Signet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Signet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2012 Pazartesi

Fire Song - Catherine Coulter


Kitap Adı: Fire Song
Yazar Adı: Catherine Coulter
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ, Bodice-Ripper
Yayınevi: Signet
Seri Adı: Medieval Songs
Seri Sıralaması: 2
Toplam Kitap Sayısı: 7
Format: Paperback
Dil: İngilizce
Sayfa Sayısı: 454
Çıkış Tarihi: 1985


28 Şubat 2012 Salı

Kiss of the Rose - Kate Pearce


Kitap ismi: Kiss of the Rose
Yazar Adı: Kate Pearce
Yayınevi: Signet
Türü: Fantastik, Tarihi Aşk Romanı
Seri Adı: Tudor Vampire Chronicles
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 320
Çıkış Tarihi: 2010


English Review;

Yes after the few problems books finally end! I kind of love it different story, different way to look :)I think I will read 2nd book. I'm not much liking the times of VIII. Henry but in this story I felt different. First will entice me is the time and paranormal world united.

I heard that writer before and my friends tell me some her books. But this book not like them. Yes story contains sex science but not overly much. At least this doesn't disturbed me. I like hero and heroine but sometimes heroines make me piss of. Yes in nature order she is must be a tough, unyielding hunter but sometimes this values makes the reader shake her and put some senses in her head.

In the centuries feud has between the hero and heroines family. They hunt each other. They hate each other. But first Christopher saw Rosalind, he doesn't feel repulsive or hatred. They be affective each other but not fallen to temptation. Their families has plans for them and order both of them to seduce each other. And all in the middle of the circumstances, they have to kill bad vampire before she kill the king.



Türkçe Yorumum;

Kitabı bir ablam sayesinde öğrendim ve ön okumasını okuyunca bu kitabı okumalıyım dedim. Cidden çok değişik bir kitaptı ülkemizde benzeri yok orası kesin. Karakterleri sevdim ama kızımızın biz düşmanız ona kapılmamalıyım saçmalıklarını abartması ara ara beni çileden çıkarsada güzel kitaptı. Sonları ise baya heyecanlıydı. Çok şaşırtıcı bir şekilde bitti 2.yi sanırım okuyacağım. Konumuzu biraz anlatayım.

8. Henry'nin babası İngiltere Tahtını ele geçirmek için Druidlerden yardım alıyor ve Druidlerde eğer Kral onların vampirleri öldürmesine izin verirse yardım edeceğini söylüyor. Şartlar kabul ediliyor. Aradan yıllar geçiyor tahtta 8. Henry oturuyor. Kızımız Rosalind bir Druid ve saraya kehanet üzere gönderiliyor. Rosalind'in ailesi Kralı ve Kraliçeyi korumaya yemin etmişler.

Geldiği ilk gün bir yakışıklıya çatıp onun düşmanı çıkmasını ise tatsız bir tesadüf olarak algılamayı tercih ediyor ama hiç bir şey tesadüf değil. Onlar seçilmişler. Kehanet onları anlatıyor. Bu ikili birbirlerine çekiliyorlar ama aileler düşman olduğu için kendilerini heyecana kaptırmıyorlar. Şans öyle ki aileleri ise birbirlerini baştan çıkartmalarını onlara emrediyor. Bu karışıklığın içinde bir de kötü vampiri yakalamak zorundalar. Vampir kralı öldürmeden önce!

Değerlendirme;


24 Şubat 2012 Cuma

Season of the Sun - Catherine Coulter



Kitap ismi: Season of the Sun
Yazar Adı: Catherine Coulter
Yayınevi: Signet
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ

Seri Adı: Viking
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 4
Format: E-Book
Dil: İngilizce 
Sayfa: 384

Çıkış Tarihi: 1991


Kitabı çok severek okudum. Bol entrikalı, sizi meraktan çatlatacak kitaplardan biri. Bir kere oğlumuz Viking! Hikaye yanılmıyorsam 900lerde geçiyor. Konusu ise Magnus tüccarlık yapmak için York limanına demir atmıştır ve şehirde dolaştığında güzeller güzeli Zarabeth'i görüp kapılır. Kadın onun olacaktır. Bu konuda hiç şüphesi yoktur.

Ertesi gün kızı tekrar gördüğünde yanına gider ver adının Magnus Harraldson olduğunu ailesinin Norveç yakınlarında yaşadığını, çulsuz ve zalim bir adam olmadığını ve onunla evlenmek istediğini dank diye kıza söyler. Kız tabi şaşırmıştır. Adamı geçiştirmeye çalışır. Adam kıza üvey babasıyla görüşeceğini bildirmesini söyler ama kız bunu yapamaz. Üvey babasından korkuyordur. Çünkü yanına ne zaman bir erkek yaklaşsa adam ürkütücü bir hale bürünüyordur.

Annesi yıllar önce ufak kardeşiyle beraber sevgilisine kaçtığında üvey babası onu öldürmüş, ufak kardeşinide sürekli ağladığından başına vurarak susturmuştur. Ama ufak kardeş sağır kalmıştır. Zarabeth sırf kardeşinin rahatı için adamın bu zorbalıklarına göz yumuyordur. Ertesi gün bu tuhaf viking gene karşısına çıkmış, onunla evleneceğini söylemiş, hatta onu öpmüştür! Herkesin ortasında! Ardından da üvey babasının dükkanına yollanmıştır.

Magnus adamla konuşur ama adam hep bir bahane bularak kızı vermeye yanaşmıyordur. Magnus istediğine ulaşacağına emin birininn güveniyle adamın kızıma bi sorayım isteğine göz yummuştur. Zarabeth o akşam üvey babasının tiradlarıyla bu evlilik sevdasından vazgeçirilmiştir. Adam kendi oğluyla muhabete dalınca o da dışarı çıkmış ve limana gitmiştir. Adamı görmek istiyordur. Geminin yanına gelmiş ve onu seslenmiştir. Kısa süre sonra adam ortaya çıkmış ve bir süre orada konuşmuşlardır.

Kız çok uzun süre uzak kaldığından üvey baba arama partisi toplatıp bunların yanına gider. Kızı zorla adamın yanından alıp eve götürür. Kız eve gidince kardeşinin orda olmadığını gördüğünde delirecek gibi olmuştur. Adama kardeşinin yerini sorduğunda üvey babası eğer onunla evlenirse kardeşini geri alacağını söyler. Kız hayır olamaz desede eli kolu bağlıdır. Üvey babasının zoruyla ertesi gün Magnus'a onunla oynadığını, evlenmek istemediğini söyler. Adam ilk başta inanmasada sonra bir sürü hakaret ederek oradan uzaklaşmıştır. Kız o anda planını yapar.

Akşam üvey babasının yemeğine uyku ilacı katıp üvey babasının oğlunun evine gider ve kardeşini oradan zorda olsa alır ve hemen Magnus'un gemisinin olduğu yere gider ama geride ne Magnus ne de gemi kalmıştır. Ertesi gün kızı orada, öylece otururken bulur üvey babası. Bir süre sonra evlenirler. Adam düğün günü rahatsızlanır. Öyle ki iştahtan kesilmiş bir diri bir kemik kalmıştır. 2 ay sonrada vefat eder.

Kız dul kalmıştır tam bunu idrak etmeye çalışırken hakkında kocasını zehirlediği konusunda suçlama yapılır. Mahkemeye çıkartıldığında Kral onu suçlu bulur. Mahkeme odasında birden Magnus'un belirmesiyle, artık bu adamın kölesi olduğu kararı Kral tarafından verilir. Hikaye böyle devam eder :) İnanın hikayenin yarısı bile değildir bu anlattığım kısım. Severek okuduğum bir hikaye ve seri. Başarılı bir yapıt.

Değerlendirme;


20 Şubat 2012 Pazartesi

Uncommon Vows - Mary Jo Putney


Kitap ismi:Uncommon Vows
Yazar Adı: Mary Jo Putney
Yayınevi: Signet
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 384
Çıkış Tarihi: 2003


English Review;

This books recommended from my dear friend but unfortunately things happen and I start to read this book after The Conqueror - Brenda Joyce. So I found it light after that. OK this books have a great theme and half-alpha male character but anyway I found it this book average. Story begun with soon-to-be-a-monk hero learns his father and families butchered from the enemy and he himself the only legitimate heir.

So he took over his duty serious for years and oath to revenge his enemy. And one day our heroine face with the furious ambush and run after the nunnery report the event. And quarry is the Lord Adrian. He took injured soldiers to nunnery and meet there with Meriel. He feels something for her but not admit even himself so he snap her. And our heroine surprised for such a rage.

When group is left Meriel felt her own life maybe dull one. So she decided not to take her wow and going after his brother. Many years after our hero and heroine meet the wood such a weird condition. But this time Adrian never let her go.


Türkçe Yorumum;

Kitabı malesef ki The Conqueror - Brenda Joyce gibi harika bir kitaptan sonra okuma hatasına düştüm ve beklentilerimi karşılayamadı. Ama olaylar güzeldi şimdi allah için. Erkek karakterimiz yarı alfa, aslında yerine göre nasıl desem esip gürleyip yerine görede süt dökmüş kedi olabiliyor. Adrian ailesinin ölümünü öğrenmeden önce rahip olmaya hazırlanıyordu, tek varis olduğu için mirası kabul edip yok edilenleri yeniden inşa etme üzerine baya zaman harcadı.

Bu aradada düşmanıyla baya çatışmalarda yaşadı. Bizim kızımızda bir rahibe olma adayı bu arada bir gün manastırın etrafında gezinirken bir tuzağa rast geliyor ve hemen bu durumu diğerlerine haber veriyor. Bir süre sonrada Adrian yaralılarını oraya taşıyor zaten. Kızla konuşuyor, kıza karşı bir hisler canlanıyor içinde ama aksine kızı tersliyor. Bunlar gittikten sonrada bizim kız hayatının rahibe olursa çok soluk geçeceğini farkediyor ve rahibe olmak için yeminin etmiyor kardeşiyle gidiyor.

Aradan yıllar geçiyor bu ikilimiz bir gün kızımız yanlışlıkla ormana girmesiyle karşılaşıyorlar. Kız onlara gerçek kimliğini söylemiyor yalanlar söylüyor. Bide şahiniyle avlanırken yakalandı diye saçma bir bahaneyle kızı tutuyor Adrian. Kıza metresini olmayı teklif ediyor kız şiddetle reddediyor. Adrian bütün lüksü kıza sunuyor ama kendi arkadaşlığını sunmuyor kızı odasına kapatıyor. Ama hiç bir faydası olmuyor bazen oluyor ki kıza tecavüz edecek raddeye geliyor ama öyle bir adam değil o yüzden geri duruyor.

Derken bir gün evlenme teklif ediyor kıza kızda kendini onun odasındaki camdan kalenin nehrine atlayarak cevap veriyor. Adrianda peşinden atlayıp kızı kurtarıyor. Kız 3 gün sonra uyandığında hiç bir şey hatırlamıyor. Adamıda kurtarıcı olarak biliyor. Bir süre sonra evleniyorlar abisi düğün günü herşey geçken buluyor kızı ama kız hiç bir şey hatırlamıyor ta ki bir gün açık havada yağmura yakalanıp yakınlarında bir yere yıldırım düşene kadar!

Değerlendirme;



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...