ÜKG Blog Tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÜKG Blog Tur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2015 Pazartesi

ÜKG Blog Tur | Tatlı Şeytan - Wendy Higgins



Bloguma maalesef ki uzuuuuuuun bir aradan sonra ilk defa yorum yapıyorum. Ne kadar özür dilesem az sanırım.
Bu sürede iki kitap çevirdim. Biri hatta bu ay çıkacak! Detayları daha sonra sizlere bildirim. Ütopik Kızlar olarak sitemizi açtık. Ve turlara da verdiğimiz uzun bir aradan sonra Wendy Higgins'ın yazdığı, Go Kitap'ın bu ay ki yeni cicisi Tatlı Şeytan ile yine sahalardayız. Turlarımızı özlemişiz ya!

Evet, son book boyfriendim Kaidan namı diğer Kai ile sizi tanıştırayım. Kendisi tam anlamıyla bir kötü çocuk, şeytan, rock grubunda, ardında kırdığı kalplerin kırıntılarını bırakan bir zat. Bu yazıda diğer tur arkadaşlarımın aksine size ikinci kitaptan bahsedeceğim. İnsanlardan merak ettiklerine dair çok yorumlar aldık. Evet, işte Sweet Peril'den bekleyip, beklemeyecekleriniz!

Beklenecekler;

Anna'nın Günah İşlemeye Devam Etmesi: İlk kitabı okumuşsanız sonundaki Anna'nın herkesi şok eden hareketinden sonra Nefiller sıkı gözetim altında. Durum böyle olunca kızımız gecelere akıp, günahlardan günah beğenmeye devam ediyor.

Ayrılık: İlk kitabın gidişatından zaten sizde bunu bekliyorsunuz! Hadi ayrılık üç, beş ay olsa gam yemeyeceğim. Çiftimiz 1,5 yıllık bir ayrılıkta sadece üç kere birbirlerini çok kısa periyodlarla görebildiklerini üzülerek bildiriyorum.

Kaidan'ın Üç Günlük Öteye Taşınması: Bu çocuğu bazen sarsasım geliyor. Lan Allahın lavuğu, kızdan uzaklaşacağım derken cehennemin dibine kaçılır mı? İronik. Bu sırada Kaidan'ın grubu Los Angeles'ta albüm yapıp ünlü olma yolunda emin adımlarla ilerliyorlar.

Yeni Nefilimlerle Tanışma: Hikayenin gidişatına göre kızımızın bütün şeytanları cehenneme göndermesi lazım ve bunun içinde Nefilimlerden oluşan bir grup oluşturuyor.

Babası Olacak Dük'ün Halt Yemeleri: Adam kızını kendi büyütmeyince ne halt edeceğini şaşırmış durumda. Kaidan'ı tehdit etmeler, kızını Kope'a doğru itmeler filan. Not cool, man.

İlanı Aşk: Kız zaten "Seviyorum uleyn!" diye sittin senedir bağırmasına rağmen bu kitapta Kaidan'ın da sonunda o iki küçük kelimeyi dillendirmesini okuyoruz!

Yine Bir Nefilim Ölümü: Bu sefer ki daha duygusal oldu nedense. İçiniz sızlayabilir. Hem de bu kişiyle ilk kitapta tanıştınız!

Kaidan'ın "Tam Randımanlı" Çalışmaması: Yavrum kendini Anna'ya layık hale getirmek için çalışıyormuş numarası yapıp babasının gazabını hatta ölümü göze alıyor. Çok duygulandım duyunca.

Kaidan'ın Bomba Bir 19'luk Olması: Eveeet! 1.5 yıl aranın sanırım EN güzel yanı artık Kaidan'ın 19luk, six packli bir taş olması.

Beklenmeyecekler:

Bol Macera: İlk kitapta çok bir macera yoktu bildiğiniz gibi. En azından son sahneyi o eksiği kapatmıştı. Bu kitapta o kadar bile heyecan söz konusu değil. Tam bir geçiş kitabı olarak Anna'yı savaşa yavaş yavaş hazırlıyorlar. Tabii hepten olaysız bir kitap değil!

Bütün Kitap Boyunca Koklaşmalar: Yok, dostlar, YOK. Beklemeyin. Bu kızla oğlanın birleşmesine HERKES karşı. Resmen "Çarşı herşeye karşı" mode on.

Anna'nın "Ufak Problemi"nden Kurtulma: Kitabın sonlarına doğru Kaidan artık kızı uzaklaştırmaktan yorulunca işler değişiyor. Dolayısıyla oğlanın babasının kokusundan tiksindiği kızdaki bu "masumiyet"tten kurtulmak için önlerine bir engel daha çıktı. Kız bu sefer öyle bir şey olursa melek kılıçının onu kabul etmeyeceğini düşünüyor.


Aklıma gelen önemli başlıklar bunlar. Kitapta sizi bekleyen daha çok şey var! Son kitapta ise savaşın olacağını ön görüyorum. Henüz okuma fırsatım olmadı. Yazar seriye dörde çıkarmış diyorlar ama son kitabın, Tatlı Şeytan'ın Kaidan'ın gözünden anlatılışı olduğu konusunda size uyarayayım!

Sweet Peril çıkana kadar sizde benim gibi Kaidan'ın 19luk six packli hayaliyle kalın! :D
Ayrıca 2 tane Tatlı Şeytan verdiğimiz çekilişimiz Facebook sayfamızda devam ediyor! Tık tık.




13 Temmuz 2014 Pazar

ÜKG Blog Tur: Her Şey Bitti Derken - Katja Millay


Yeni bir turdan herkese merhaba! 

Bu sefer size kalbinizi ısıtacak, bir çok yerde ödül almış, okurların gönlünü çalmış olan Her Şey Bitti Derken ile karşınızdayız! 

Tur Takvimi
Romancekolik | Tanıtım Videosu, Yorum




Kitap Adı: Her Şey Bitti Derken
Yazar Adı: Katja Millay
Yayınevi: Neo Kitap
Türü: Günümüz Aşk, Genç Yeitşkin
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 496
Çıkış Tarihi: Temmuz 2014
Değerlendirme: 4,5/5




Uzun süredir yorum yazmadım ama bu kitap hakkında bir kaç şeyi dillendirme ihtiyacı duyuyorum. Öncelikle The Sea of Tranquility benim uzun zamandır görüp de çok dillendirildiği için elimin hiç gitmediği kitaplardan biridir. Aynı vaka mesela Tatlı Bela'da da olmuştu. Geç olsun güç olmasın diyebiliyorum ancak.

Kitap sade bir durgunlukta devam ederken kalbinizi öyle bir çalmayı beceriyor ki şaşırırsınız. Bir iki sahne dışında aksiyon yok ama çok gerçekçi bir hikaye var. Yazarın ağzı kesinlikle çok iyi iş yapıyor. Bazen acaba fazla mı abartıyor diyip düşünceleri atlamayı düşünsem de yine okurken buldum kendimi.

Açıkçası Nastya'dan çok ilgimi Josh çekti. Ama sonradan kalbimi öyle kırdı ki, sanırım beklemediğim bir insan olduğu için bu durumdan çok etkilendim. Kızımızın kendini uzaklaştırma sebebine de pek anlam veremesem de bu kadar kısa sürede Josh'un böyle bir olaya sebebiyet vermesine kırıldım ne yalan söyleyeyim. Kendime de bu yüzden şaşırıyorum aslında. Neler neler okumuş insanım ama gelin görün ki bu çocuğun şu yaptığı koydu bana. :)

Bir puan bu yüzden kıracakken kitabın sahnesi sanki gönül alırcasına tatlıydı ki yarım puanı geri verdim. :) Her şeye rağmen son zamanlarda okuduğum en güzel çevirisi, kaliteli baskısıyla benim gönlümü çalan bir kitap oldu. Spoilersız anlatacağım diye kıvrandığım bu kitabı mutlaka okuyun!



TANITIM VİDEOSU

23 Haziran 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Uçuşta - R.K. Lilley



ÜKG yine bir erotik kitabın turuyla karşınızda!
Bu sefer ki CEO'muz James Cavendish bir otel devi, dominant ve tabii aşık! Kitaba dair daha fazla bilgi için sizi turumuzun diğer duraklarına bekliyoruz!

TANITIM VİDEOSU






8 Haziran 2014 Pazar

Daima Aşk - Sandi Lynn | Tanıtım Videosu



Merhabalar,

Belki biliyor belki bilmiyorsunuzdur ama yeni tur kitabımızın çevirisi bana ait. Dördüncü çevirim Daima Aşk'ın ise ilk uzun çevirim olarak ben yeri ayrı. Hayallerimi destekleyen, bana cesaret veren, koşulsuz olarak varlığını eksik etmeyen bütün insanlara çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız! Çevirimi okuyan herkese de gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. :)

Son olarak işte karşınız ÜKG'nin Daima Aşk için yaptığı ve en son Tanıtım Videosu!










26 Mayıs 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Bela - Sally Green | Tanıtım Videosu & Ön Okuma




ÜKG yeni, çok beklenen, namı dünyayı sarmış görünen Bela turuyla karşınızda! Bende size bu kitap için yaptığım videoyu ve ön okumasını paylaşacağım!
Düşüncelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim! :)

Tur Takvimi

26.05 | Romancekolik - Tanıtım Videosu & Ön Okuma
26.05 | Zimlicious - Yazar Tanıtımı
27.05 | Kitap Esintisi - Yorum
27.05 | Yorumbaz - Yorum
28.05 | Sevgili Kitap - Yorum & Okuyucu Testi
28.05 | Kitab-ı Sevda - Yorum
28.05 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Yorum

Tanıtım Videosu

Ön Okuma




10 Mayıs 2014 Cumartesi

ÜKG Blog Tur: Efsane - Marie Lu



Tur Takvimi

10.05 | Romancekolik - Kitap Yorumu



Kitap Adı: Efsane
Yazar Adı: Marie Lu
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Distopya, Bilim Kurgu, Genç Yetişkin
Seri Adı: Efsane
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Hardcover
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 314
Çıkış Tarihi: Mayıs 2014
Çevirmen: Sefa Emre İlikli
Değerlendirme: 4 / 5


İşte beklenen an geldi ve Romancekolik her zaman ki gibi Genç Yetişkin kitabı okumadan önce kendine telkinlerini yaptı. Kitabı yeni bitirmiş ve tüm duygu yoğunluğu birikimiyle sizi bu yorumu yazıyorum. Kitabı sevdim mi? EVET. Thomas ölsün mü? Ömür boyu falaka cezası yese içim acımaz. June ile Day kavuşsun mu? Bunu bir soru olarak bile kabul etmiyorum, yazar UMARIM bu konuda baaaaazı kitapları (Bknz; Alaycı Kuş, mutlu son demeye bin şahit bir sonu protesto ediyorum.) kendine örnek almamıştır ve yazarken onu dürten şeytana uymamıştır.

Kitabın tek eksiği biraz daha aksiyondu sanırım. Azıcık daha uzatıp aksiyon artırılsaydı bence ortaya bomba bir şey çıkardı. Ki kitabın sonundaki ve Day'in ailesinin evindeki malum sahneler okuyucuya çok güzel şekilde yansıtılmak bir yana insan kendini daha fazlasını isterken buldu.

Kitapta ne olacağını bileceğiniz/tahmin ettiğiniz bir gidişat dışında yazarın bana süprizler yaşattığı noktalarda oldu. Kalemi çok güçlüydü diyemem ama ilk çalışması ve genç yaşında yazdığına bakılırsa ortaya gayet süper bir iş çıkardı diyerek hakkını vermem gerek.


Distopik sisteme gelirsek ben şahsen kızın komutanının dışında sistemin başındakileri daha çok görmeyi beklerdim. Bana sanki komutan kendi çalıp, kendi oynuyormuş gibi bir hava verdi okurken. Thomas zaten ayrı arıza. Kitap bir üçlemenin ilk adımı olarak kafamızda epey soru işaretleriyle bitti tabii.

Karakterleri sevdim. Şartlar bu kadar kötü olmasaydı kötü çocuk tipli flörtöz bir Day görmek isterdim açıkçası. Altyapı var yani. June'a gelirsek tipik bir Distopya kahramanı. Tüm yükü üzerine alan, gözü kara, saliselik kararlar alıp sonuna kadar uygulayan, sadık vs vs liste uzar gider. Kusurları da yok değil tabii.

Ayrıca kitap bir çok açıdan realistik bir şekilde kurgulanmıştı. Distopya sevenlere tavsiyemdir.

Bir sonraki turumuzdan sonra seriye devam etme planlarım var. Tüm sorularımın cevabını almadan ben rahat etmeyeceğim!

24 Mart 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu | Yorum + Evliliği Aşılamanın Evreleri




| Tur Takvimi |

23.03 | Kitap Esintisi – Kitap Yorumu
23.03 | Kitap Hayvanının Günlüğü - Ön Okuma
24.03 | Romancekolik - Yorum + Evliliği Aşılamanın Evreleri



"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş...






Kitap Adı: Kocan Kadar Konuş
Yazar Adı: Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi: Dex Plus
Türü: Çik-lit
Format: ARC, Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 220
Çıkış Tarihi: Mart 2014
Değerlendirme: 4 / 5



Türk kızının bitmeyecek çilesi, hayali, sızlanması, serzenişidir evlilik! Açıkça bunu yaşayanlardan biri olduğumu söyleyebilirim. Kitaptaki karakterimiz gibi evde kalmış sayılmasam da yaşadığı stresi, gerilimi filan anlayabiliyor ve empati kurabiliyorum. Bir ara kızı o aileden evlat edinmek farz oldu bile dedim! O neydi öyle?

Efsun iyi, hoş kız ama beni sonlarda çıldırttı. Kız resmen iyi niyetinin kurbanı olup çıktı. Hayır, baktın uyguladığın sistem ters tepiyor, insan geri pedal yapar ama değil mi?! Sinan ellerinin arasından kaçıp gitti resmen. Sonlardaki Sinan'ın tavrınada gıcık olduğumu hemen araya sıkıştırmak istiyorum. Ne burnu havadalıktır o! Kız gelmiş özür dilemiş, anladık biz beraber olamayız diyorsun da azıcık ruhsuz olma bu konuda ama değil mi? Onca yıllık hatır vs var ortada çok ayıp çok!

Gelelim okuma sürecime. Kitap kısa ve çok eğlenceli geçti. Başlarda beklemediğim bir şekilde kendimi gülmekten ağlarken buldum. Karnım ağrıdı. O kadar ağrıdı ki bir yerden sonra gülmemek için kendimi kastığımı ciddi olarak ve tüm samimiyetimle itiraf edebilirim. Gel görelim ki kitap Sinan öncesi ve sonrası olarak ikiye bölünmüş gibi hissettim. İlk part süper, tam gırgır geçerken ikinci part yani kitabın diğer kısmında bir performans düşüklüğü sezdim. E alışmış kudurmuştan beterdir! İnsan hani benim komedim, kahkahalarım demiyor değil.

Birde o sona çemkirerek yorumumu sonlandırmak istiyorum. Ama yazarcığım oldu mu bu şimdi? Cliffhanger bir son beklemiyordum ben açıkçası. Hayır, bir cümle daha uzatıp oraya bir "Evet." sözcüğü iliştirseydin içim rahat edecekti vallahi. Neyse, bizde hani kitabımızzzz diye ikincisi için taciz ederek intikamızı alırız artık :P

Kendimde "evlilik" ideolojisiyle yetiştirilmiş bir türk kızı olarak aile ve etraftakilerin size evliliği aşılama evrelerini kendimce bir değinmek istiyorum.

EVLİLİK AŞILAMA EVRELERİ

Bebeklik: Aslında her şey kundakta, daha yeni doğmuş, yüzünüz kıpkırmızı, tek derdiniz süt olan o zamanda kucaktan kucağa gezdirilip, "Mürüvetini de görürsünüz inşallah!" ile başlar.

Çocukluk: Bir çocuğun konuşup, yürümeye başladığındaki ilk oyunudur evcilik! Oyununuz bebeklerle oynamak olsa bile "Teyzeler" müdahaleye gelebilirler. Zaten erkek bir çocuğu evcilik oynamaya zor kandırmışken Teyze gelir, "Ne oynuyorsunuz?" diye sorar. "Bebeklerimizle oynuyoruz!" dersen yandın. Hemen başlar, "Olur mu öyle? Evlendirin siz bebeklerinizi gitsin!" Teyzeye kafan güzel mi diye soramayacak kadar ufak olduğumuz dönemlerdir bunlar ne yazık ki.

İlkokul Çağları: Okuldan eve gelince evi dolu bulduğun günlerdir o zamanlar. Malum "Teyzeler" eve doluşmuşlardır. Derslerin nasılların peşi sıra hep bir, "Ah seni oğluma alacağım!"lar gelir. O dönemler "Ben okuyacağım yea." diye çıkışırsın ve karşılığında koro halinde bir "cık cık" lama alırsın. Bu laflarını annen duymasa bile şikayeti mutlaka anne kulağına gider.

Ergenlik Çağları: En kritik dönemlerden birisidir. Bütün ev işi aksatmaların peşi, "Sen evlenince napacaksın?" , "Çok çekersin bu kafayla." , "Aç açına mı kalacaksınız?" , "Bak bu pasaklılığınla bize laf getirme!" gibi bilumum evliliğe ima lafları işitirirsin. Bir de artık o teyzelerin bahsettiği meşhur oğlanlar vardır yanlarında. Evliliği iyi empoze etmiş miyim diye birde durum yoklarlar. Sen o devirlerde "Ben evlenmicem yea." , "Bekarlık sultanlıktır." gibi bilumum lafla savunmaya geçersin. Bunu aslında daha önce o gözle bakmadığın erkeklerin alınlarında "Potansiyel Koca" yazısı gördüğünden, yusuf yusuf olduğundan söylemişsindir.

Dünürcüler: Dikkat bölünerek çoğalırlar! "Bak ablanım diye iyiliğin için diyorum." bu tiplerin genel sloganıdır. Sen başta niyetini anlayamadığın ve aslanın tuzağına düşmek üzere olan bir ceylan misali gezdiğin dönemlerde seni av misali izler bu hatunlar! Nabza görede şerbet vermesini  bir bilirler ki sorma! Aralara malum çocuk hakkında laflar atılıp merak unsuru oluşturulur. Bak algı psikolojisi bile uyguluyorlar!

Bunlar bir Türk Kızının genel olarak karşılaştığı durumlardır. Tabii yazıyı deneyimlerimden yola çıkarak yazdığım için herkesin başına gelmemiş olabilir ama sizi iki dakikalığına evde kalmış diye görülüp ama evlenmek isteyenler için duaya davet ediyorum! İşleri zor. Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş. :)


10 Mart 2014 Pazartesi

Kış Masalı - Mark Helprin








Şehirlerden… New York. Nehirlerden… Hudson Nehri. Göllerden… Haritalarda var olmayan ama her kış donan bir göl ve bir adam. Mevsimlerden… Merhametsiz kışlar. Bulutlardan… Bir duvar. Erkek… Mekanik erbabı bir hırsız. Kadın ise… Hep genç kalmaya mahkûm bir ilahe. Siyahla beyaz kadar birbirinden farklı iki gazete… Hepsi de tesadüfen birbirini bulan ve her biri başlı başına birer masal kahramanı, insanlar. Gemiler, trenler, caddeler, köprüler, binalar, yıldızlar, takımyıldızlar, bataklıklar, parklar, meydanlar, ağaçlar… Ve hepsini çevreleyen ışıklar ve renkler; muhteşem manzaralar ve görüntüler… Bütün bu tablo içinde… Zamanı durduran tutkular… Ve zamanı durdurmak isteyen bir aşk…



ÖN OKUMA 


17 Şubat 2014 Pazartesi

ÜKG Blog Tur: Sana Kapıldım - Laurelin Paige



Tur Takvimi


17.02 | Romancekolik - Yorum
17.02 | Kitab-ı Sevda - Yorum

18.02 | Sevgili Kitap - Ön Okuma
18.02 | Yorumbaz - Yorum
18.02 | Kitap Esintisi - Alıntılar
19.02 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Playlist
19.02 | Zimlicious - Yazarla Röportaj





Kitap Adı: Sana Kapıldım
Yazar Adı: Laurelin Paige
Türü: Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: Elf Yayınları
Seri Adı: Fixed
Seri Sırası: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 350
Çıkış Tarihi: Şubat 2014
Değerlendirme: 4 / 5
Çevirmen: Melek Golden



Yazıma kitaba Elli Ton veya Crossfire serisine benzeyenlere diyeceklerimle başlamak istiyorum. Öncelikle kitabın "klişe" bir başlangıç yapması, içerisinde sahiplenici seksi bir CEO olması, saçma sapan işler çeviren eski sevgililer dışında bence bir benzerliği yok. Şu an seriyi komple bitirmiş ve söz konusu olan emsallerinin tamamını okumuş olarak bunu söyleyebilirim.

Beni bu seriye çeken her zaman Alayna oldu açıkçası. Kızın saplantısının arkasında bir samimiyet mi buldum acaba bilemedim. Ama gerçekçi bir paronayası vardı. Yazarın bu konuda işini iyi yaptığını söyleyebilirim.

Hudson artık kalıplaşmış mı kemikleşmiş desek bilemedim ama tipik bir erkek kahraman. Kendinde tipik olmayan bir zamanlar sadist SOB'un teki olduğu. Zevk için kızların rüyalarını karartan, kendine bağlayıp, ortalığı karıştırıp, terk eden cinsinden hemde... Bana göre epey hastalıklı.

Kızımızda erkeklere bağlanma geçmişi sabıka kayıtlarına taşmış bir zat olunca gelsinde böyle bir rezile nasıl kapılsın ama değil mi? Kapılıyorda....

Herşey bir oyun üstüne üstelik. Neyin ne olduğunu anlayamadığınız gibi yazarın seri başındaki bir gizemi sonunda çözümlüyor ve sizi şaşırırken bırakıyor. Herşeye rağmen buraya ek not olarak seri sonunu bu seriye yakıştıramadığımı da belirtmek istiyorum.

Yazarın ilk serisi olmasına rağmen Erotik'e yatkın süper bir yazım şekli var bence. Bunca Erotik kitap okuduktan sonra iyisini kötüsünden ayırabiliyor insan ister istemez. Bence olayı ucuzlaştırmayan, çok fazlada "tavşansı" diyemeyeceğimiz bir seks hayatları var kitapta. Duygusal açıdan ilk kitapta aşırı bir şey bulamıyoruz. Kızımızın direkt kafa dalışı yapıp aşık olması ve arada yaşıdığı ufak utanç verici anlar ise beni sanırım en çok etkileyen anlardan oldu.

Seri ilerledikçe karakterleri daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum ve umarım bu seriyi en az benim kadar seversiniz!

Ayrıca sizi kitabın övgüler kısmında şöyle bir sürpriz bekliyor olabilir!



Not: Kitabı çevirim dolayısıyla tekrar okuyamadığımdan çevirisi konusunda bir bilgi sahibi değilim.

ÇEKİLİŞ


a Rafflecopter giveaway


28 Ocak 2014 Salı

ÜKG Blog Tur | Acıtan Güzellik - Georgia Cates | Karakter Söyleşisi




| Tur Takvimi |

27.01 | Yorumbazz - Yorum + Alıntılar
27.01 | Kitab-ı Sevda - Ön Okuma
28.01 | Romancekolik - Karakter Söyleşi
28.01 | Sevgili Kitap - Yorum + Şarkı Listesi
29.01 | Zimlicious - Yazar Hakkında Bilgi
29.01 | Kitap Esintisi - Yorum
30.01 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü - Yorum


Kitap Adı: Acıtan Güzellik
Yazar Adı: Georgia Cates
Türü: Günümüz Aşk, Erotik
Yayınevi: DEX
Seri Adı: Güzellik
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Paperback
Sayfa Sayısı: 356
Çıkış Tarihi: Ocak 2014
Çevirmen: Belgin Selen Haktanır


Üç ay sürmesi konusunda anlaşmıslardı... Ama aşkları sınır tanımayacaktı.
Jack McLachlan nam-ı diğer Mağara Adamı, Avusturalya'nın en gözde bekârlarından milyoner bir şarap üreticisiydi. Başarısı, ünü ve zenginliği, romantik ilişkilerini karmaşık ve sorunlu bir hale getiriyordu, bu yüzden basitliği seçiyordu: isimsiz, kısa ilişkiler.Bu onun oyunu ve kurallarıydı. Ta ki Laurelyn Prescott hayatına girene kadar.Ateşli oyunun kuralları değismek zorunda kaldı, çünkü genç kadın öncekilere hiç benzemiyordu. Amerikalı nefes kesici müzisyenle iliskisi basladığı andan itibaren Jack'in ayakları yerden kesildi. Hiçbir sey planladığı gibi gitmemeye basladı ve Jack kuralları birer birer kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı.
Ve Laurelyn, mümkün olmayanı, mümkün kıldı.   

Facebook sayfamızda ve yorumlarda Jack Henry'i az çok tanıdınız birde onu kendi ağzından dinlemeye ne dersiniz? Karşınızda Jack Henry Lachlan'ın okurlarıyla söyleşisi!


* Sevdiğin müzik ve kitap türü nedir? Herbirinden bir tane favorini söylersen sevinirim. Bu arada en büyük fanınım <3

Rock, R&B ve Country müziklerini seviyorum sanırım biraz seçiciyim. Favori şarkım Laurelyn'in bana söylediği ilk şarkı olduğu için her zaman "Crash into Me" olacaktır. Başka bir şarkının onun önüne geçebileceğini sanmıyorum - tabii Laurelyn bizim hakkımızda bir tane yazmazsa. O zaman favorim o olacaktır.

Hayal kırıklığına uğrattıysam özür dilerim ama işimi kapsayan şeyler olmadıkça keyif için okumaktan hoşlanmıyorum. Şarap endüstirisini ait günlükler okuyorum genellikle. Ama Laurelyn yetişkinlere yönelik çağdaş romanlar okumayı seviyor ve bende arada sırada e-kitap okuyucusunu kaçırıp ne tür edepsiz hikayeler okuduğuna bakıyorum.




* Laurelyn'e dair sevdiğim üç şeyi sebepleriyle sırala. Neden acayipliklerinden biri seni bu kadar deli ediyor?

1) Espiri anlayışı. O kız kesinlikle komik. Hadi ama, kim bir adama oral seks yaptıktan sonra tadının tavuk gibi olduğunu söyler? Paha biçilemez anlardan biriydi.

2) En boktan şarkıları bile söyleyebilme yeteneği. Şarkıları kendi versiyonuyla söylemebilmesini çok seviyorum. Buna yetenek derler.

3) Gücü. Hayatında bazı kötü dönemlerden geçmiş ama bunları kendine destek gibi kullanmıyor. Asla mağdur olmadı. Katlandığı şeyler yüzünden güçlendi.

Acayiplikleri... kahretsin, sakızını çiğnerken çıkardığı o ufak patlatma seslerinden nefret ediyorum. Beni deli ediyor ve o da bunun farkında. Bu yüzden bazen bilerek yapıyor.


* Laurelyn'i ilk gördüğünde düşündüğün neydi?

Bununla sevişmek için sabırsızlanıyorum. Üzgünüm ama sen sordun.

* İlk 12'den önce birileri var mıydı? Kaç yaşında bekaretini kaybettin?

Evet, vardı ama bunun cevabını ikinci kitapta okuyacaksınız.

Bekaretimi kaybettiğimde on yedi yaşındaydım.

* Laurelyn'i bulduğunda ona söylemek istediğin ilk cümle neydi?

Seni seviyorum. Bu kadar basit.


Söyleşinin devamı için sizi BURAYA alalım.



| ÇEKİLİŞ | 

a Rafflecopter giveaway







14 Ocak 2014 Salı

ÜKG Kapak Tanıtımı: Acıtan Güzellik - Georgia Cates


ÜKG 5.kez Kapak Tanıtımı postuyla karşınızda!
Facebook sayfamızı takip edenler, eminiz ki şu an ''Yeter, sadede gellllll'' modundadır. Çok beklettiğimizin farkındayız. Ama artık yavaş yavaş bu sürecin sonuna gelmeye başlıyor ve bugün kitabımızın ismini ve kapak görselini yayınlıyoruz!

29 Aralık 2013 Pazar

ÜKG Blog Tur | Sins & Needles - Karina Halle



Yine bir ÜKG yeniliğiyle karşınızdayız! Bundan sonra Ütopik Kızlar okumayı çok merak ettikleri kitapları ingilizce olarak okuyup, turunu yapmaya karar verdi. Kitap daha bizde çıkmadan hakkında bir çok bilgiyi siz okurlarımıza sunmuş oluyoruz. Bu arada kitap Novella Yayınlarından Mart Ayında çıkacaktır!


 | Tur Takvimi | 

29.12.13 | Romancekolik - Yorum
29.12.13 | Sevgili Kitap - Yorum
30.12.13 | Kitap Esintisi - Alıntılar
30.12.13 | Zimlicious - Yazar Hakkında
31.12.13 | Yorumbazz - Yorum








Kitap Adı: Sins & Needles
Yazar Adı: Karina Halle
Türü: Günümüz Aşk, Erotik, Suç
Yayınevi: Self-Publisher
Seri Adı: Artist
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dili: İngilizce
Sayfa Sayısı: 438
Değerlendirme: 3.5 / 5


"Aşk nefrete dönüştüğü zaman ne olur?"



Saplantı... intikam... ihtiras... Camden yıllar önce Ellie tarafından ciddi yaralanmış olan bir karakter ve onca yıldan sonra bir zamanlar çok sevip de ihanete uğradığınız insana zarar vermek, intikam almak istersiniz  değil mi?

Kitapta bütün olaylar benim gözümde bir domino etkisi gibi, birinin tetiklenmesi devamını getiriyor. Öyle ki, kızımız yıllardır onu dolandırıcılık için kullanan bir aileyle büyümeseydi dayısıyla kaldığı, normal yaşamının ilk defa olduğu bu kasabada kendini kabul ettirmek adına Camden'e ihanet etmeyecek ve onu kırmayacaktı, Camden'de yıllar sonra ondan intikam almak istemeyecekti...

Konu bence her açıdan güzel kurgulanmıştı. Yazarımız sizi tam anlamıyla dünyasına çekiyor ve dili son derece yalın. Cinselliğin derecesi de gayet ateşli sayılabilecek bir şekilde bize sunuluyor. Duygu konusunda biraz sıkıntı çektiğimi söylemeliyim. Çiftimizin "Seni seviyorum" derecesine gelmeleri hemen olmadı ama olma sürecinde aralarındakinin nasıl aşka dönüşebileceğini ben şahsen idrak edemedim. İki gün önce senden intikam almak isteyen adama, bir hafta sonra "Seni seviyorum!" demek? Hem de aralarında kayda değer bir duygusal çekim yokken... Oğlanın bakış açısından biraz hak verebiliyorum zaten önceden seviyormuş diyebiliyorum da kızımız karakter olarak da bana o kadar kolay sevecek biri gibi gelmemişti.


"Sen bir canavarsın."


Karakterlere gelirsek ben hayal kırıklığına uğrayacağımı tahmin etmezdim. Kadın karakterler genellikle ne yalan söyleyeyim pek umurumda olmuyor. Kitabın gidişatını ciddi manada etkilemedikleri sürece ve mutlu sonu tehlikeye atmadıkları takdir de istediklerini yapabilirler de erkek karakter benim gözümde bir aşk romanının direğidir, ana taşıdır.

Olay bende böyle olunca Camden'ın  fi tarihinde açıkçası benim pek hoşlanmadığım emo tiplerle gibi gezmesi, giyinmesi, davranması beni üzdü, can evimden vurdu. Karakterler ile aramda bir kopukluk oluşturdu sanki. Sonradan o halleri bırakması bile beni teselli edemedi.

Bu sebepler dolayı kitap ne kadar süper akıcı olsa ve konusu da bana göre özgün olsada ortalamanın bir tık üzerinde kala kaldı. Serinin devamını okur muyum diye sorsanız şu an açıkça bir cevap bile verebileceğimi sanmıyorum. Ama neler olacağını merak etmiyor da değilim...


 | ÇEKİLİŞ |

Not: Kitabı Amazon'dan temin edeceğiz. Kitabın indirme linki kazanan kişinin mail adresine gelecek. Ayrıca Kindle'ım veya e-readerım yok diye endişelenmeyin. PC, tablet veya telefondan da rahatlıkla okunabilir.




7 Aralık 2013 Cumartesi

ÜKG Blog Tur | Kırık Camlar Üzerinde Dans - Ka Hancock


07.12 | Romancekolik - Yorum
07.12 | Yorumbaz - Ön Okuma
08.12 | Kitap Esintisi - Yorum
08.12 | Zimlicious - Kitap Hakkında
09.12 | Sevgili Kitap - Yorum
09.12 | Kitap Hayvanı'nın Günlüğü
10.12 | Kitab-ı Sevda
10.12 | Kağıt Kız





Kitap Adı: Kırık Camlar Üzerinde Dans
Yazar Adı: Ka Hancock
Türü: Dram, Romantik
Yayınevi: Feniks Kitap
Format: ARC/ Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 490
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Müge Hestbaek
Değerlendirme: 4 / 5








Bazı kitaplar sizinle kalır derler ya sanırım bu kitap duygusal açıdan benimle kalacaklar arasında. Benim için hassas bir nokta olan kanser ve bipolar bozukluğu olan çiftimizin yaşadıkları zorluklar konu alınıyor. Kitap okuduğum süreçte hep kurgu ve aşk romanları okumuş biri olarak hüzünlü, mutlu sonu olmayan şeylere gelemiyor, aşırı etkileniyor, etkisinden de bir süre kurtulamıyor iken buluyorum kendimi.

Bu sebepledir ki hep temkinli yaklaşmışımdır bu türde kitaplara. Ama bu kitapta beni çeken açıkçası bipolar bozukluğu olan erkek kahramanımız Mickey'di. Daha önce Katy Evans'ın Real adlı kitabında karşıma çıkmış ve oldukça ilgimi çekmişti. İşe birde toz pembe değilde realistik bakış açısıyla bakmak istedim. Ve okuduklarım karşısında yüreğime burkuldu.

İki genetik hastalığı olan insan yaşayacakları zorlukları bilerek beraber bir hayat geçirmeye çalışıyorlar ve pes etmeden çoğunlukla düşe kalka da olsa 10 yıl geçiriyorlar. Sonra kadın karakterimiz hamile olduğunu öğreniyor ve beş aylık hamileyken akciğer kanserinin ileri safhasına geldiği haberi ona veriliyor.

İş böyle olunca kime empati duysam şaşırmış bir durumdaydım. Kızımız hamile ve hemen tedavi olmak istiyorsa çocuğunu kürtaj ettirmek zorunda... Mucize gibi hayatlarına giren bu çocuğu...
Mickey ise hayatının aşkının ölebilecek olması ihtimali bile dengesinin bozulmasını, çıldırmasını, hastalığının kötüye gitmesini sağlıyor.  Karısı olmadan bir çocuğun sorumluluğunu alma düşüncesi bile onu öldüresiye korkutmakta.

Yazar aynı zamanda bize insanların bencillik, kardeşlik, sorumluluk ve çaresizlik duygularını gayet güzelce işlediğini düşünüyorum. İnsanın her zaman mükemmel olmayacağını, bazen tamamen bencil olabileceğinin örnekleri de farklı bir zorlukla gözler önüne serilmiş oldu.

İtiraf edeyim sonlara doğru mutlu olur sonu diye salakça bir ümit taşıyan ben, son sayfalarına bakıpta ne olacağını öğrenmek istememişti. Şimdi acaba baksaydım da kendimi az da olsa kahrolmaktan kurtarsamıydım diye düşünüyorum.

Çevirisine gelirsek bence baya bir yazım ve çevirisi hatası buldum. Onun dışındaki yerler güzel çevirilmişti ama editi daha detaylı yapılsaydı keşke diye düşünmedim değil.


ÇEKİLİŞ!

a Rafflecopter giveaway


Katkılarından dolayı Feniks Kitap'a teşekkür ederiz!

29 Kasım 2013 Cuma

XVII. ÜKG Blog Turu | Ella ve Micha'nın Sırrı - Jessica Sorensen



29.11 | Romancekolik | Yorum + 2. Kitaptan Tadımlık Alıntılar




Kitap Adı: Ella ve Micha'nın Sırrı
Yazar Adı: Jessica Sorensen
Türü: New Adult, Günümüz Aşk, Dram
Yayınevi: Pena Yayınları
Seri Adı: Sır
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: ARC/Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 320
Çıkış Tarihi: Kasım 2013
Çevirmen: Şerife Elif Subaş
Değerlendirme; 3.5 / 5



Ella ve Micha'nın Sırrı benim son zamanlarda favorilerime aldığım bir tür olan New Adult etiketiyle çıkmış ve bu türde çok sevildiğini gördüğüm, bu sebeple de çok merak ettiğim kitaplardandı. Yazarımızın daha önce The Coincidence of Callie and Kayden ve The Redemption of Callie and Kayden kitaplarını okumuş ve açıkçası o kadar da beğenmemiştim. Hatta şu an ne yalan söyleyeyim kitaba dair bir kaç detay dışında bir şey bile hatırlamıyorum.


Bu sebepledir ki Ella ve Micha'nın Sırrına biraz tedirginlikle başladım. Ama iki serininde sorunlu geçmişler olmasına rağmen bu kitabı daha duygusal öğeleri öne çıkarılmış olarak buldum. Bir kere Micha karakteri size yeter yani. Kızımızı yıllardır seviyor, herşeye rağmen pes etmiyor, tatlı mı tatlı, bağra basılası, sevgili yapılası, piercinglerine taktığım bir varlık kendisi.

Piercing demişken oğlumuzun kapakta görebileceğiniz üzere bir dudak piercingi var. Yalnız dişiyle çekiştirdikçe kitapta bana olanlar oldu. Rahatsız oldum, dersin benim canım acıyor. Neyse bunu belirtmeden geçmeyeyim dedim.

Buradaki kız karakterimiz son dönemlerde elimizi atsak ellisi, yüz ellisi, belki daha fazlasını bulacağım aptal kadın karakterlerden değildi. Belki aşkını Micha kadar hissetmedim ama ayakları yere basan, yaralı bir vatandaştı.

Çiftimizin arasında da ateşli sahneler baya bulunmakta söylemeden geçmeyeyim. Ama nasıl desem yazar aralarındaki seksüel çekimi yansıtsa da daha yoğun hale getirebilirdi sanki.

Diyaloglar ise kitaba dair sevdiğim bir başka artıydı. Micha'nın ağzından ne çıksa okuyup erime moduna geçiyor insan.

Son olarak çeviriye değinecek olursam başlarda biraz dilini yadırgasam, bir kaç hata gözüme çarpsa da kesinlikle su gibi aktığı konusunu söylemem lazım. Nasıl bittiğini anlayamıyorsunuz bile. Ve yazarımızın kitabı böyle havada bitirmesi hoşuma gitmedi. Bence seriye böleceğine tek kitapta herşeyi halledebilirdi.

Bitişide bana Effortless - S.C. Stephens'ın kitabını hatırlattı. Aman bahtları benzemesin! 




*****


2. Kitap The Forever Ella ve Micha'dan ufak alıntılar....



Ella'yı ön kapıya doğru çekiştirirken insanları yolumdan iterek uzaklaştırdım. Dışarı çıktığımızda kolunu tutup kendime doğru çevirdim ve havaya kaldırıp bacaklarını belime sardım.
"Araban nerede?" diye sorarken sıcak vücudunu kendime doğru bastırıyordum.
Ella kollarını boynuma doladı, gözleri sokak ışıklarının altında parlıyordu. "Arkaya park edildi."
Dar sokağa girdim ve onu sertçe öperken körü körüne yürüyordum.
"Bu eteği sadece benim için, kolayca erişimim olsun diye mi giydin?" diye dudaklarına fısıldadım.
Dudaklarıma doğru kahkaha atarken kalçama çimdik attı. "Bana bir şeyler yapmadan önce en azından arabaya geçsek."
"Evet, doğru ya." Dilimi onunkiyle okşarken, geri çekilmeden önce doyasıya tadına baktım. "Seni hemen şuracıkta arabanın kaportasına yatırmayı planlıyordum."

*****

Pantolonumun önündeki düğmeleriyle uğraşıyordu ve beraber yatağa doğru çöktüğümüz de boğazımdan bir inilti yükseldi. "Tanrım, bunu delice özlemişim."
Ella geriye doğru çekildi, dudağının kenarı gülümsemeyle kıvrılmıştı. "Beni özlemenin tek sebebi bu mu? Sevişmen gerektiği için yani?"
Kahverengi buklelerini yüzünün önünden uzaklaştırdım. "Hayır, her şeyi özledim. Kahkahanı, gülüşünü, gerçekte komik olduğumu düşünüp de bana kızgınmış gibi davranmanı." Yanağına yavaşça öpücük kondurdum. "Tadını özledim. " Dudaklarımı çenesine bastırdığımda Ella boynunu bana doğru uzattı. "Kokunu özledim." Boynunu emip, dilimi teninde dolaştırırken ellerim kalçalarından yukarı doğru süzülüp iç çamaşırının kenarına gelmişti. "Hissettirdiklerini özledim." Parmağımı içine doğru soktum ve vücudu yukarı doğru bükülürken dudaklarından bir inilti yükseldi.  "Micha..." Son bir aydır onu hissetmeye can attığım şekilde hissederken gözleri duygular içinde boğulmuştu adeta. "Evet, bunu da özledim." dedim ve dudaklarımı onunkilerle birleştirdim.

*****


Ella ve Micha'nın Sırrı için yaptığımız ve çevirdiğimiz videoları gördünüz mü?






ÇEKİLİŞ!




Katkılarından dolayı Pena Yayınlarına teşekkür ederiz!


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...