Sayfa çevirir gibi yenisine geçtiğim üçlemede sonuna vardım sonunda! Ve sanırım en büyük şokuda bunda yaşadım. Kitabı açar açmaz Dante ve Gideon'un kardeşin Mercy'nin kızının babasının en büyük düşmanlarının başı olan Judah olduğunu görmek beni şaşırttı ve beraberinde süper bir hikayenin vaadini de vermiş oldu.

Bir kere Judah'a bayıldım! Küstah mı küstah, dünyayı ben yarattım rahatlığındaki hareketleri, değerinden zerre şüphe etmeyen güveni, gülüşü kadar çarpık kelimeleriyle kalbime oku sapladı kerata. Sırf bu karakter yapısı yüzünden yazarın başka kitaplarına göz atma isteğiyle doluyum!

Mercy'e gelirsek kanatlı melek, zaten şifacı birde empat olması iyiliklerine yenilerini eklemiş. Doğduğundan beri uslu, sözden çıkmayan, insanlara karşı düşünceli hiç aykırı işlere karışmayan bu kızın yedi yıl önce hamile olarak bir anda ortaya çıkması insanları şaşırtmış tabii. Yedi yıl sonra Eve adında bir kızı olan Mercy kardeşleriyle aynı anda Ansara'lardan biri tarafından öldürülmeye çalışır. Tabii Judah olayı önceden öğrenmiş, ölümü benim elimden başkasından olmayacak diyerek uçağa atlayıp kızı kurtarmaya gelmiştir.

Yedi yıl önce kızdan kimliğini gizlileyerek ondan masumiyetini, sevgisini çalıp yerine yarı Ansara ve yarı Raintree bir çocuk bırakmış olan bu adamla karşılaşınca Mercy oldukça sinirlenmiştir! Bir de suikast girişiminden sonra en kötü kabusuna uyanmıştır. Judah kızının varlığından haberdar olmuş ve onun olduğunu hemen anlamıştır.

Eve de dersiniz doğduğu ilk günden beri babası dibinden ayrılmamış gibi bir bağrına basıyor, bir seviyor ki şaşılacak olay. Mercy bozuntuya vermeye çalışmasa da kızının bu kadar kısa sürede babasına bağlanmasına güceniyor. Üstüne üstelik adam kızını bir gün ondan almaktan bahsetme cüretini gösteriyordur!

Mercy ne kadar ayrı kaideden çalsada kitap boyunca Judah çatır çatır dediklerini ona yaptırmış, sonunda da dediği gibi kızı ve çocuğunu ana vatanına götürmüştür. Hikaye ve seride böylelikle kötülerin ölmesi, iyilerin mutlu sonuna kavuşmasıyla biter.


Daha fazlası için kitap sizi beklemekte...

Favori Alıntım;

"Bir Raintree prensesi olarak çevrene emir vermeye, çevrendekilerin de sana itaat etmesine alışık olmalısın ama ben senin hizmetkarlarından değilim. İkimizin ilişkisinde efendi benim, sen de benim gönüllü kölemsin."

Değerlendirme;



Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

29 Ağustos 2013 Perşembe

Raintree: Adalet - Linda Winstead Jones


Kitap Adı: Adalet
Yazar Adı: Linda Winstead Jones
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Yayınları
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/ Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Kitaba heyecanla atılırken içinden serinin bitmesine severken birden bakıyorsun ki erkek karakter polis... Bu olay neşeme büyük bir dozda soğuk su etkisi yapması malesef ki benim iflah olmaz polisiye antipatim. Polisiye Aşklar iyi oluyor olmasına da erkek karakter kanunla savaşıyorken sürekli bir koşuşturmaca, kanunsal prosedürler, deliller, laboratuar sonuçları derken benim için kocaman bir sıkıntıdan patlama süreci bunlar.

Bu sebepledir ki elime aldıktan sonra  bir süre hikayeye temkinli yaklaştım. Bir kere bakalım Gideon ağabeyinin yükselttiği beklenti çıtasına yanaşabilecek miydi? Doğruyu söylemek gerekirse sonlara doğru yaklaşır gibi olmuştu... Uzun saç ve keçi sakallı tanımı hala işi bozuyor gerçi...

Buradaki Gideon'umuz elektrikleri soğurabilen bunla türlü şeyler yapmasının yanında her türlü elektrikli aletin düşmanı bir cinayet masası dedektifi. Briyantinlese saçları Memoli olacak bir tip canlandı gözümde maalesef...

Karşılarındaki katil ise tam bir psikopat! Şöyle her kurbanından vücut parçalarını hatıra niyetiyle alacak cinsinden... Ürkütücü olmasının yanında da Raintreelerin düşmanı olan Ansara klanından ve görevi Gideon ile kuzenini yaz dönümüne kadar ortadan kaldırmak.

Kızımız işe hikayeye ilk kurbanının olay yerinde Gideon'a yeni atanan ortak olarak çıkıyor. Gideon ekstra yeteneği olarak hayaletlerle konuştuğu için bir ortak istememesi çiftimizi çatışmaya sürüklüyor. Resmen bile bile birbirlerine işkence ediyorlar. Gelin başından kabul edin şu işi, sonunuz sevgili olmak işte.

Katiller, tılsımlar, gelecekten haberler derken Raintree serisi yine tam hız devam etmekte! :)

Favori Alıntım;

"Kahretsin Hope, keşke evde oturup kurabiye yapsan ya da iskelede bebeklerle güneşlensen ve..." "Bebekler mi? Birden fazla yani?"
"Eğer evlenirsek sonra..."
"Hani bu korkunç dünya çocuklara göre değildi?"
"Artık olanı geri alamayız. Emma'nın kardeşleride olmalı."
"Bir dakika..."
"Ben zana henüz evlenme teklif etmedim öyle değil mi?"

Değerlendirme; 

 
Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Raintree: Cehennem - Linda Howard




Kitap Adı: Cehennem
Yazar Adı: Linda Howard
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Türkiye
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC / Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Harlequin'in Mystery serisine başladığına en çok sevinenlerden biri de benim sanırım. Seriye okuduğum yorumlara dayanarak bittikten sonra başlama kararı aldım ve bu kararımdan oldukça memnun olmuş bulunuyorum. Kitap öyle bir yerde bitti ki, gel de çık işin içinden!

Seriye özellikle severek okuduğum bir yazardan başlamak ise güzel oldu. Daha önce paranormal öğeleri çok hafif olan Linda kitapları okumuştum ama fantastik bir kitabından da pekala altından kalkabildiğini gördüm. Her zamanki gibi tipik alfa bir erkek karakterle karşımızdaydı Linda. Dante'ye o sebeple bayıldım. Muzur halleri, dokundurmalı cevapları ile hikayeyi daha ilgi çekici hale getirdi. 

Kızımız her zamanki gibi silik bir karakterdi kitapta. Çoğunlukla Dante tarafından oradan oraya sürüklenen bir bez bebek gibiydi. Ama sayılarla ilgili olan yeteneğini ilginç bulduğumu itiraf etmeliyim. Dante'nin gücünü kendi yararına nasıl kullanacağını öğrettiği yerler güzeldi. 

Hikayenin özüne gelirse kurgu güzeldi, ilgimi çeken bir çok noktayla doluydu. Ama bence kısa hikayelerden çok tam bir kitap malzemesi bulunuyordu. Kurguyu böyle harcadıkları için içim birazcık sızlamadı desem yalan olur! 

Hikaye gelirsek Dante Raintree, Raintree klanının başıdır ve Nevada'da ünlü bir kumarhane işletmektedir. Kumarhanesini nasıl yaptığını bilemediği bir şekilde dolandıran bir kadınla karşı karşıya gelmesinin arefesinde kumarhanesi büyük bir yangına kurban gider. Olaylar sırf bununla sınırla kalmamıştır, asıl hedef onlardır! Yaz dönümüne yaklaşan bugünlerde aralarındaki bu imkansız çekimi çözmeye çalışırlarken bir yandan da düşmanlarına kadar gözlerini açık tutmaları gereken bir macera onları bekliyor... 

Favori alıntım;

"Bu yaptığın insanlık dışı farkında mısın?"
"Neymiş insanlık dışı olan?"
"Tek kaşını kaldırman... İnsanlar böyle şeyler yapamaz, sadece cinler ve şeytanlar yapabilir." 
"Ben yapabiliyorum." 
"Ben de bunu söylüyorum işte."

Değerlendirme;



Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

XIV. ÜKG Blog Tur | Ruhun Ateşi - Rita Hunter



On döndürcüsüyle karşınızda olduğumuz ÜKG blog turumuza hoş geldiniz!

Bu sefer iki yenilikle karşınızdayız. Hem ilk defa Tarihi Aşk Romanı bir kitabı sizler için inceleyeceğiz hem de ilk defa Türk bir yazara - Rita Hunter adı bir mahlastır - blog tur yapma şansını yakaladık. Bakalım sizler için neler hazırlamışız;






28.07 - Kitap Esintisi: Yorum

28.07 - Yorumbaz: Yorum + Alıntı

29.07 - Kitap Hayvanı'nın Günlüğü: Yorum
29.07 - Sevgili Kitap: Yorum
30.07 - Kağıt Kız: Ön Okuma
30.07 - Kitab-ı Sevda: Yorum + Okuyucu Testi
31.07 - Romancekolik: Yorum
31.07 - Zimlicious: Yazarla Röportaj


Kitap Adı: Ruhun Ateşi
Yazar Adı: Rita Hunter
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Yayınevi: Epsilon
Seri Adı: Ateş
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 496
Çıkış Tarihi: 2013

Kitabı açıp elime aldığımdaki ilk düşüncelerim sanırım bu türü ne kadar zamandır okumadığımı fark etmem ve çok özlemiş olmamdı. Bundan dört yıl öncesine bakarsak benim için cidden bir tutku haline gelmişti Tarihi Aşk Romanları. Uğruna İngilizce kitap okumayı bile becermiştim yani ötesi var mı?! Lordlar, leydiler, düşesler, dükler, kontlar, kontesler, baronlar, baronesler, vikontlar, vikontesler, klan reisleri, balolar, suareler, savaşlar derken bu dünyaya girince çıkabilene aşk olsun. Cidden sizi içine çekip bir süre kendine bağımlı bırakıyor.


Kitabımıza gelirsek sözlerime "Odun geldin odun gideceksin be Brendan." diyerek başlamak istiyorum. Şimdiden uyarısını yapayım erkek karakterimize bolca serzenişte bulunan bir yazı olacaktır.

Öncelikle hikaye tam bir Regency - 1790 ile 1820ler arasındaki dönem - temasında. Kızımız pekte varlığı olmayan bir baronun tek kızı. Kendince orta halli bir güzellikte ve canını çıkaran bir vicdan anlayışı var ki sağolsun okura cinnet geçirtiyor. Bu kızımız daha küçücükken kuzeninin ailesi vefat edipte bunlarla yaşamaya başlayınca üç vakitlik hayatının büyük bir kısmına limon sıkılmış oluyor zavallının. Şirret, kibirli, kendini beğenmiş, kasıntı, yelloz mu yelloz çıngıraklı yılan yani kuzen yıllarca kıza psikolojik bir zulümde bulunmuş ki kızımız bu saldırlar karşısında gık bile diyemiyor.



Öyle bir gün geliyor ki kızımızında seviyesi arşu alayı geçen sabır melekesi taşı çatlayı veriyor ve cümbüşü seyreyleyelim demek isterdim ama daha çok uzun soluklu bir işkence seansı kızımızı bekliyor desem yeri. Öncelikle kızımız kalkıp kuzenine yarım ağızla talip gibi görünen kontu baştan çıkarmak
için göbek çatlata dursun adam dili çift çatallı mübarek yılandan farksız kıza habire laf sokuşturmakta. Bana kitap boyunca cidden afakanlar bastırdı. Biri bunu zaten olduğu, kütük sanıp bundan odun, çıra filan yapaydı pek bir sevinecektim ama kısmet değilmiş. Bu Regency lordlarına genellikle rahat batıyor sayın okur. Evlilik konusunda bir aslanın uyanık kalmaya direnci kadar üşengeçler. Oğlumuzda bu konuda istisna değil maalesef.

Gerçi annesinin evlilik nutuklarıyla gözü azıcık açılsa da kızımızın da olayda kontrolü olmadığı bir skandala kurban gidiyor çiftimiz ve kendilerini evli buluyor. Postu yerlere halı yapılasıca ayı Brendan ise bütün suçu bizim melaike Sophie'ye atıyor ya kızımız ne yapsa gözüne batmakta. Kitap boyunca Allah böyle kazuletiyle beni karşılaştırmasın diye dua ettim durdum. Hayır, işin ilginci adam da habire kızı neden aşağıladığını, kötülediğini bilmiyor. Gel gelelim sevgilerini kafalarına dank edince anlayan lordlarımıza Brendanda istisna olmayarak kızı neredeyse kaybettiğini sandığı bir olayda aşkını anlıyor. İşin komik tarafı birde süper zeka diye geçinirler...

Genel olarak bakılırsa kitap hoşuma gitti. Yazarımızın daha önce ilk yayınlanan kitabını okumuştum ve o zamandan bu zamana ciddi bir yer kat ettiğini söyleyebilirim. Belki tür değişikliğinden belki de baya zamandır okumadığım için unuttuğumdan olsa gerek biraz daha olay bekledim kitaptan. Entrika vardı ama sizi sayfaları hızla çevirip olay nasıl sonuçlanacak acaba diye merak ettiren bir unsur olsaydı bence çok daha güzel olurdu. Dikkatimi çeken bir diğer olayda kitapta ki tokatların haddi hesabının olmaması. Nedendir bilinmez benim çok gözüme takıldılar. Hatta bende diğer bu türde okuduklarımla karşılaştırıp acaba böylesini daha önce okudum mu diye düşünmeye itti. Cadaloz kuzen ölseydi de kurtulsaydık. Şahsen kırk köye helva dağıtmaya razıydım. Kızın bu kadar saf olması kitapta bazen beni cidden çileden çıkardı. Tarihi Aşk Romanlarında kadın karakterlerimi fazla güçlü sevmesem de bu kadar pasifi de antipati yapıyor. Evlilikleri anlatan kitapları sevmem benim gözümde bu kitabın bir artılarından da biriydi. Son olarak "Brendan sen o kızı hak etmiyordun ama neyse..."


Değerlendirme;

3.5/5



| Dönemlere Göre Skandal Evlilikler |

İrdelemeye orta çağdan başlarsak bu konuda evlenme oranı en az olan dönem olduğunu söyleyebilirim. Bir kere alt kademedenseniz kimse ne yaptığınızla ilgilenmiyordur. Biriniz metresi olduğunuz veya uygunsuz durumda yakalandığınız için evlenmeniz beklenmez. Ama eğer güçlü bir lordun kızı, kardeşi bilumum akrabası veyahut kraliyetten biriyseniz iş orada değişiyor işte. Gerçi kraliyet olaylarında o kadar entrikalar dönüyor ki, işi gizli halledersen, kimsenin ruhu duymazsa veyahut cidden birilerini susturacak kadar güçlü konumdaysan birileri değil ağzını açmak, yan  gözle bile bakamıyor size. Hiyerarşinin gözü kör olmasın işte...

Sonraki durağımız Tudors döneminde işler tamamen çığırından çıkmış durumda. Birilerinin diline düşmeye görün bazen evlilik bile fayda getirmemekte skandalın dinmesine. Öte yandan kısmen aşıkare de olsa bir çok skandal ilişkinin yaşandığı dönem olmasına rağmen bu sebeple evlenenler orta çağa göre biraz daha fazla oranda.

Son olarak Regency'e bakarsak bu olayların nirvanasının yaşandığı dönem desek yanlış olmaz. Yapabilseler kızıma baktın deyip yaka paça mihraba adam sürükleyecek kız ana, babaları. Havadan mı yediklerinden midir sebebi belli değil bayan ve erkeklerin etrafa yaydığı salgılar hat safhada. Durum böyle olunca ellerini kendine saklayamamalar, balolarda kızları tenhalara sıkıştırmalar, para hırsı bürümüş anaların yönettiği kızların elemanları tuzağa düşürmeleri, masum kızları odalarda baştan çıkarmalar, tek suçlar aynı odada tek başlarına olmak olan skandal bir evlilikler geçidi ortaya çıkıyor. Tabii yüzyıllar boyunca süre gelmiş hiyerarşi burada başını göstermekte. Eğer iki taraftan biri soylu değilse kimse sizden evlenmenizi beklemiyor. Aksine bu tür bir hareket şiddetle kınanmaktadır. Ama arkanızdan kötü lakaplar takılmaktan da geri kalınmıyor. Maalesef ki.


 ÇEKİLİŞ

Dikkat buyurunuz;
  • Tüm bloglardaki Rafflecopter uygulaması aynıdır. Tek bir blogtan giriş yapmanız yeterlidir.
  • Sadece Türkiye için geçerlidir.
  • Çekiliş sonuçlandıktan sonra kargoda kaybolan kitaplar konusunda bloggerlar hiçbir mesuliyet altında bırakılamaz, kitapları yayınevi temin etmektedir.
  • Çekiliş 4 Ağustos Pazar günü son bulacaktır.
  • Katılan herkese iyi şanslar!


Katkılarından dolayı Epsilon Yayınlarına teşekkür ederiz!




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...