Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2021 Perşembe

Mindf*ck Serisi - S.T. Tabby







Seri Adı: Mindf*ck
Yazar Adı: S.T. Tabbyn
Türü: Gerilim, Korku, Romantik
Yayınevi: Self-Publisher
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 692
Çıkış Tarihi: Aralık 2016
Değerlendirme: 4,5 / 5 


 

 Öncelikle ilkim’e (Kitap Esintisi) buradan teşekkürler😊Seriyle tanışmamı o sağladı. 😘

Seriye genel puanım 4.5/5

Buçuğu nazarlık olsun 😜

Bir katil düşünün. Başına onca şey gelmesine rağmen kendini tamamen kaybetmemeyi başarmış, size ahlaki değerlerinizi sorgulatacak, neredeyse tanıdığı herkes tarafından yüzüstü bırakılmış ve tek hedefi ona ve ailesine yapılan bu yanlışı akıllara zarar bir şekilde düzeltmeye çalışan bir kadın. 

Üstüne üstelik kendine görev edindiği bu yolda karşısına çıkıp güvenini, sevgisini kazanan adam ise işlediği cinayetleri araştıran dedektif. 

Kitap bu ikilem üzerinden akıp gidiyor. Yazarın farklı bir alanda deneme yapıp aynı zamanda hali hazırda edindiği okuyucu kitlesinin tepkisini çekmeden farklı bir mahlas altında bu kitapları çıkardığını düşünüyorum. 

Anlatımı çok akıcı, kurgu her seferinde şaşırtıcı detaylarla doluydu. Bana bir detay bile tuhaf veya abartı gelmedi. Tam bir dizi tadında yazılmış. Olur da bir gün böyle bir şeye dönüştürülürse, hiç zorluk yaşamayacaklarını düşünüyorum. 

Kitapta Horror Romance olarak dalga geçilen bir sahne aklıma geldi. Bu kitap başlı başına bir tür oluşturmuş gibi. Açıkçası korku, gerilim, aksiyon kitaplarını pek okumam; o yüzden bu yönde ne kadar doyurucu olduğunu uzman biri olarak yorumlayamayacağım. Sadece benim açımdan oldukça doyurucu bir gidişat ve bitiş sağladığını söyleyebilirim. 

Yazarın seri sonunda kızı her şeyi geride bırakmış biri gibi hiçte gerçekçi olmayan bir kalıba sokmamış olması çok iyi olmuş. Kim o kadar şeyden herhangi bir şekilde yara almadan kurtulabilir ki...

Beni ağlatmasa da içimin gittiği çok fazla detay vardı. Hayatın acı yüzü tüm çıplaklığıyla yüzünüze vuruluyor. Belki bu kitap bir kurgu eseri ama verdiği mesajlar günümüzde hala geçerli olan zorbalıklara ışık tutuyor. 

Şiddet detayları okumak sizi rahatsız etmiyorsa, şaşıracağınız, araya aşk karıştırılarak okuyucuya biraz nefes aldıran bir kitap arıyorsanız, bir göz atın derim. 

Yazarın aynı mahlas ile yazmaya devam etmemesine üzüldüm. Başka bir kitabı daha olsa okurdum. Tarzına bayıldım.


Upuzun bir aradan sonra yazdığıma inanamıyorum. Umarım devam ettirebilirim. 😅

6 Eylül 2014 Cumartesi

My Darrling - Krystal McLean





Kitap Adı: My Darrling
Yazar Adı: Krystal McLean
Türü: Dark Romance, Genç Yetişkin, Romantik
Yayınevi: Self-Publisher
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 117
Çıkış Tarihi: Ocak 2013
Değerlendirme: 5 / 5 



Konusunu asla unutamayacağınız, ucundan köşesinden hafızanızda kalacak kitaplar vardır ya, My Darrling'te benim için onlardan biri.

Bir öneri üzerine Dark Romance olduğu için başlamıştım. Aslında konusu kısmen farklı olsa da bir süre saçma gelmişti. Kendi halinde bir kız çocuğu neden bir katile bu kadar hayranlık duysun ki? Tabii, başta bu saplantı tamamen kızın bir gün dedektif olmak ve kendi kendine gizemin ipuçlarını çözmek istediğinden.

Bu merak duyduğu katilde öldürdüğü insanların ellerini kesip sırtlarına melek kanatları çizen bir manyak. Basının bu olaya gösterdiği ilgide katilin hiç beklenmedik ve 19 yaşında bir genç olması yüzünden.

Kızın katili kılık değiştirmesine rağmen tanıması ve peşine düşmesiyle hikayemiz başlıyor. Bir süre sonra oğlanda kızın kimliğini bildiğinin farkında bir şekilde ertesi gün yine aynı yere onu çağırıyor. Çiftimizin arkadaşlık/sevgili durum böylece başlıyor. Kitabın çoğunda beraber geçirdiği zamanlar anlatıyor ve çok tatlı bir çift olup çıkıyorlar. Bu süreçte Isaac insanları öldürmeyi bırakıyor. Kızımızda onunla buluşmak için sürekli birilerine yalan söyleme çabasında.

Sonra bir gün tanıştıklarından beri Isaac ilk defa işi olduğunu söylüyor. Hem de bir gün öncesinde çiftimiz Isaac'in güzel bir ortam oluşturmasıyla ilişkilerini bir adım ileriye taşımışlardı.

Kızımız bu durumdan şüphelenip ertesi gün yine motel odasına gidince Isaac'in birinin elini kesip öldürmesine şahit oluyor. Şaşkın olan kızın ise tek sorduğu, "Neden?" Isaac ise ona zarar vermemek için yaptığını söylüyor. Yıllardır içinde birinin canını almaya, kan akıtmaya karşı bir ihtiyaç olduğunu ve onunla tanıştığından beri bu ihtiyacın daha zorlu hale geldiğini ama ona zarar veremeyeceği için böyle olması gerektiğini açıklıyor. Çok uzun süredir de kendini teslim etmeye çalıştığını, kızla tanıştığı gün tanınmak istediği için öyle etrafta gezdiğini anlatıyor.

Kısa süre sonrada odayı FBI basıyor. Kızımızı da yardım ve yatakçılıktan tutukluyorlar. 2 yıl gibi bir süre hapishanede kalıyor. Isaac ise idam edilmeden önce 10 sene yaşıyor. Ve bu 10 senede kıza defalarca aşk mektubu gönderiyor ve onu ziyaret etmesi için rica ediyor. Kızımız ise hiçbirine cevap vermiyor. Ama Isaac'in ölmeden önce son bir dileği var. O da idam anında kızın yanında olması. Ölmeden önce öldürdüğü insanların ailesinden özür dileyip kıza tekrar aşkını ilan ederek onun gözlerinin önünde can veriyor.

Bu yorumu yazarken kitabı hatırlamak adına tekrar o sonuna bir bakayım dedim ve kendimi aynı yoğun duygusallık içinde buldum. Gözlerim doldu. Beni her zamanki gibi en çok etkileyen mutsuz son olması oldu. Romantik kalbim ister istemez "Neden kızla bu hale dönüşmeden karşılaşmadı ki?" demeden durmadı. Kitabı bitirdiğimde anın yoğunluğuyla ağladığımı itiraf ediyorum. Yazarın keşke başka ve uzun soluklu kitapları olsaydı. Kesinlikle favori yazarlarım arasında olurdu.

İşte Isaac'in son sözleri;

"Bir kaç dakika içinde olacakları sonuna kadar hak ettim. Ama kurbanlarım ve aileleri başlarına gelenleri hak etmemişlerdi. En sonunda bana dünyanın güzel bir yer olacağını ve benim gibi canavarları karşılıksız şekilde sevebilecek insanlarla dolu olduğu gösterildi. Sophie, tanıştığımız ilk günkü kadar güzel görünüyorsun. Bana verdiğin her şey için, en önemlisi beni sevdiğin için teşekkür ederim. Baharda yaprakların rengi değiştiğinde lütfen beni hatırla. Nerede olursam olayım, hep seni düşüneceğimi unutma, aşkım."

7 Aralık 2013 Cumartesi

ÜKG Blog Tur | Kırık Camlar Üzerinde Dans - Ka Hancock


07.12 | Romancekolik - Yorum
07.12 | Yorumbaz - Ön Okuma
08.12 | Kitap Esintisi - Yorum
08.12 | Zimlicious - Kitap Hakkında
09.12 | Sevgili Kitap - Yorum
09.12 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü
10.12 | Kitab-ı Sevda
10.12 | Kağıt Kız





Kitap Adı: Kırık Camlar Üzerinde Dans
Yazar Adı: Ka Hancock
Türü: Dram, Romantik
Yayınevi: Feniks Kitap
Format: ARC/ Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 490
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Müge Hestbaek
Değerlendirme: 4 / 5








Bazı kitaplar sizinle kalır derler ya sanırım bu kitap duygusal açıdan benimle kalacaklar arasında. Benim için hassas bir nokta olan kanser ve bipolar bozukluğu olan çiftimizin yaşadıkları zorluklar konu alınıyor. Kitap okuduğum süreçte hep kurgu ve aşk romanları okumuş biri olarak hüzünlü, mutlu sonu olmayan şeylere gelemiyor, aşırı etkileniyor, etkisinden de bir süre kurtulamıyor iken buluyorum kendimi.

Bu sebepledir ki hep temkinli yaklaşmışımdır bu türde kitaplara. Ama bu kitapta beni çeken açıkçası bipolar bozukluğu olan erkek kahramanımız Mickey'di. Daha önce Katy Evans'ın Real adlı kitabında karşıma çıkmış ve oldukça ilgimi çekmişti. İşe birde toz pembe değilde realistik bakış açısıyla bakmak istedim. Ve okuduklarım karşısında yüreğime burkuldu.

İki genetik hastalığı olan insan yaşayacakları zorlukları bilerek beraber bir hayat geçirmeye çalışıyorlar ve pes etmeden çoğunlukla düşe kalka da olsa 10 yıl geçiriyorlar. Sonra kadın karakterimiz hamile olduğunu öğreniyor ve beş aylık hamileyken akciğer kanserinin ileri safhasına geldiği haberi ona veriliyor.

İş böyle olunca kime empati duysam şaşırmış bir durumdaydım. Kızımız hamile ve hemen tedavi olmak istiyorsa çocuğunu kürtaj ettirmek zorunda... Mucize gibi hayatlarına giren bu çocuğu...
Mickey ise hayatının aşkının ölebilecek olması ihtimali bile dengesinin bozulmasını, çıldırmasını, hastalığının kötüye gitmesini sağlıyor.  Karısı olmadan bir çocuğun sorumluluğunu alma düşüncesi bile onu öldüresiye korkutmakta.

Yazar aynı zamanda bize insanların bencillik, kardeşlik, sorumluluk ve çaresizlik duygularını gayet güzelce işlediğini düşünüyorum. İnsanın her zaman mükemmel olmayacağını, bazen tamamen bencil olabileceğinin örnekleri de farklı bir zorlukla gözler önüne serilmiş oldu.

İtiraf edeyim sonlara doğru mutlu olur sonu diye salakça bir ümit taşıyan ben, son sayfalarına bakıpta ne olacağını öğrenmek istememişti. Şimdi acaba baksaydım da kendimi az da olsa kahrolmaktan kurtarsamıydım diye düşünüyorum.

Çevirisine gelirsek bence baya bir yazım ve çevirisi hatası buldum. Onun dışındaki yerler güzel çevirilmişti ama editi daha detaylı yapılsaydı keşke diye düşünmedim değil.


ÇEKİLİŞ!

a Rafflecopter giveaway


Katkılarından dolayı Feniks Kitap'a teşekkür ederiz!

29 Kasım 2013 Cuma

XVII. ÜKG Blog Turu | Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen



29.11 | Romancekolik | Yorum + 2. Kitaptan Tadımlık Alıntılar




Kitap Adı: Ella ve Micha'nın Sırrı
Yazar Adı: Jessica Sorensen
Türü: New Adult, Günümüz Aşk, Dram
Yayınevi: Pena Yayınları
Seri Adı: Sır
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 320
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Şerife Elif Subaş
Değerlendirme; 3.5 / 5



Ella ve Micha'nın Sırrı benim son zamanlarda favorilerime aldığım bir tür olan New Adult etiketiyle çıkmış ve bu türde çok sevildiğini gördüğüm, bu sebeple de çok merak ettiğim kitaplardandı. Yazarımızın daha önce The Coincidence of Callie and Kayden ve The Redemption of Callie and Kayden kitaplarını okumuş ve açıkçası o kadar da beğenmemiştim. Hatta şu an ne yalan söyleyeyim kitaba dair bir kaç detay dışında bir şey bile hatırlamıyorum.


Bu sebepledir ki Ella ve Micha'nın Sırrına biraz tedirginlikle başladım. Ama iki serininde sorunlu geçmişler olmasına rağmen bu kitabı daha duygusal öğeleri öne çıkarılmış olarak buldum. Bir kere Micha karakteri size yeter yani. Kızımızı yıllardır seviyor, herşeye rağmen pes etmiyor, tatlı mı tatlı, bağra basılası, sevgili yapılası, piercinglerine taktığım bir varlık kendisi.

Piercing demişken oğlumuzun kapakta görebileceğiniz üzere bir dudak piercingi var. Yalnız dişiyle çekiştirdikçe kitapta bana olanlar oldu. Rahatsız oldum, dersin benim canım acıyor. Neyse bunu belirtmeden geçmeyeyim dedim.

Buradaki kız karakterimiz son dönemlerde elimizi atsak ellisi, yüz ellisi, belki daha fazlasını bulacağım aptal kadın karakterlerden değildi. Belki aşkını Micha kadar hissetmedim ama ayakları yere basan, yaralı bir vatandaştı.

Çiftimizin arasında da ateşli sahneler baya bulunmakta söylemeden geçmeyeyim. Ama nasıl desem yazar aralarındaki seksüel çekimi yansıtsa da daha yoğun hale getirebilirdi sanki.

Diyaloglar ise kitaba dair sevdiğim bir başka artıydı. Micha'nın ağzından ne çıksa okuyup erime moduna geçiyor insan.

Son olarak çeviriye değinecek olursam başlarda biraz dilini yadırgasam, bir kaç hata gözüme çarpsa da kesinlikle su gibi aktığı konusunu söylemem lazım. Nasıl bittiğini anlayamıyorsunuz bile. Ve yazarımızın kitabı böyle havada bitirmesi hoşuma gitmedi. Bence seriye böleceğine tek kitapta herşeyi halledebilirdi.

Bitişide bana Effortless - S.C. Stephens'ın kitabını hatırlattı. Aman bahtları benzemesin! 




*****


2. Kitap The Forever Ella ve Micha'dan ufak alıntılar....



Ella'yı ön kapıya doğru çekiştirirken insanları yolumdan iterek uzaklaştırdım. Dışarı çıktığımızda kolunu tutup kendime doğru çevirdim ve havaya kaldırıp bacaklarını belime sardım.
"Araban nerede?" diye sorarken sıcak vücudunu kendime doğru bastırıyordum.
Ella kollarını boynuma doladı, gözleri sokak ışıklarının altında parlıyordu. "Arkaya park edildi."
Dar sokağa girdim ve onu sertçe öperken körü körüne yürüyordum.
"Bu eteği sadece benim için, kolayca erişimim olsun diye mi giydin?" diye dudaklarına fısıldadım.
Dudaklarıma doğru kahkaha atarken kalçama çimdik attı. "Bana bir şeyler yapmadan önce en azından arabaya geçsek."
"Evet, doğru ya." Dilimi onunkiyle okşarken, geri çekilmeden önce doyasıya tadına baktım. "Seni hemen şuracıkta arabanın kaportasına yatırmayı planlıyordum."

*****

Pantolonumun önündeki düğmeleriyle uğraşıyordu ve beraber yatağa doğru çöktüğümüz de boğazımdan bir inilti yükseldi. "Tanrım, bunu delice özlemişim."
Ella geriye doğru çekildi, dudağının kenarı gülümsemeyle kıvrılmıştı. "Beni özlemenin tek sebebi bu mu? Sevişmen gerektiği için yani?"
Kahverengi buklelerini yüzünün önünden uzaklaştırdım. "Hayır, her şeyi özledim. Kahkahanı, gülüşünü, gerçekte komik olduğumu düşünüp de bana kızgınmış gibi davranmanı." Yanağına yavaşça öpücük kondurdum. "Tadını özledim. " Dudaklarımı çenesine bastırdığımda Ella boynunu bana doğru uzattı. "Kokunu özledim." Boynunu emip, dilimi teninde dolaştırırken ellerim kalçalarından yukarı doğru süzülüp iç çamaşırının kenarına gelmişti. "Hissettirdiklerini özledim." Parmağımı içine doğru soktum ve vücudu yukarı doğru bükülürken dudaklarından bir inilti yükseldi.  "Micha..." Son bir aydır onu hissetmeye can attığım şekilde hissederken gözleri duygular içinde boğulmuştu adeta. "Evet, bunu da özledim." dedim ve dudaklarımı onunkilerle birleştirdim.

*****


Ella ve Micha'nın Sırrı için yaptığımız ve çevirdiğimiz videoları gördünüz mü?






ÇEKİLİŞ!




Katkılarından dolayı Pena Yayınlarına teşekkür ederiz!


22 Eylül 2013 Pazar

Give Me Strenght by Kate McCarthy Blog Tour




Title: Give Me Strength (Give Me #2)
Author: Kate McCarthy
Genre: Romantic Suspense 18+
Publication Date: September 16, 2013
Cover Designed By: Okay Creations
Event organized by: Literati Author Services, Inc.

3 Eylül 2013 Salı

Raintree: Sığınak - Beverley Barton


Kitap Adı: Sığınak
Yazarı: Beverly Barton
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Yayınları
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Sayfa çevirir gibi yenisine geçtiğim üçlemede sonuna vardım sonunda! Ve sanırım en büyük şokuda bunda yaşadım. Kitabı açar açmaz Dante ve Gideon'un kardeşin Mercy'nin kızının babasının en büyük düşmanlarının başı olan Judah olduğunu görmek beni şaşırttı ve beraberinde süper bir hikayenin vaadini de vermiş oldu.

Bir kere Judah'a bayıldım! Küstah mı küstah, dünyayı ben yarattım rahatlığındaki hareketleri, değerinden zerre şüphe etmeyen güveni, gülüşü kadar çarpık kelimeleriyle kalbime oku sapladı kerata. Sırf bu karakter yapısı yüzünden yazarın başka kitaplarına göz atma isteğiyle doluyum!

Mercy'e gelirsek kanatlı melek, zaten şifacı birde empat olması iyiliklerine yenilerini eklemiş. Doğduğundan beri uslu, sözden çıkmayan, insanlara karşı düşünceli hiç aykırı işlere karışmayan bu kızın yedi yıl önce hamile olarak bir anda ortaya çıkması insanları şaşırtmış tabii. Yedi yıl sonra Eve adında bir kızı olan Mercy kardeşleriyle aynı anda Ansara'lardan biri tarafından öldürülmeye çalışır. Tabii Judah olayı önceden öğrenmiş, ölümü benim elimden başkasından olmayacak diyerek uçağa atlayıp kızı kurtarmaya gelmiştir.

Yedi yıl önce kızdan kimliğini gizlileyerek ondan masumiyetini, sevgisini çalıp yerine yarı Ansara ve yarı Raintree bir çocuk bırakmış olan bu adamla karşılaşınca Mercy oldukça sinirlenmiştir! Bir de suikast girişiminden sonra en kötü kabusuna uyanmıştır. Judah kızının varlığından haberdar olmuş ve onun olduğunu hemen anlamıştır.

Eve de dersiniz doğduğu ilk günden beri babası dibinden ayrılmamış gibi bir bağrına basıyor, bir seviyor ki şaşılacak olay. Mercy bozuntuya vermeye çalışmasa da kızının bu kadar kısa sürede babasına bağlanmasına güceniyor. Üstüne üstelik adam kızını bir gün ondan almaktan bahsetme cüretini gösteriyordur!

Mercy ne kadar ayrı kaideden çalsada kitap boyunca Judah çatır çatır dediklerini ona yaptırmış, sonunda da dediği gibi kızı ve çocuğunu ana vatanına götürmüştür. Hikaye ve seride böylelikle kötülerin ölmesi, iyilerin mutlu sonuna kavuşmasıyla biter.


Daha fazlası için kitap sizi beklemekte...

Favori Alıntım;

"Bir Raintree prensesi olarak çevrene emir vermeye, çevrendekilerin de sana itaat etmesine alışık olmalısın ama ben senin hizmetkarlarından değilim. İkimizin ilişkisinde efendi benim, sen de benim gönüllü kölemsin."

Değerlendirme;



Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

29 Ağustos 2013 Perşembe

Raintree: Adalet - Linda Winstead Jones


Kitap Adı: Adalet
Yazar Adı: Linda Winstead Jones
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Yayınları
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/ Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Kitaba heyecanla atılırken içinden serinin bitmesine severken birden bakıyorsun ki erkek karakter polis... Bu olay neşeme büyük bir dozda soğuk su etkisi yapması malesef ki benim iflah olmaz polisiye antipatim. Polisiye Aşklar iyi oluyor olmasına da erkek karakter kanunla savaşıyorken sürekli bir koşuşturmaca, kanunsal prosedürler, deliller, laboratuar sonuçları derken benim için kocaman bir sıkıntıdan patlama süreci bunlar.

Bu sebepledir ki elime aldıktan sonra  bir süre hikayeye temkinli yaklaştım. Bir kere bakalım Gideon ağabeyinin yükselttiği beklenti çıtasına yanaşabilecek miydi? Doğruyu söylemek gerekirse sonlara doğru yaklaşır gibi olmuştu... Uzun saç ve keçi sakallı tanımı hala işi bozuyor gerçi...

Buradaki Gideon'umuz elektrikleri soğurabilen bunla türlü şeyler yapmasının yanında her türlü elektrikli aletin düşmanı bir cinayet masası dedektifi. Briyantinlese saçları Memoli olacak bir tip canlandı gözümde maalesef...

Karşılarındaki katil ise tam bir psikopat! Şöyle her kurbanından vücut parçalarını hatıra niyetiyle alacak cinsinden... Ürkütücü olmasının yanında da Raintreelerin düşmanı olan Ansara klanından ve görevi Gideon ile kuzenini yaz dönümüne kadar ortadan kaldırmak.

Kızımız işe hikayeye ilk kurbanının olay yerinde Gideon'a yeni atanan ortak olarak çıkıyor. Gideon ekstra yeteneği olarak hayaletlerle konuştuğu için bir ortak istememesi çiftimizi çatışmaya sürüklüyor. Resmen bile bile birbirlerine işkence ediyorlar. Gelin başından kabul edin şu işi, sonunuz sevgili olmak işte.

Katiller, tılsımlar, gelecekten haberler derken Raintree serisi yine tam hız devam etmekte! :)

Favori Alıntım;

"Kahretsin Hope, keşke evde oturup kurabiye yapsan ya da iskelede bebeklerle güneşlensen ve..." "Bebekler mi? Birden fazla yani?"
"Eğer evlenirsek sonra..."
"Hani bu korkunç dünya çocuklara göre değildi?"
"Artık olanı geri alamayız. Emma'nın kardeşleride olmalı."
"Bir dakika..."
"Ben zana henüz evlenme teklif etmedim öyle değil mi?"

Değerlendirme; 

 
Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Raintree: Cehennem - Linda Howard




Kitap Adı: Cehennem
Yazar Adı: Linda Howard
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Harlequin Türkiye
Seri Adı: Raintree
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC / Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 224
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Zeynep Arda


Harlequin'in Mystery serisine başladığına en çok sevinenlerden biri de benim sanırım. Seriye okuduğum yorumlara dayanarak bittikten sonra başlama kararı aldım ve bu kararımdan oldukça memnun olmuş bulunuyorum. Kitap öyle bir yerde bitti ki, gel de çık işin içinden!

Seriye özellikle severek okuduğum bir yazardan başlamak ise güzel oldu. Daha önce paranormal öğeleri çok hafif olan Linda kitapları okumuştum ama fantastik bir kitabından da pekala altından kalkabildiğini gördüm. Her zamanki gibi tipik alfa bir erkek karakterle karşımızdaydı Linda. Dante'ye o sebeple bayıldım. Muzur halleri, dokundurmalı cevapları ile hikayeyi daha ilgi çekici hale getirdi. 

Kızımız her zamanki gibi silik bir karakterdi kitapta. Çoğunlukla Dante tarafından oradan oraya sürüklenen bir bez bebek gibiydi. Ama sayılarla ilgili olan yeteneğini ilginç bulduğumu itiraf etmeliyim. Dante'nin gücünü kendi yararına nasıl kullanacağını öğrettiği yerler güzeldi. 

Hikayenin özüne gelirse kurgu güzeldi, ilgimi çeken bir çok noktayla doluydu. Ama bence kısa hikayelerden çok tam bir kitap malzemesi bulunuyordu. Kurguyu böyle harcadıkları için içim birazcık sızlamadı desem yalan olur! 

Hikaye gelirsek Dante Raintree, Raintree klanının başıdır ve Nevada'da ünlü bir kumarhane işletmektedir. Kumarhanesini nasıl yaptığını bilemediği bir şekilde dolandıran bir kadınla karşı karşıya gelmesinin arefesinde kumarhanesi büyük bir yangına kurban gider. Olaylar sırf bununla sınırla kalmamıştır, asıl hedef onlardır! Yaz dönümüne yaklaşan bugünlerde aralarındaki bu imkansız çekimi çözmeye çalışırlarken bir yandan da düşmanlarına kadar gözlerini açık tutmaları gereken bir macera onları bekliyor... 

Favori alıntım;

"Bu yaptığın insanlık dışı farkında mısın?"
"Neymiş insanlık dışı olan?"
"Tek kaşını kaldırman... İnsanlar böyle şeyler yapamaz, sadece cinler ve şeytanlar yapabilir." 
"Ben yapabiliyorum." 
"Ben de bunu söylüyorum işte."

Değerlendirme;



Bu kitap dürüst bir yorum karşılığında Harlequin Yayınları tarafından tarafıma gönderilmiştir.

21 Nisan 2013 Pazar

ÜKG Özel Etkinlik | Oniks - Jennifer L. Armentrout (Bonus Bölüm!)

 



 Bir ÜKG turuyla daha size merhaba demekteyiz!

Oniks ülkemizde Obsidiyen kasırgasından sonra cidden çok beklenen kitaplardan biri oldu. Yazarımız bize uzaylıları bile sevdirdi. Yazımın devamında ki Bonus bölümü kaçırmayın diyorum! Bakalım öküz severler - pardon Daemon severler - size neler hazırlamış;

13 Şubat 2013 Çarşamba

Beni Seç - Kiera Cass



Kitabın Adı: Beni Seç
Yazar Adı: Kiera Cass
Türü: Bilim Kurgu, Distopya, Genç Yetişkin, Romantik
Yayınevi: DEX Kitap
Seri Adı: Beni Seç
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 299
Çıkış Tarihi: 2013
Çevirmen: Derya İmer Aydınlık


17 Aralık 2012 Pazartesi

Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout



Kitap Adı: Obisidiyen
Yazar Adı: Jennifer L. Armentrout
Türü: Young Adult, Fantastik, Romantik
Yayınevi: DEX Yayınları
Seri Adı: Lux
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 5
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 360
Çıkış Tarihi: 2012
Çevirmen: Bilge N. Zileli Alkım


8 Kasım 2012 Perşembe

Dark Embers - Tessa Adams




Kitap Adı: Dark Embers
Yazar Adı: Tessa Adams
Türü: Fantastik, Romantik, Erotik
Yayınevi: Penguin Group USA
Seri Adı: Dragon's Heat
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 320
Çıkış Tarihi: 2010


30 Ağustos 2012 Perşembe

The Darkest Night, The Darkest Kiss - Gena Showalter



Kitabın Adı: The Darkest Night, The Darkest Kiss
Yazar Adı: Gena Showalter
Türü: Fantastik, Mitolojik, Romantik
Yayınevi: HQN
Seri Adı: Lord of the Underworld
Seri Sıralaması: 1,2
Toplam Kitap Sayısı: 10 ve çoğalıyor!
Format: E-Book
Dil: İngilizce / Türkçesi de mevcuttur!
Sayfa Sayısı: 379, 368
Çıkış Tarihi: 2007, 2008


Öncelikle bu seriyi beğenen bir çok insan olduğundan kendimi yorumuma ekleme ihtiyacı duyduğum bir durumum var. Bu seri hoşuma gitti mi? Gitti. Yazar beni deli etti mi? Etti. Bu kitap havasında mıydım? Değildim. İşte bu konu kitaba bakış ve yorumlayış açımda çok büyük etken sağlayabilir. Ben beğenmeyebilirim, belki sizin hoşunuza gidebilir. Velhasılı kelam, yunan mitolojisine merakımı çoğaltan yepyeni bir kurguydu. Olmazsa olmazımız deyim yerindeyse taş gibi, sahiplenici, içlerine öcü - ben öcü diyorum siz iblis anlayın canım - kaçmış, yaralı askerler topluluğuda hikayeye dahildir. 

Hikayeye göre bu askerler - Efendiler -13 kişi. Olimpos Dağındaki tanrıları korumakla görevliydiler. Ama en kötü iblislerin kapatıldığı bir kutu üzerine anlaşmazlığa düşdüler. Herkes böyle bir görevin kendine verilmesini isterken, bayan bir askere verilmesi üzerine bu 13 asker bir şekilde kutuyu açıp içinde ki öcüleri dışarı salma salaklığında bulunuyor bir kere. Ölümsüz mölümsüz ama bazen harbi aptallaşabiliyorlar hani.

Bütün bu kaosun üzerine Zeus hepsinin içine iblislerden bir tane hapsediyor. Çıkarılmamak üzere. Eğer çıkarılırsa hem iblis dünyaya salınacak, hemde  aynı zamanda Karanlığın Efendileri adını alan Efendilerimizde hayatta kalamayacaktır.

Tüm seri ortak bir paide de gitse de, her kitapta birinin eşleşmesini okuyoruz. Ortak amaç ise Avcılardan önce Pandora'nın kutusunu bulup yok etmek. Çünkü Avcılar kutuyu ele geçirirse ölecekler.

İlk kitapta Maddox yani Şiddetin Koruyucusunu okuyoruz. Kendisi içine iblis yerleştirildikten sonra, iblise karşı gelemeyip Pandora'yı öldürmüş. Bunun üzerine de tanrılar ona ayrı bir lanet vermişler. Her gece yarısı aynı Pandora'yı öldürdüğü gibi karnından altı kere bıçaklanıp, öldürülecek ve ruhu cehennemde şafağa kadar yanacaktır. Bu lanet beraberinde iki Efendiyi de bağlıyor aynı zamanda. Acının Koruyucusu Reyes onu bıçaklamak, Ölümün Koruyucusu Lucien ise ruhunu cehenneme kadar eşlik etmekte görevlilerdir.

Efendiler aynı zamanda yıllar önce içlerinden birinin tuzağa düşürülüp öldürülmesiyle ikiyi ayrılmışlar. Altısı Macaristan'da, altısı ise Yunanistanda yaşamış uzun zamandır. İlk kitapta Avcı tehlikesi yüzünden birleşmekteler.

Maddox'u çeken kadın ise aslında yıllardır anlamadan Avcılar için çalışmış, doğaüstü yeteneği olan biri. Aralarında ki etkileşim birbirlerini gördükleri andan beri başlıyor. Kavuşmaları için tek anahtar ise büyük bir fedakarlık.

İkinci kitapta Ölümün Koruyucusu Lucien anlatılıyor. Pandoranın kutusunu bulma yolunda tüm Efendiler bir tarafa dağılmış durumda. Olimposta'da yönetim değişmiş. Yıllardır görmezden gelinen Efendiler şimdi tüm ilginin odağı haline geliyorlar. Durum buyken, oğlanımızın da Anarşinin Tanrıçasına kendini kaptırması pek iyi olmuyor. Her zaman ki gibi mutlu son bir fedakarlıktan geçiyor.


İlk kitapta yazarın çiftimizi bir türlü gönül rahatlığıyla okutmayıp, karakterden karaktere POV'leri - Point of View - Bakış Açıları - değiştirmesi beni sinir etti. Tam hah bir şeyler oluyor derken, tak, başka bir olaya atlıyoruz. Cidden sabrımı zorladı bu konuda. Hele ki kızımızın saftiri halleri gerilmiş sinirlerime pekte yararı olmadı açıkçası.

İkinci kitapta ise yazarın okuru bilerek delirttiği kanım kesinlik kazandı. Zira çiftimiz birbirlerine "Hayır!" deme işini oyunu çevirdiler. Sıra bende, sıra bende! dermiş gibi paslaştı durdular. Hele iki kitapta koskoca dağ gibi adamları tanrıların önemsiz gibi dize getirmesi çok itici bir unsur teşkil etti benim için. Karakterimin bu kadar güçsüz bırakılmasına veya başkaların keyfi uğruna zor bırakılmasına alışık olmadığımdan olabilir.

Lafın özü kurgu hoştu ama yazarın işleyiş tarzına biraz alışmama rağmen hala benimsemiş değilim. Şansımı şu anlık zorlamayıp seriye devam etmeme kararı aldım. Bundan sonra ki kitaplarda ne olacak diye merak etmiyorsam da ne olayım. Hele Paris yani Şehvetin Koruyucusuna. Kitabın sonlarına doğru yazar ağzımı açık tutacak bir sahneyle beni şaşırtmayı becerdi. Ama ağına düşüremedi. Yemezler. Yedi kitap var daha onun kitabını okumama be kadın! Beni şu anlık çokta çekemeyen bir seri oldu. Umarım siz seversiniz!


Değerlendirme;


25 Ağustos 2012 Cumartesi

Mating Flight - Shay Lacy



Kitap Adı: Mating Flight
Yazar Adı: Shay Lacy
Türü: Bilim Kurgu, Romantik
Yayınevi: New Concept Publishing
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 244
Çıkış Tarihi: 2007




Kitap çok güzel başladı. Cidden beklentim üzerindeydi. Kurgusu olsun, ikili arasında ki çekim olsun heyecanla kitabı bir gecede yarılamama hatta neredeyse bitirmeme sebep oldu. Ama gel görün ki ne zaman oğlanımızın kanadını kırdılar, hah hikaye tam orada yeşilçam tadı vermeye başladı. Oğlanımızın yok artık tam değilim, sana layık değilim, o değilim, bu değilim diye kızı ittikçe, reddettikçe, kahrettikçe bana olanlar oldu. Kas kafasına bir iki mantık sokmak isteğiyle içten içe kudurdum.

Ayrıca kitabın başında kızımızın daha rızasını almadan onu kendine bağlayıp, birde zeytin yağı gibi üste çıkması hele beni çıldırttı. Be adam, bari kızı seninle bir ömüre hapsettin, azıcık anlayış sahibi ol, dereyi geçene kadar ayıya dayı kıvamında kabalaşma ama değil mi?

Yok efenim, yok. Adam olmadı bu oğlan. Ne zaman ki kitabın sonunda kız olayları kafasına kafasına attı da anca çıkarabildi at gözlüğüne boyu posu devrilesice. Bu süreç içinde ise bizlerde şunları okuduk;

Kızımız USP denilen bir nevi bugün ki AB kısfesinde bir gruba üye. Birliklerine katacakları ırkları araştırmakta görevli. Bu seferki hedefleri ise Avera adında, insanlara çok benzerlikleri olan bir tür. Bu tür dağların zirvelerinde ki mağaradan evlerde yaşıyorlar ve ellerinde çok gelişmiş bir teknoloji var. Kızımız Sheleigh araştırma için geldi ama o gezegenin varisi ile aralarında bir şeyler oluşmaya başlıyor.

Adam kızı baştan çıkarıyor en sonunda. Kız kendini o zamana kadar saklamış birde. Bir tek bu adama karşı böylesine güçlü bir etkileşim hissetmiş. Safça duygularla da adamla şafakta kanyonlarda buluşmuş mu? Sonrasında adam bunu baştan çıkartıp, kızı tepeden atıp, kendi de atlamış ve havadayken kızla beraber olmuş mu? Az önce okuduğunuz şeye onların geleneğinde Çiftleşme Uçuşu gibi bir şey diyorlar. İki kişiye birbirine bağlayan bu ritüel aynı zamanda çokta bereketli.

Oğlanımız yere bastıklarında olayı açıklıyor. İşte kızımız o zaman neden sürekli pelerin giydiklerini kanatlarını görünce anlıyor. Adam anlattıkça kendini daha çok kapana kısılmış hisseden kızımız, oğlanın evine gidipte doktor tarafından muayene edilince ikizlere hamile çıkıyor. Bundan sonra ise en büyük amacı eşiyle arasında ki bağı eski hale getirip, isyanı çocuklarının geleceği için dindirmek oluyor.


Değerlendirme;

3.5/5



24 Ağustos 2012 Cuma

Genesis - Kaitlyn O'Connor




Kitap Adı: Genesis
Yazar Adı: Kaitlyn O'Connor
Türü: Bilim Kurgu, Romantik
Yayınevi: New Concept Publishing
Seri Adı: Enslaved
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 183
Çıkış Tarihi: 2007


Adult Bilim Kurgu türüne giriş yaptık derken böyle de boş çıkma olasılığı olan kitapları okuma riskide söz konusu oluyor tabii. Aslında kitabın sonlarına doğru kafamda üç yıldız vereceğim diye tasarlarken yazarımız son dakika golu atıp, beni kitaptan soğuttu sağolsun.

Şu ana kadar birden fazla partnerleri olan kişilerin anlatıldığı kitapları okudum, evet. Bu konuda iki yüzlülük yapamam. Ama gel görün ki, son dakikaya kadar ben hangisini seçsem diye düşünüp, ikisini birden yürütmek varken seçmeye ne gerek var! seçeneğini seçeceği aklıma gelmemişti açıkçası.

Kendisini kadın karakterlerin yüz karası ilan ediyorum. Düşünceleri çok bencilce. Uzaylılar tarafından kaçırılıp, eline bakması için uzaylı bir bebek verilip, ilk başta klinik şekillerle, sonra da doğal şartlarla çiftlendirilmeye zorlanan, çocuğu kız olunca da kürtaj yaptırılan bir kadının psikolojisinden ne beklenir oda tartışma konusu...

Özetle hikaye değişikti. Bunu itiraf etmem lazım. Özellikle oğlanımızın ırkı olan Hirashiler. Boyları iki metre üstü, tenleri sarı renkte, vücutlarında dövmeleri olan, gözleri sarı renkte, suyun altında yaşayabilen, yedi yılda bir çiftleşme mevsimleri olan değişik canlılar bunlar. İnsanları ve bunları kaçıran kötü uzaylılar ırklarını yavaştan yavaştan çökertmiş. Sonra bunları kaçırıp, köleleri haline getirmiş.

Uzay gemisi Mars'a inince - kötü uzaylıların dünyasına - bizimkiler planlar yapmaya başlıyor. Kötülerden de onların müttefiklerinin yardımıyla kurtulup rahata eriyorlar. Bizim kızımızda iki erkeği kendine parsellemiş bir şekilde mutlu sonuna bırakıp kitabımızı bitiriyoruz...

Değerlendirme;


23 Ağustos 2012 Perşembe

No Words Alone - Autumn Dawn





Kitap Adı: No Words Alone
Yazar Adı: Autumn Dawn
Türü: Bilim Kurgu, Romance
Yayınevi: Dorchester Publishing
Seri Adı: Spark
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 292
Çıkış Tarihi: 2008






Ben ailenımı isterimmmmmmmmmmmmmmmmmmm oy oy diye türkü çığırasım geldi kitabı bitirdiğimde. 

Neyse efenim şu aralar kitap beğenenememe sendromumdan sonra bu kitap iyi geldi açıkçası. Bu sayede de yeni bir tür ile tanışmış oldum. Bilim kurgu fazla detay ile beni boğmadığı sürece ilgimi çeken türlerden biri. İşe romance katılınca kitaba direkt daldım tabii.

Yazarın tarzı hoşuma gitti açıkçası. Olaya direkt giriş yaptı. Kurgusunu da bize ilerledikçe öğretti. Bu sürede bize adapte olmamız için iyi bir sürede tanıdı. İçerik ne kadar romance olsa da Bilim Kurgu yönü de pasif bırakılmamış.

Hikaye kendilerine Galaksi Kaşifleri diyen bir grubun araştırma sırasında araştırdıkları gezene çakılması ve o gezegendeki yaşayan canlılarla çöl gibi bir ortamda maruz kalmaları ile başlıyor.

Kızımız bir insan ve grubun tercümanı.
Kaptan tarafından pekte sevilmeyen biri.

Oğlumuz ise kendilerine Scorpio denen bir ırktan geliyor. Boylarının uzunluğu dışında tek fark ısıyı algılayabilen gözleri. Oğlumuz aynı zamanda gezegenlerini yöneten 12 liderden birinin varisi. İnsanlarla beraber kaldıkları durumu tartarak onları etkisiz hale getirmeme kararı alıyor. Böylelikle sığınaklara insanlarla beraber yolculuk ediyorlar. Yer altından ve havadan gelen saldırılarda bir kaç kişi kaybetmeleri üzerine sığınağa varıyorlar.

Kızımız o zaman koskoca bir erkek grubunda tek kadın olduğunun farkına varıyor. Ve burada kalacakları süre belirsiz... Akabinde kaptan kıza kötü davranmaya başlayınca, kızımıza göz koyan uzaylı kahramanımız onu himayesine alıyor. Kısa süre sonra da kendi şehirlerine götürüyor. Elçilik teklif ediyor. Bunun yanında da evlenme niyeti olduğunu geçte olsa fark ediyor. Böylelikle kızımız kendini, dilini bildiği ama kültürüne çok yabancı olduğu bu dünyada ailesinle bir görüşememek üzere kendini Prensle evli buluyor...

Peki, aşkları bu tür bir zorluğun altından kalkabilecek mi?

PS: Yazara seriye ortanca karakterden başlayıp, ikincide evlendiğini duyduğumuz karakteri bize okutturmaya çalıştığı için isyanlarımı sunuyor ve pes diyorum. Ben başka bir ailen hikayesi bekliyordum...


Değerlendirme;





14 Ağustos 2012 Salı

Fantastical - Kristen Ashley



Kitap Adı: Fantastical
Yazar Adı: Kristen Ashley
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Self-Publisher
Seri Adı: Fantasyland
Seri Sıralaması: 3
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 338
Çıkış Tarihi: 2011


"Lahn gibi bir adamı - ikinci kitabımızda ki karakterimiz - okuduktan sonra buradaki karakteri nasıl karşılayacağım bilmem. Okuyup göreceğim."

Demiştim ve haklı çıktım. Buradaki karakteri değilde hikayeyi pek iyi karşılamadım.


Kitaba uzun bir yorum yapmak istemiyorum bu sebeple kısa tutacağım. İlk iki kitaba göre çok daha vasat geldi bu hikaye. Birincisi; ikinci kitaptan sonra zaten bir süre bir şey beğenemeyeceğimi psikolojik olarak biliyor olmam. İkincisi; hikayemizin neredeyse çoğunluğunun günümüz dünyasında geçmesi. Saçma bulduğum lanet üzerine de kurulu olması tuz biber ekti herşeye. Karakterlerimize her zaman ki gibi diyecek bir şeyim yok ama gel görün ki yazarımız farklı bir şey deneyeyim derken eline yüzüne bulaştırmış işi. Bir cadının keyfine sağa sola savruldular vallahi.

Olay yine kız kahramanımızın isteği dışında uyandığında kendini paralel bir gezegende bulmasıyla başlıyor. Olaya şen şakrak bir insan girip düğününün bugün olduğu için etrafta neşeyle dans etmesinin üzerinden çok geçmeden kaleye üç atlı geliyor. Kızımızda bu sırada rüya gördüğünü sanmakta. Apır sapır konuşuyor insanar. Onlarda ne oldu bu kıza derken? Kızımızı sabah uyandıran kız odaya girip nişanlısının sesini duyduğunu, onun burada olup olmadığını soruyor ve kızımızın olduğu yere, cama doğru yaklaşıyor. Tam bu anda olaylar jet hızıyla gelişiyor. Kızın nişanlısı alabildiğine kaçmakta, herkes "Hayııır!" diye bağırmaktayken bir anda zavallı kızımızın bilmediği bir lanet gerçekleşir. Meğersem oralarda bir cadı varmış. Daha doğduklarında bu çocukları ruh eşi yaparmış. Bu ruh eşleri düğünden önce birbirlerini görürse büyük bir kötülük o bölgeye yağarmış. Mışmışta mışmış. Öyle bir hikaye işte.

Herşeye rağmen Apollo'nun hikayesini merakla bekliyorum.


Değerlendirme;



Wildest Dream - Kristen Ashley





Kitap Adı: Wildest Dream
Yazar Adı: Kristen Ashley
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Self-Publisher
Seri Adı: Fantasyland
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 464
Çıkış Tarihi: 2011


Bu yazarı sevmemin sayısız nedeni var. Ama en başlıcaları özgün bir kurgu ve süper karakterler oluşturması. Buna birde fantastik bir dünya ile timetravel - zaman yolculuğu - işini karıştırınca "E pes, kadın elini nereye atsa dolu geliyor." diyesim geldi. Öncelikle timetravellardan vebalı gibi kaçan zati muhterem benin böyle bir romanı beğenmesine ilk başta şaşırdım ama cidden merakla ve sonunda bana kazık atmayacağını bildiğim bir yazardan bu türü okumak paha biçilemez.

Bu sebepledir ki daha ilk dakikalardan kızımızın anne ve babasını tekrar görme arzusu üzerine, bir cadıya bir milyon ödeyip onu paralel bir gezegendeki ikiziyle yer değiştirmesi için vermesiyle hikayemizin başlaması ve benim kapılmam bir oldu. Hele ki kızımız diğer ikizi tarafından bir nevi tuzağa düşürülüp, paralel gezegene geçmesinin üzerinden yarım saat geçmeden kendini iri yarı, devlikten halice bir adamla evlenmiş bulmasıyla olaylar ilginç bir hale aldı. Ama gel görün ki paralel dünyada ki ikizin senin dış görünüşünde olsa da huylarınız farklı. Adam da evleneceği prensesin lezbiyen olduğunu pekala bildiğinden, tören ertesi bunu avlanma kulübesinde tek başına 2 ay bırakıyor. Birincisi; evet, kızımız prenses. Paralel gezegene geçip o dünya da prenses olduğunu görmek kime nasip olur ki? İkincisi; Evet, o dünyada lezbiyenlik vs gibi olaylara çok kötü bakılmıyor. Tabii, prenses değilseniz ve sizden geleceğin kralını doğurmanız beklenmiyorsa.

Hikayeye tam bu kısımda altı haftalık bir atlama yaşarak oğlumuzun eve dönüşüyle start alıyor. Karşısında bulduğu kadın tamamen farklı. Eski prensesin yapmayacağı şeyler yapmakta. Olayın iç yüzünü ise ona varis kalınan Elfleri - aynı zamanda Ejderhalarda emrinde - yönetme gücü sayesinde öğreniyor. Adama olayları açıklıyorlar. Adamda diğerinden hazzetmez bu kızdan da pek bir hoşlandığından daha kızımıza bir sual bile iletmeden Elflere onu bu dünyaya bağlamalarını söylüyor. Daha önce kızımızın bu dünyaya sadece bir yıllığına geldiğini söylemiş miydim? Aov, problem! dediğinizi duyar gibiyim. İşte asıl olaylar tamda buradan sonra oluyor.

Hikaye ağırlıklı olarak romance anlatsa da ilginç bir fantastik dünyayı keşfetmemize de izin veriyor. Seri her kitabı ayrı okunabilse de asıl zevkinin sırayla okuyarak çıkacağını söylemem lazım. Farklı bir şeyler okumak isteyenler için ideal bir kitap.


Değerlendirme;



10 Ağustos 2012 Cuma

The Golden Dynasty - Kristen Ashley




Kitap Adı: The Golden Dynasty
Yazar Adı: Kristen Ashley
Türü: Fantezi, Romantik
Yayınevi: Self-Publisher
Seri Adı: Fantasyland
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 421
Çıkış Tarihi: 2011




Kitap sanki Khal Drogo ve Daenrys'in - Game of Thrones'da ki bir çiftimiz, o da ne ki derseniz bir zahmet sizi araştırmaya davet ediyorum. - mutlu sona kavuşmuş hali gibi. Karakterlerimiz fiziksel olarak çok benziyor. Ama hikaye örgüsü çok başka.






Kitabın başlarındaki halim;




Devamını okurken ki halim;




Aksiyon başlayıpta olayların bana nüfuz ettiği o naçizane anlardaki halim;




Ve bitişindeki halim;




Hallerimi de geçtikten ve kitabı bitirmemin üzerinden bir gün geçipte kitabı sindirdiğime göre hikayeyi anlatma zamanım geldi. Öncelikle kitap bana göre şu ana kadar okuduğum en özgün kurgular arasındaydı. Çok iyi işlenmişti. Bodice ripper - Karakterlerin başına gelmedik kalmayan romanlar - romanları her zaman sevmişimdir. Ne bileyim, kendimi kitaba daha çok çekilirken buluyorum. Olaylar daha gerçekçileşiyor benim için. Burada da öyle oldu. Karakterlerimizin laflarından öyle etkilendim ki bağrım sızladı derler ya, aynen öyle oldu. Öyle olmak ile kalmadı, ağladım. Saçımı başımı yıpratmak istediğim zamanlarda oldu.

Yorumlarımı okuyan çoğu insan ne kadar mazoşist biri olduğumu bilir. Bu sebepledir ki ben kitabımı seveceksem duyguları yaşayacağım. Anca o zaman zevk alabiliyorum. Yazarı çok severim. Yazış tarzına hayranım. Ama böyle beni benden alan bir kitabı yazdığı için kendisini anlından öpmek istiyorum. Çok ballandırdım hikayeye geçelim en iyisi.

Öncelikle bu bir seri ve serinin üç kitabında da paralel gezegenlerde herkesin bir ikizi olduğu ama huylarının çok başka olduğu bir dünyaya ışınlanan üç kadın kahraman anlatılıyor. İlk kitapta bu iki dünya arası kişilik değiştirme rıza ile olsa da ikinci kitapta ki kızımız kendini uyandığında orada rızası dışında buluyor. Hemde bulunduğu yer vahşi bir kabile ve ikizi oraya kaçırılarak getirilmiş. Eş Avı olarak adlandırdıkları bir ritüele katılmak üzere.

Bu ritüel ise kaçırılan bütün kızların meydana getirilip, Ava katılacak savaşçılara gösterilmesi ve sonra ormana salınıp, askerlerin istedikleri eşleri avlamalarıyla oluyor. Avladıklarında eşlerine sahip olup, köylerine çıplak bir şekilde getiriyorlar. Sonrada evlilik töreni, ziyafet oluyor.

Bu denilenlerin hiçbirinde kadının söz hakkı yok. Susmak, katlanmak durumunda. İstekli veya isteksiz.

Kızımızda gitti yıllardır Ava katılacak kadar ilgisini çekecek birini bulamayan Kralın ilgisini çekti mi? Birde onunla sonuna kadar savaştı mı? Adam da sonra kadını adetlere göre çıplak olarak değilde, Altın bir kıyafet içinde meydana getirdi mi? Ee buda Altın Kraliçe olduğunun resmi belgesi oldu.

Altın Kraliçe onlara göre bir efsane. Savaşçı bir kraliçenin geleceği, büyü yapabileceği ve kocasıyla beraber Tanrı ve Tanrıça olacakları şeklinde bir efsaneleri var. Bu Altın Kraliçe, Altın Soyunda başlangıcını getirecek. Böylelikle Krallık kralı yenenden yenene geçmeyecek. Babadan oğula devredilecek.

Kızımız böyle bir karmaşanın arasında kalıyor. Bir anda dillerinden anlamadığı bir halkı ve kocası oluyor. Aşkın her zorluğa karşı direnebileceğini gösteren güzel bir hikaye. Bu tür kitap sevenlere şiddetle önerimdir.


Değerlendirme;


30 Temmuz 2012 Pazartesi

Tek Ayağı Mezarda - Jeaniene Frost




Kitap Adı: Tek Ayağı Mezarda
Yazar Adı: Jeaniene Frost
Türü: Fantastik, Romantik
Yayınevi: Artemis
Seri Adı: Gece Avcısı
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 9
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 390
Çıkış Tarihi: 2010 
Çevirmen: Mehmet Karaosmanoğlu

Adı Catherine
Arkadaşlarınn değişiyle Cat
Bones'un değişiyle ise Kedicik !

Kedicik artık gizli bir görevde ve eski sevgilisi Bones'tan uzakta ! Sevdiğini korumak namına ondan uzaklaşsada yıllardan sonra Bones gene Kediciğini buluyor ! Ama bu sefer kediciği hem öldürmek hemde sahip olmak isteyenler ayyuka çıkmış durumda. Kedicik iş hayatıyla aşk hayatına düzen koymaya çalışırken Bones bu sefer sabırlı aşık rolünden sıkılmış hakkı olan yeri arıyor. Cat'in annesi ise hala Bones'u gördüğü yerde öldürme arzusuyla yanıp tutuşuyor. Kedicik ise 16 yaşından beri aradığı babasını buluyor, kedicik intikam istemekte ama vampirlerin kuralları ona engel teşkil ediyor. Başkasının malı olmaktan Kediciği yine Bones kurtarıyor!

Değerlendirme;



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...