Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2014 Cumartesi

ÜKG Blog Tur: Efsane - Marie Lu



Tur Takvimi

10.05 | Romancekolik - Kitap Yorumu



Kitap Adı: Efsane
Yazar Adı: Marie Lu
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Distopya, Bilim Kurgu, Genç Yetişkin
Seri Adı: Efsane
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Hardcover
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 314
Çıkış Tarihi: Mayıs 2014
Çevirmen: Sefa Emre İlikli
Değerlendirme: 4 / 5


İşte beklenen an geldi ve Romancekolik her zaman ki gibi Genç Yetişkin kitabı okumadan önce kendine telkinlerini yaptı. Kitabı yeni bitirmiş ve tüm duygu yoğunluğu birikimiyle sizi bu yorumu yazıyorum. Kitabı sevdim mi? EVET. Thomas ölsün mü? Ömür boyu falaka cezası yese içim acımaz. June ile Day kavuşsun mu? Bunu bir soru olarak bile kabul etmiyorum, yazar UMARIM bu konuda baaaaazı kitapları (Bknz; Alaycı Kuş, mutlu son demeye bin şahit bir sonu protesto ediyorum.) kendine örnek almamıştır ve yazarken onu dürten şeytana uymamıştır.

Kitabın tek eksiği biraz daha aksiyondu sanırım. Azıcık daha uzatıp aksiyon artırılsaydı bence ortaya bomba bir şey çıkardı. Ki kitabın sonundaki ve Day'in ailesinin evindeki malum sahneler okuyucuya çok güzel şekilde yansıtılmak bir yana insan kendini daha fazlasını isterken buldu.

Kitapta ne olacağını bileceğiniz/tahmin ettiğiniz bir gidişat dışında yazarın bana süprizler yaşattığı noktalarda oldu. Kalemi çok güçlüydü diyemem ama ilk çalışması ve genç yaşında yazdığına bakılırsa ortaya gayet süper bir iş çıkardı diyerek hakkını vermem gerek.


Distopik sisteme gelirsek ben şahsen kızın komutanının dışında sistemin başındakileri daha çok görmeyi beklerdim. Bana sanki komutan kendi çalıp, kendi oynuyormuş gibi bir hava verdi okurken. Thomas zaten ayrı arıza. Kitap bir üçlemenin ilk adımı olarak kafamızda epey soru işaretleriyle bitti tabii.

Karakterleri sevdim. Şartlar bu kadar kötü olmasaydı kötü çocuk tipli flörtöz bir Day görmek isterdim açıkçası. Altyapı var yani. June'a gelirsek tipik bir Distopya kahramanı. Tüm yükü üzerine alan, gözü kara, saliselik kararlar alıp sonuna kadar uygulayan, sadık vs vs liste uzar gider. Kusurları da yok değil tabii.

Ayrıca kitap bir çok açıdan realistik bir şekilde kurgulanmıştı. Distopya sevenlere tavsiyemdir.

Bir sonraki turumuzdan sonra seriye devam etme planlarım var. Tüm sorularımın cevabını almadan ben rahat etmeyeceğim!

14 Şubat 2014 Cuma

Güllerin Fısıltısı - Teresa Medeiros





Kitap Adı: Güllerin Fısıltısı
Yazar Adı: Teresa Medeiros
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Orta Çağ, İskoç
Format: Paperback
Sayfa Sayısı: 448
Çıkış Tarihi: 2010

Çevirmen: Özgü Çelik
Değerlendirme: 4 / 5
Yorumlanma Tarihi: 2010


Morgan'ın patavatsızlıklarına aşık olacaksınız. Ben kitabı çok gülerek kimi zaman içim sızlayarak okudum. Çoğunluklada güldüm. Benim İskoçlara  zaafım vardır kitabı öyle yada böyle okurum ama bunu çook beğendim :) Kızımıza son zamanlarda çok uyuz oldum. Yolasım geldiysede barıştılar ya derin bir oh çektik. Keyifli bir aşkın hikayesini okumak istiyorsanız tam size göre bir kitap.

Kitap Morgan'ın iki klan arası barışını temsil etmek amacıyla Sabrina'nın klanında her yaz kalmasıyla başlıyor. Yıllar sonra bu iki bacaksız büyümüş olarak karşı karşıya gelirler. Bu ziyafette Morgan'ın babası öldürülür ve suçu kızın babasına atılmıştır doğal olarak. Morgan o tepkiyle Sabrinayı rehin alır ama kızın annesi Elizabeth kızını kurtarır. Morgan hücreye atılır ve daha sonra kızımızın babası hatasını düzeltmek için Morgan'a kızını verir. Bizim prenses gibi yetişmiş, el üstünde tutulmuş, gül kibi kırılgan kızımız bir dağlıyla evlenmiş ve bu hayata mahkum edilmiştir. Ama Morganın "Dağlı" duygularıyla tutku içinde yanacaklardır :))        


7 Temmuz 2013 Pazar

XIII. ÜKG Blog Turu | Aynı Yıldızın Altında - John Green | Yorum ve Ön Okuma


 On üçüncüsünü düzenlemekten gurur duyduğumuz ÜKG blog turumuza hoş geldiniz!

Bu sefer diğer turlarımızdan farklı bir türde karşınıza çıkıyoruz. Realistik kurgu kitapların baş tacı olarak görülen Aynı Yıldızın Altında kitabının methini bir çok arkadaşımızdan - Simay (zimlicious) ve Merve (kitab-ı sevda) bu konuda kesinlikle başı çekiyorlar! - duymuştuk ve bu turu gerçekleştirdiğimiz için çok duygulandık. Mecazen de değil, bu kitabı gözünüze kestirmişseniz mendillerinizde yanınızdan eksik olmasın!

Eveeet, bakalım Ütopik Kızların menüsünde neler var?

24 Aralık 2012 Pazartesi

# ÜKG # Yılbaşı Çekilişi




Merhabalar,

Daha önceki çekilişimin sonucunda ve ÜKG sayfasında da duyurduğumuz üzere size bir süprizimiz vardı. Süprizimiz ise yılbaşında bütün ÜKG bloglarının çekiliş yapmasıydı. Bu sefer çekilişle üç kişiye birer kitap hediye edeceğim.

Hediyeler;

Temizlikçi - Paul Cleave
Boleyn Kızı Philippa Gregory
Kara Melekler - Karleen Koen

31 Ağustos 2012 Cuma

Aşkta İlk Çeyrek - Susan Elizabeth Phillips



Kitap Adı: Aşkta İlk Çeyrek
Yazar Adı: Susan Elizabeth Phillips
Türü: Günümüz Aşk
Yayınevi: Pegasus
Seri Adı: Chicago Stars
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 7
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 464
Çıkış Tarihi: 2011


Bu yazarın anlatımını, esprili diyaloglarını, karakterlerini çok seviyorum. Aşk Kapıyı Çalınca kitabına güvenerek aldım ve beni yanıltmadı, keyifli bir okuma süreci yaşadım. Kapağa ise bayıldım, kitaba çok uyuyor. Yorumlarımı okuyanlardan çekişmeli karakterleri sevdiğimi bilmeyen kalmamıştır. Bu kitapta buna güzel bir örnekti. Dan karakteri sinir küpü, maço, süslü köpeklerden nefret eden - çaktırmayın, kitabın sonunda onlara baya sempati duymaya başlamıştı! - fiziken de duygusal olarak da odun diye tabir edilenecek biri... ta ki Phoebe ile tanışana kadar.

Phoebe karakterisi ise geçmişinin izlerini herkesin görüp kapıldığı dış kabuğuyla gizlemeye çalışmış 32 yaşında, düşünceli, sinirli, inatçı bir kadın. İki kafadar bir araya gelince kavgalar, çekişmelerde kaçınılmaz tabiki. İlk tartışma konusu ise Phoebe'nin ciğeri beş para etmez babasının ölüp ona ders vermek için Chicago Stars takımının başına geçmesini vasiyet etmesi ve Phoebe'nin bu vasiyete karşı gelip işe gitmemesiyle başlıyor.

İşler aksamıştır, öyle ki oyuncuların sözleşmeleri askıdadır ve bunlar Phoebe'nin imzası olmadan yapılamayacak şeylerdir. Sabrının sınırına gelen Dan bu aptal sarışın seks bombasının aklını başına getirmek için evine gider ve onu bir şekilde işin başına geçmesine ikna eder. O vakitten sonra olaylar, skandallar, nü pozlar, ilişkiler peşi sıra kovalamış ve Chicago Stars takımını milletin gözü önünde düşürmüştür. Ta ki takım kendini toparlayıp maçları kazanana kadar. Phoebe bir takım idare edebilmeyi öğrenmeye başlamıştır ama Dan gibi bir adamı dizginlemeye cesaret edebilecek midir?


Değerlendirme;



30 Ağustos 2012 Perşembe

The Darkest Night, The Darkest Kiss - Gena Showalter



Kitabın Adı: The Darkest Night, The Darkest Kiss
Yazar Adı: Gena Showalter
Türü: Fantastik, Mitolojik, Romantik
Yayınevi: HQN
Seri Adı: Lord of the Underworld
Seri Sıralaması: 1,2
Toplam Kitap Sayısı: 10 ve çoğalıyor!
Format: E-Book
Dil: İngilizce / Türkçesi de mevcuttur!
Sayfa Sayısı: 379, 368
Çıkış Tarihi: 2007, 2008


Öncelikle bu seriyi beğenen bir çok insan olduğundan kendimi yorumuma ekleme ihtiyacı duyduğum bir durumum var. Bu seri hoşuma gitti mi? Gitti. Yazar beni deli etti mi? Etti. Bu kitap havasında mıydım? Değildim. İşte bu konu kitaba bakış ve yorumlayış açımda çok büyük etken sağlayabilir. Ben beğenmeyebilirim, belki sizin hoşunuza gidebilir. Velhasılı kelam, yunan mitolojisine merakımı çoğaltan yepyeni bir kurguydu. Olmazsa olmazımız deyim yerindeyse taş gibi, sahiplenici, içlerine öcü - ben öcü diyorum siz iblis anlayın canım - kaçmış, yaralı askerler topluluğuda hikayeye dahildir. 

Hikayeye göre bu askerler - Efendiler -13 kişi. Olimpos Dağındaki tanrıları korumakla görevliydiler. Ama en kötü iblislerin kapatıldığı bir kutu üzerine anlaşmazlığa düşdüler. Herkes böyle bir görevin kendine verilmesini isterken, bayan bir askere verilmesi üzerine bu 13 asker bir şekilde kutuyu açıp içinde ki öcüleri dışarı salma salaklığında bulunuyor bir kere. Ölümsüz mölümsüz ama bazen harbi aptallaşabiliyorlar hani.

Bütün bu kaosun üzerine Zeus hepsinin içine iblislerden bir tane hapsediyor. Çıkarılmamak üzere. Eğer çıkarılırsa hem iblis dünyaya salınacak, hemde  aynı zamanda Karanlığın Efendileri adını alan Efendilerimizde hayatta kalamayacaktır.

Tüm seri ortak bir paide de gitse de, her kitapta birinin eşleşmesini okuyoruz. Ortak amaç ise Avcılardan önce Pandora'nın kutusunu bulup yok etmek. Çünkü Avcılar kutuyu ele geçirirse ölecekler.

İlk kitapta Maddox yani Şiddetin Koruyucusunu okuyoruz. Kendisi içine iblis yerleştirildikten sonra, iblise karşı gelemeyip Pandora'yı öldürmüş. Bunun üzerine de tanrılar ona ayrı bir lanet vermişler. Her gece yarısı aynı Pandora'yı öldürdüğü gibi karnından altı kere bıçaklanıp, öldürülecek ve ruhu cehennemde şafağa kadar yanacaktır. Bu lanet beraberinde iki Efendiyi de bağlıyor aynı zamanda. Acının Koruyucusu Reyes onu bıçaklamak, Ölümün Koruyucusu Lucien ise ruhunu cehenneme kadar eşlik etmekte görevlilerdir.

Efendiler aynı zamanda yıllar önce içlerinden birinin tuzağa düşürülüp öldürülmesiyle ikiyi ayrılmışlar. Altısı Macaristan'da, altısı ise Yunanistanda yaşamış uzun zamandır. İlk kitapta Avcı tehlikesi yüzünden birleşmekteler.

Maddox'u çeken kadın ise aslında yıllardır anlamadan Avcılar için çalışmış, doğaüstü yeteneği olan biri. Aralarında ki etkileşim birbirlerini gördükleri andan beri başlıyor. Kavuşmaları için tek anahtar ise büyük bir fedakarlık.

İkinci kitapta Ölümün Koruyucusu Lucien anlatılıyor. Pandoranın kutusunu bulma yolunda tüm Efendiler bir tarafa dağılmış durumda. Olimposta'da yönetim değişmiş. Yıllardır görmezden gelinen Efendiler şimdi tüm ilginin odağı haline geliyorlar. Durum buyken, oğlanımızın da Anarşinin Tanrıçasına kendini kaptırması pek iyi olmuyor. Her zaman ki gibi mutlu son bir fedakarlıktan geçiyor.


İlk kitapta yazarın çiftimizi bir türlü gönül rahatlığıyla okutmayıp, karakterden karaktere POV'leri - Point of View - Bakış Açıları - değiştirmesi beni sinir etti. Tam hah bir şeyler oluyor derken, tak, başka bir olaya atlıyoruz. Cidden sabrımı zorladı bu konuda. Hele ki kızımızın saftiri halleri gerilmiş sinirlerime pekte yararı olmadı açıkçası.

İkinci kitapta ise yazarın okuru bilerek delirttiği kanım kesinlik kazandı. Zira çiftimiz birbirlerine "Hayır!" deme işini oyunu çevirdiler. Sıra bende, sıra bende! dermiş gibi paslaştı durdular. Hele iki kitapta koskoca dağ gibi adamları tanrıların önemsiz gibi dize getirmesi çok itici bir unsur teşkil etti benim için. Karakterimin bu kadar güçsüz bırakılmasına veya başkaların keyfi uğruna zor bırakılmasına alışık olmadığımdan olabilir.

Lafın özü kurgu hoştu ama yazarın işleyiş tarzına biraz alışmama rağmen hala benimsemiş değilim. Şansımı şu anlık zorlamayıp seriye devam etmeme kararı aldım. Bundan sonra ki kitaplarda ne olacak diye merak etmiyorsam da ne olayım. Hele Paris yani Şehvetin Koruyucusuna. Kitabın sonlarına doğru yazar ağzımı açık tutacak bir sahneyle beni şaşırtmayı becerdi. Ama ağına düşüremedi. Yemezler. Yedi kitap var daha onun kitabını okumama be kadın! Beni şu anlık çokta çekemeyen bir seri oldu. Umarım siz seversiniz!


Değerlendirme;


24 Ağustos 2012 Cuma

Akşam Yıldızı - Samantha James




Kitap Adı: Akşam Yıldızı
Yazar Adı: Samantha James
Türü: Tarihi Aşk Romanı, Regency
Yayınevi: Pegasus
Seri Adı: McBride Family
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 320
Çıkış Tarihi: 2011

Kitap güzeldi. Yer yer duygulanıpta ağlamamaya çalıştığım zamanlar oldu. Tabi bu şu anki psikolojik durum yüzünden de olmuş olabilir. O yüzden çok acıklı bir roman olarak algılanmasını istemem. Tam sevdiğim kriterlerdeydi. Kavgalı çiftler, uygunsuz durumda yakalanıp jet hızıyla düğün, evliliğin ilk günlerinin bol kavgalı olması vs derken sıkılmadan okuduğum bir kitaptı.

Konusuna gelirsek Anne 20'li yaşların başında maceraperest bir kız ve aynı zamanda bir Dük'ün kız kardeşidir. Bir gün parkta kuzeniyle beraber onun çocuklarını oynatırken meydana gelen bir kazada Simon Blackwell çocuklardan birini kurtarmış ve ailenin minnetini kazanmıştır. Anne ise onu azarlayan bu adamdan hiç mi hiç hoşlanmamıştır. Öyle ki yakışıklılığını farketmesi, onu hiç aklından çıkaramıyor olması daha da sinirini bozuyordur. Derken şans bu ki Simon'ın doğum gününü kutlamak için Londra'ya geldiği teyzesi annesinin yakın arkadaşlarından çıkmış ve partinin asıl yapılacağı yerin sahibinin rahatsızlanmasıyla parti onların evinde yapılmıştır. Anne Simon ile barış yapmaya karar vermiştir. Heralde balo süresince ona seviyeli davranabilecek kadar sabıra sahiptir değil mi? Bu düşünceleri azılı düşmanı tarafından balkonda Simonla öpüşürken yakalandığında tamamen yıkılmıştır. Barış yapması gereken kişi artık onun kocasıdır.


Değerlendirme;


3 Ağustos 2012 Cuma

Serseri - Rachel Vincent




Kitap Adı: Serseri 
Yazar Adı: Rachel Vincent
Türü: Fantastik
Yayınevi: Pegasus
Seri Adı: Dönüşüm
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 6
Format: Paperback
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 495
Çıkış Tarihi: 2011
Çevirmen: Sibel Bayındır

Evet ,dişli bir kediyle tanışın!

Faythe türünün 8 dişisinden biri ve ailesinin göz bebeği. Buna rağmen isyankar tavırlarıyla ailesinden 5 yıl uzakta kalabilmeyi başardı. Ama bir serserinin kendisine saldırması ve akabinde bu saldırıların bir çok dişi kedininde başına gelip kaçırılmasını öğrenmesi Faythe'nin iyice canını sıkmıştı. 5 yıl elinde tuttuğu özgürlüğü ondan alınıyor ve eve dönmeye zorlanıyordu, buna eski erkek arkadaş sendromuda eklenince Faythe onu bekleyen kaderden olabildiğince kaçma arzusundaydı. Kötü adamlar onu kaçırınca bazı şeyleri ömrü boyunca bekletemiyeceğini ve zamanın boşa harcanmıyacak kadar değerli olduğunun farkına varmıştı Faythe. Gurur sürüsünün bir parçası olmayı daha fazla erteleyemezdi.

Faythe hem kaderine hemde sevgisine boyun eğecek midir ?

Şahsi yorumuma gelirsek serinin ilk kitabı olduğu hususuyla diye düşünüyorum çok fazla tanıtım bölümü bulunmaktaydı ama kitabın yarısından sonra heyecanlıydı :)


Değerlendirme;



18 Şubat 2012 Cumartesi

Fifty Shades of Grey - E.L. James




Kitap ismi: Fifty Shades of Grey
Yazar Adı: E.L. James
Yayınevi: The Writer's Coffee Shop Publishing House
Seri Adı: Fifty Shades
Seri Sıralaması: 1
Toplam Kitap Sayısı: 3
Türü: Günümüz Romans, Erotik, BDSM
Format: E-Book
Dil: İngilizce
Sayfa: 356
Çıkış Tarihi: 2011


BDSM nedir?

Seksüel tercihleri diğer insanlar gibi olmayan, itaat etmek, ettirilmek isteyenlerin tercih ettiği ilişki biçimine BDSM denir. Tam olarak açarsak bu ilişkide taraflardan biri dominanttır ve partnerine istediği herşeyi yaptırabilir. İtaat eden ise buna karşı çıkmamalıdır. Aksi halde dominant tarafından cezalandırılır. Burada dominant ve itaat eden kişisel tercihe göre değişim gösterebilir. Kimi zaman kadın dominant, erkekte itaat eden olabilir. Bu tür ilişkilerde araç olarak kırbaçlar, kelepçe gibi şeylerde kullanılır. Tamamen bir efendi, köle oyunudur.

Konumuza gelirsek, hikaye kadın - malesef ki - kahramanımızın ev arkadaşının hastalanıp, kızımızın onun yerine Christian Grey ile röportaja gitmesi ile başlıyor.

Ana daha önce hiç bir erkeğe karşı böyle bir şey hissetmediğinden adamdan oldukça etkilenmiş, aynı zamanda korkmuştur. Sonrasında bu etkilenmenin karşılıklı olduğunu Grey'in sürekli karşısına çıkmasıyla, hediyeleriyle fark eder. Ama adam onu sürekli uyarmaktadır. Bak kızım, ben senin bildiğin erkeklerden değilim, romantizm hiç tarzım değil demiştir. Ama bizim saf ve pak Ana hayatının büyük adımını atmak için bula bula Christian'ı bulmuş mudur?

Adamda cevap olarak kıza bir sözleşme dayamıştır. İstediği şey bir BDSM ilişkisidir. Ve sözleşmede de karşılıklı uyulması gereken şartlar belirtilir. İtaat, cezalandırma gibi tipik şeylere kişisel temizlik, özel eğitmen, itaatkarın herşeyini dominantın karşılaması gibi ek kurallarda verilmiştir.

Kızımız bu sözleşme karşısında şöyle bir durur. Gerçekler hafif hafif kafasına vurmaktadır. Böyle bir şeyi gerçekten istiyor mudur? Hayır. Peki, Christian'ı ne pahasına olsun istiyor mudur? Kesinlikle evet. Christian ona bu sözleşmeyi göstermeden önce de bir sözleşme daha imzalamıştır. Aralarında geçenleri kimseye anlatamazdır. Bu yüzden sözleşme şokuyla tek başına atlatmak zorunda kalır ve adama düşüneceğini söyler.

Bu arada sözleşmeyi imzalamadan beraberliklerine başlamayacağını söyleyen Christian sözünü bozmuştur. Kızın bu tür konularda pek bilgili olmadığını biliyordur ama tamamen saf olduğunu öğrenmesi bir şok olmuştur. İçten içe de sevinmiştir. Kız üzerinde tam bir sahiplik duygusu baş göstermiştir. Ne tür şeyler beklemesi gerektiği içinde kızı Ana'nın tarifiyle Acıların Kırmızı Odası'na götürür.

Kızımız ilk badireyi gayet iyi atlatmıştır. Şaşkındır ama güvenli kelimeleri kullanmamıştır - güvenli kelimeler partnerin acıyı daha fazla kaldıramayacağı zaman kullandığı dur anlamında bir kelimedir. Partnerler tarafından kararlaştırılır. - Bu sürede Ana hayatına devam etmektedir. Okulundan mezun olur ve Seattle'a taşınma olayları başlamıştır.

İlişkileri sırf hafta sonları içerisinde olsa da gün içinde Christian kızdan neler yaptığına dair sürekli mail bekliyordur. Bunun için kıza bir laptop, hatta Blackberry bile almıştır. Kız tabi hediyeler karşısında ezilip büzülür ama bu konuda Christian kesinlikle itiraz istemiyordur.

Ana ilişkiye girdiği adam hakkında gerçekte hiç bir şey bilmediğinin farkına varır. Evet, küçükken evlatlık alınmıştır. Ama öncesinde nasıl yaşıyordur? Neden kendine dokunulmasından bu kadar nefret ediyordur? Onu bu tür zevklere alıştıran annesinin arkadaşı da kimdir? Ana bunlara benzer binlerce sorularla kitap boyunca boğuşmaktadır :)Ana Christian'ın hayat biçimine uyum sağlamaya çalışırken ondan daha fazlasını - aşkını, sevgisini - beklediğini ve gittikçe aşık olduğunu fark eder. Christian ona istediklerini verebilecek midir?

Kitap bir seridir. Üç kitaptan oluşmaktadır. Ve hepsinde de bu çiftimiz anlatılmaktadır. Üçüncü kitap 8 gün sonra Amerikada çıkacaktır.

Sevdiklerim;

Christian - Bunu sevdiklerime eklemeden edemezdim. Bayıldım. Tam benim tarzımda bir eleman yahu. Hiç bir zaman gerçek rengini birileri gibi gizlemedi. Neysem o dedi, dayadı sözleşmeyi kıza, e daha ne yapsın? Geçmişi de pek parlak değil kuzumun, oy oy bağrıma basasım geldi ama yok bundan hoşlanmıyor :D
Mail - Maillerin çoğunluğunda kahkaha attım. Çok hoştu, şirin bir ekstra olmuş bence. Yazarı tebrik ettim bu konuda.
İki karakter arasında boğulmama - Evet, şu ana kadar okuduğum çoğu BDSM hikayesi beni bu açıdan boğmuştur. Çok fazla erkek, kadın karakter arasında geçer. Ama bu kitapta bunu yaşamadım. Yatak odasından ibaret değildi. Gezdilerde, yemekte yediler, uçtularda vs. Bu tür ayrıntılar hoşuma gitti.
Hediye alma hastalığı - Şu kadın kahramanların erdem timsali kesilmelerini hiç anlamam zaten. Adamın içinden kopmuş almış sana. Ne öyle geri çevirmeye çalışmalar filan? Tamam kabul ediyorum, ilk seferde kabul etmek hoş görünmez ama bir kere reddedirsin, adam ısrar eder, kabul edersin, budur yani. Bunu bambaşka bir şey haline getirmenin anlamı yok. Ama Christian'ın bu jestleri çok hoştu :D
Kızın bir mesajıyla yanında bitmesi - Ah bir bittiğim özelliği daha :D Bu huyuna bayıldım Christian'ın.
Baskıcı olmaması - Kıza ya hep ya hiç demedi ya sevdim keratayı. Hemde onun şartlarına da uymaya çalıştı. Bencil ve baskıcı değil benim karakterim :D
İlkler - Ah bu konuda ayrı bir favorim :D Takıntımda vardır bu konuda. Yaşadıklarının birbirlerine yabancı ve şaşırtıcı gelmesi güzeldi :) Christian'ın kimseyle uyuyamaması gibi şeyler.
Kıskançlık krizleri - Haha çok güldüm bu sahnelerde :D Christian feci sahiplenici. Ailesinden bile kıskanıyor kızı, ötesi var mı?
Kızın iç tanrıçasının sesleri - Emin olun bunu karakterin kendisinden daha çok sevdim. Hiç karakter gibi değil. :D

Daha çok sevdiğim vardır ama bunlar aklımda kalanlar.



Sevmediklerim;




Ana - Bak gene bela okutturacak bu kız bana. Kitabın sonu için hala şişmiş ve kızgın haldeyim allahım sen git beni en son sınırda cezalandırmanı istiyorum de, sonra istediğini al da adamdan nefret et. Böyle mankafa ne gördüm ne işittim ne okudum yahu. Worst Female Ever diye bir anket gördüğüm anda oylayacağım kesinlikle. Tamam şimdi böyle yazınca mantıklı yönüm devreye girdi ve beni ikna etmeye çalışıyor. Daha 21 yaşında ablası, küçük daha. İlk ilişkisi, ilk aşkı. Hata yapar oda diyor demesine de olan Christian'ıma oldu yahu! Affedemem, edemiyorum.

Hediye alamama olayları - Daha önce belirttiğim gibi kızımız deli etti beni bu konuda.

Kızarıp bozarmalar -
Kitabın %20lik kısmında kızın kan basıncının yüksekliğinden nalları dikeceğini düşündüm. Bu kadar kızarmak olur mu? Sonra noldu bak şak diye bitti gitti :D Oldu mu şimdi? 

Sonu - Evet, sonunu sevmedim. Nefret ettim. Böyle yerde biter mi sayın yazar ya? Benim beklememe gerek yok, hadi kitap çıktı, ama bekleyenlerin hakkını ödeyebilecek misin acep?

Christian'ın pedofil ex'i - Bak ilk defa Ana ile aynı kanıdayım. O kadından hiç hazzetmedim. Bu kitaptada çıkmadı karşıma ya içimde ukte oldu.

Dokunmama huyu - O konuyuda bu kitapta çözemedik, gene içime uktedir.

Daha sevmediğim bir kaç tane var ama aklıma gelmedi :D


---

Konunun büyük içeriğini kapsayan BDSM konusunda diyebilirim ki; yazar bize bu konuda çok bir şey gösteremiyor. Zira Ana'nın limitleri Christian'a göre oldukça kısıtlı olduğu için ilk kitapta şaplak, kırbaç gibi bir kaç şeyden ötesine gidilen bir durum söz konusu değil.


Değerlendirme;


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...